Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
23 Eylül 2016 Cuma, 09:49

Öğretmenlik   Kutlu bir emaneti yüklenmiş, yol alıyoruz kaderlerimizin tayin ettiği istikamette..İnsanlığın en kadim mesleğini icra ve ifa etmeye çalışıyoruz.Hayatın en kadim,en mühim, en onurlu, en hayati, en zaruri; zahiren kolay, batınen pek müşkül ve meşakkatli mesleği bu. Kutsal bir yönü de var; çünkü tüm nebilerin ortak mesleği.. “İnsan Mimarları” diyordu bir bilge zat.. Evet […]

Öğretmenlik

 

Kutlu bir emaneti yüklenmiş, yol alıyoruz kaderlerimizin tayin ettiği istikamette..İnsanlığın en kadim mesleğini icra ve ifa etmeye çalışıyoruz.Hayatın en kadim,en mühim, en onurlu, en hayati, en zaruri; zahiren kolay, batınen pek müşkül ve meşakkatli mesleği bu. Kutsal bir yönü de var; çünkü tüm nebilerin ortak mesleği.. “İnsan Mimarları” diyordu bir bilge zat.. Evet inşa olunması gereken dimağlar var.Teşekkül ve tekemmül olması gereken şahsiyetler..

Peki niçin önemli bu mesleğin layıkıyla, ehliyetli ve liyakatli ellerle,gönüllerle icrası? “Çeşmelerden bardağın doldurmadan kor isen / Bin yıl anda durursa kendi dolası değil.” demiş İskender Pala’nın deyişiyle “Bizim Yunus”. Kendi kendine bin yılda dolası olmayan gönülleri,dimağları ilimle,irfanla,ahlaki erdemlerle doldurmak,donatmak,tezyin etmek için.. Gülistanlar, çiçeklerle neşv ü nema bulsun için.. Yarınlar,bugünlerden iyi olsun için.. ve en büyük karanlık (zulüm) olan cehalete meşaleler,mumlar,fenerler tutmak için.. Her nefesi kıymetli bu hayatın her anına anlam kazandırmak için.. “İçin”leri, “çünkü”leri çoğaltmak mümkün. Bu yazıyı okuyan herkes, ruhunun, vicdanının aynalarına akseden yaşantılarını hatırlayıp kendi eğitim hayatında rolü olan tüm öğretmen ve öğretenleri düşünerek “için”lerin “içi”ni doldurabilir.

“Öğretmen ne yapar?” , soru bu. “Ben bir öğretmenim / gecelerim kara tahta, gündüzlerim tebeşir / fecrimde devler güreşir” demiş  şair.. Kendisi dev olmasa da devasa adımların ve sonuçların insiyakçısıdır,inkişafçısıdır öğretmen.. Ufuklar açar,hedef gösterir, yön verir. Hayat yolcusunun yolundaki işaretleri öğretir öğretmen, her an karşısına çıkabilecek fasitler yoldan saptırmasın veya yolsuz bırakmasın diye yolcuyu. Sonuçları az veya çok te’sirli, tahrip edici ya da yok edici ameli kazalar yaşanmasın deyi nefes tüketir, törpülenen ömrünü tüketir öğretmen.. Çünkü bilir ki bazen küçük bir söz, bir eylem hatta bir atf-ı nazar bile yaşça küçük insanların kaderlerinde büyük roller oynayabilir..

Modern çağda yaşıyoruz, bu modernlik yaşamlarımızı iliklerine kadar değiştirdiği gibi algılarımızı, anlayışlarımızı da değiştirdi. Modernitenin bize çaktırmadan benimsettiği hususlardan biri de değer verme,biçme kıstaslarının,mihenklerinin neredeyse tamamen maddiyattan oluşması.. Materyalist, maddeci, çıkarcı anlayışlarla, gözlüklerle bakar olduk her şeye.. Kıymet biçmek ve buna bağlı olarak kıymet vermek çok önemli, hayattaki her şeyde ve her amelimizde. Beklentiler, kıymet biçmenin de en önemli kıstaslarından tabii. Eskiden ‘eğitim’ kelimesinin karşılığı ‘maarif’ti. Bu kelime ‘irfan’ kelimesinden türetilmiş bir kelime ve evveliyatta eğitime nasıl bakıldığını da müsemmasından (adlandırılışından) anlıyoruz. İrfan ne demek? Şimdilerde sadece özel isimlerde yaşayan bir kelime sanırım. Ayrı bir yazı konusu olabilecek çapta bir mevzu aslında. Birçok tanımı ve diyalektiği var ‘irfan’ın.. İşin orasına girecek değilim.. İrfan, hakkı,hakikati sezgisel biliş olarak tanımlanabilir.  İrfan sahibi olana ‘arif’,ilim sahibi olana ‘alim’ denir. Bizim çağdaş dönemde ‘eğitim’ diye adlandırdığımız kelime bu. Eğitim kelimesi maarif’in mahiyet yönünü değil de usul yönünü karşılıyor kanaatimce. Çünkü ‘eğitim-öğretim’için bugün sadece bir kurul ismi olarak bilinen ‘ta’lim ve terbiye’ tabirleri kullanılırdı eskiden.. Lafı yine doladım. Güzaf olmadan laf, maksada geleyim. Demincek bahsettiğim kıstas meselesi.. Öğretmenliği sadece ilim öğretmek olarak sınırlar ve kıstasımızı bu şekilde koyarsak bakış açıları da değişir, beklentiler de. İlim ve irfan sahibi nesiller yetiştirmek olmazsa gayemiz, ‘eğitim’in kalitesini, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin iyi veya kötü oluşu algısını sınavlara, sınavdaki net sayılarına mahkum edersek, işin terbiye-eğitim boyutunu es geçersek zaman bize neyi ta’lim eder bilmiyorum.

Ma’navi kıymeti maddi hiçbir şeyle ölçülemeyecek eylemler var hayatta.. Beyin gücüyle yapılan işlerde elde edilen başarının veya yapılacak hatanın maddi çok büyük sonuçları olur. Bu zaviyeden bakılırsa yarınları şekillendirmek de bu işlerin en önemlilerinden.. Bu görevi üstlenmiş olanların başarıları büyük muvaffakiyetlere, hataları büyük ziyanlara yol açar. Bu yüzden yaptıkları işe, şeklî ve zahirî kıstaslarla paha biçilmemeli. Zira böyle olursa (yine irfan kökünden türetilmiş olan) ‘marifet’ çıkmaz ortaya. Ma’lum-u âlinizdir ki “Marifet, iltifata tabidir.”..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: