Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma
03 Mayıs 2017 Çarşamba, 10:22
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

‘Öğretmenler Öğrenciyi İnşa Etmezler’miş (!)

‘Öğretmenler Öğrenciyi İnşa Etmezler’miş (!)   İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER), bazı okul ve üniversitelerle işbirliği yaparak altı ay sürecek bir çalışma başlatmış. Adı, Etkili Öğretmen Çalıştayı. Öğretmen Akademileri alt başlığı ile çalışacak bir etkinlik. Çalıştayı hayata geçirmelerindeki amaç olarak da; “öğretmeni en temel özne olarak görmeleri.„ Güzel bir girişim, yaralı bir çalışma, iyi niyetli […]

‘Öğretmenler Öğrenciyi İnşa Etmezler’miş (!)

 

İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER), bazı okul ve üniversitelerle işbirliği yaparak altı ay sürecek bir çalışma başlatmış. Adı, Etkili Öğretmen Çalıştayı. Öğretmen Akademileri alt başlığı ile çalışacak bir etkinlik. Çalıştayı hayata geçirmelerindeki amaç olarak da; “öğretmeni en temel özne olarak görmeleri.„ Güzel bir girişim, yaralı bir çalışma, iyi niyetli bir başlangıç. Ancak ne var ki yapılan bir konuşma ve dile getirilen değerlendirme ile daha baştan çelişkiler içermekte.

Çalıştayın açılışını yapan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünden bir yetkili, konuşmasında aynen şunları söylüyor: “Öğretmenler geleceği inşa eder ve geleceğin mimarlarıdır ancak biz biliyoruz ki öğrenciyi inşa etmezler. Bizim en temel vazifemiz; kendilerini inşa etmelerinde onlara yol göstermek, ışık olmak, yanında olmak ve onların destekçileri olmak. Bunu gerçekleştirebilirsek inanıyoruz ki çok daha güzel günlerde buluşacağız.

  Şimdi isterseniz bu sözlerdeki çelişki ve yanlışlara girmeden, konuyla ilgisinden dolayı önce Atatürk’ün bir iki vecizesini hatırlayalım. Ne diyordu büyük kurtarıcı: “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır .„ Bir başka ifadesinde de öğretmenlere seslenerek: “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.„diyor. Bu iki veciz ifadeden sonra bir de “eser„ sözcüğünün sözlük anlamına bakalım: “Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt.„demek “İnşa etmek„ fiilinin anlamını da hatırlayalım: O da; yapı kurmak, yapı oluşturmak gibi bir anlam içeriyor. Bunu yapanlara da inşaat mühendisi, yapı ustası, mimar diyoruz.

Şimdi çalıştayın açılışındaki konuşmaya dönebiliriz: “Öğretmenler geleceği inşa eder ve geleceğin mimarlarıdır.„ Kimdir bizim geleceğimiz? Öğrenciler, yani gençlik değil mi? Cümlenin bu kısmına bir diyeceğimiz yok. Elhak doğrudur. Bizim geleceğimiz; gençlerimizdir. Öğretmenler de onları yetiştiren mimarlardır. Bu cümle ile öğretmeni bir mimar, öğrenciyi de o mimarın yetiştirip ortaya koyduğu “eser„ olarak kabul ediyor. Hemen arkasından gelen cümleye bakınız: “Ancak biz biliyoruz ki öğrenciyi inşa etmezler.„ Lafa bak hizaya gel… Peki, öyleyse hemen soralım:

  1. “Öğretmenler geleceği inşa eder ve geleceğin mimarlarıdır.„ cümlesindeki gelecek; sadece önümüzdeki yıllar, yüzyıllar mıdır? Yoksa somut olarak gençleri de kapsar mı kapsamaz mı? Bize göre gelecek; tam da gençliktir, gençlerimizin tam kendisidir.
  2. “Öğretmenler geleceğin mimarıdır.„ Gelecek; soyut olarak önümüzdeki yıllar anlamına gelse de asıl somut anlamı gençliktir, gençlerdir. “Mimar„ sözcüğü ise, ortaya somut bir eser koyan usta demek olduğuna göre, bu somut eser, öğrencinin ta kendisidir. Mimar da öğretmenden başkası değildir. Atatürk’ün; “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.„ diye apaçık belirttiği gibi… Zira o eseri inşa eden ustanın öğretmenden başkası olmadığına büyük kurtarıcı çok güzel işaret ediyor. Şimdi gelelim garip ifadeye: “Ancak biz biliyoruz ki öğrenciyi inşa etmezler.„ Sözün devamında da: “kendilerini inşa etmede yanlarında olmak, yol göstermek, ışık olmak, destekçileri olmak„tan bahsediliyor. Şimdi soralım:
  3. Eğer öğretmen geleceğimizin mimarı ise (ki tam da öyledir):
  4. Bu gelecek nedir, kimdir?
  5. Mimarın görevi, ortaya somut bir eser koymak değil midir?
  6. Öğretmen, öğrenciyi inşa etmiyorsa, onu inşa eden kimdir? Akıllı tahtalar mıdır? Tabletler midir? Laptop mudur?
  7. Bir öğrenci, öğretmen olmaksızın kendi kendini nasıl inşa eder? Bu süreçte öğretmenin rolü ve işlevi sadece yol göstermek, ışık tutmak, yanlarında olmak mıdır?

Eğitim-öğretim sürecinde öğretmeni hem “en temel özne„ olarak göreceksiniz, ardından da kalkıp: “öğrenciyi inşa etmez„ diyeceksiniz… Büyük bir çelişki değil mi? O zaman büyük kurtarıcının deyimiyle “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür„ bir nesli kim yetiştiriyor acaba? Öğrenciler veya gençlik; kendi kendine mi bu değerlerle, bu erdemlerle donanıyor? Yoksa bir sihir veya büyü sonucu mu? Bir gencin dinine, diyanetine, ailesine, vatanına, milletine, bayrağına, devletine bağlı yerli ve milli bir değer olarak yetişmesini kim, kimler sağlıyor acaba? Öğrenciler, gençler ne zamandan beri bu güzel erdemlerle donanmada, “kendilerini inşa etmede„ tek başına yeterli olmuş veya olmaktadırlar? Buna imkânı var mıdır? Mademki bu süreçte öğretmenin rolü (bazılarına göre) o kadar da önemli değildir, mademki sadece yanlarında olmak yeterlidir, o zaman öğretmene “mimar„ değil, “mimar yardımcısı„ diyelim, olmaz mı? Değil mi ki gençler “kendi kendini inşa ediyor„ , değil mi ki öğretmen, “öğrenci inşa etmiyor„ o zaman öğretmen, geleceğimizin mimarı da değildir (!) , yeni nesil de onun eseri değildir (!) gibi garip bir sonuç çıkmaz mı?

Onca açık, apaçık gerçeğe rağmen siz adı da “Öğretmen Çalıştayı„ olan bir etkinlikte öğretmeni böyle ikinci plana iterseniz yaptığınız çalışma ve varacağınız sonuçlar ne derece doğru olur? El insaf!.. Haydi öyleyse! Yanlış iliklediğimiz ilk düğmeyi doğru ilikleyelim ki diğerleri yanlış olmasın.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: