Son Dakika
19 Nisan 2018 Perşembe
19 Şubat 2018 Pazartesi, 08:52
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Öğretmen İtibarını, Eğitim Değerini Kaybetti

Öğretmen İtibarını, Eğitim Değerini Kaybetti

 

Öğretmek… Gizemli kavram… Çocuklarımızı ya da gençlerimizi maharetli elleriyle yoğuran, istenilen şekli veren, onu istikbele hazırlayarak bir takım değerleri kazandırmanın yanında bilgilendiren ustanın adı muallim ya da öğretmen…

Bizim öğrencilik yıllarımızda baş tacı olarak kabul ediliyor ve ana-babalar “Eti senin, kemiği benim” diyerek gönül rahatlığıyla çocuğunu teslim ediyordu onlara…

Öğretmen, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Sözüyle yüceler yücesine çıkarılmış, her hürmete ve değere layık görülmüş bir abide…

Öğretmen, sıçrattığı çamurla kaftanı, öldüğünde kefen olarak örtülmesini vasiyet eden Yavuz Sultan Selim anlayışı ile saygı duyulan şahsiyet…

Şimdilerde bu anlayışın esamisine bile rastlamak ne mümkün! Her türlü saygıyı, sevgiyi, ihtiramı kaybettiğimiz öğretmenleri sadece 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde hatırlıyoruz.

Ve onları birkaç yapmacık gülücükle, süslü sloganla, cafcaflı sözcükle, samimiyetten fersah fersah uzak sözde merasimle yere göğe sığdıramıyoruz.

Bütün bunlar yapılırken de ne program organizatörleri yaptıklarının samimiyetine inanıyorlar ne de muallim ordusu… Çünkü aradan geçen 364 günde söylenilenlerin hiç biri hayata geçirilmez.

Öğretmenler Günü vesilesiyle hatırlanan öğretmenlere alay edercesine atılan nutuklar, verilen envai çeşit vaatlerin hiç birisi hayata geçirilmedi, geçirilmez.

Öğretmenlerin problemlerine çözüm her sene bir başka bahara kalır. Meydanı geniş bulan yetkililer ve etkililer attıkları nutukların, verdikleri sözlerin hiç birinin arkasında durmaz.

Öğretmenin, kalite erozyonundan, itibarın kaybolmasına, maaş sıkıntısından güvenlik problemine, sendikalaşma sorunlarından, özlük haklarının iyileştirilmesine kadar, dededen toruna intikal eden yığın yığın sorunları bir türlü çözüm bulamadı.

Ülke çapında görev yapan bir milyona yakın irfan ordusu, bu gün ne yazık ki param parça  her biri farklı bir sendikal yapının içinde, farklı siyasi parti’nin kuyruğunda dolaşıp durmaktadır.

Kimileri iktidarın arka bahçesi, kimileri muhalefetin arka bahçesi olurken birileri de bu parçalanmışlıktan bu dağınıklıktan istifade ile öğretmeni her gün biraz daha itibarsızlaştırıyor.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde öğretmenlik yapmak, adeta ateşten gömlek. Büyük fedakârlıklara katlanmak gerekir.

Birleştirilmiş sınıflar, ulaşım, fizikî yetersizlikler, barınma ve deneyimsizlik gibi pek çok sorunun yanı sıra terör örgütlerinin öğretmenlere yönelik saldırıları, öğretmenlerin bu bölgelerde görev yapmalarına engel oluyor.

Terör örgütü tarafından yapılan saldırılarda katledilen öğretmen veya Milli Eğitim mensubu sayısı belki binlere baliğ oldu.

Eğitimde problemlerin, özellikle de öğretmenlerin problemlerinin halledilmesi için acilen bazı yasal düzenlemelerin olması gerektiğini hepimizden en fazla yetkililer ve etkililer biliyor aslında!..

Öğretmenin silahı yoktur. Öğretmenin silahı kalemidir. Öğretmen kalemini çok iyi kullandığı takdirde silahtan daha etkili olacaktır. Öğretmenin silahı, sevgisidir, kalemidir…

Bu gün aç ve açıkta olan öğretmen, gelecekte ülkeyi yönetecek insanları yetiştirmektedir. Ancak öğretmen yetişirken toplumu ile barışık yetişmediği için, toplum nezdinde başta itibarını kaybediyor.

Öğretmen önce mesleğini sevmeli, bu mesleğe kendisini vermeli. Son zamanlarda maalesef yetişen öğretmenlerde bunu göremiyoruz.

Üniversitede yetişen  öğretmenler kendi toplumu ile barışık yetişmiyor. Öğretmen meslekî bilgilerle donatılmıyor. Hiçbir meslekte vekillik olmamasına rağmen öğretmenlikte vekillik mantıksızlıktır.

Ve bu gün öğrencilerinin oyuncağı olan öğretmenler toplumdan ve yetkililerden yeniden iade-i itibar istiyor. Vesselam!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: