Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
29 Kasım 2016 Salı, 07:46
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

Öğrencilerimizle Biraz Nostalji

Öğrencilerimizle Biraz Nostalji   Sevgili gençler! Geliniz bugün sizinle birlikte 1960’ lara, 1966’ lara kısa bir yolculuk yaparak, zaman zaman büyüklerinizin size bahsettiği o güzel yıllara gidelim. Kırk beş elli yıl önceki ortaokul ve lise yıllarına, o dönemlerin belki size tuhaf gelecek bazı uygulama ve kurallarına şöyle bir göz atalım. İşte o öğrencilik yıllarından aklımızda […]

Öğrencilerimizle Biraz Nostalji

 

Sevgili gençler! Geliniz bugün sizinle birlikte 1960’ lara, 1966’ lara kısa bir yolculuk yaparak, zaman zaman büyüklerinizin size bahsettiği o güzel yıllara gidelim. Kırk beş elli yıl önceki ortaokul ve lise yıllarına, o dönemlerin belki size tuhaf gelecek bazı uygulama ve kurallarına şöyle bir göz atalım. İşte o öğrencilik yıllarından aklımızda kalan bazı özellik ve güzellikler:

  • Uzun yıllar ortaokul ve lise tek bir çatı altında eğitim ve öğretim yapıyorlardı.
  • Kızlar siyah önlük ve beyaz yakalık, erkekler öğrenci şapkası takmak zorundaydılar.
  • Kızlara makyaj yapmak ve takı takmak yasaktı.
  • Erkekler, ayda bir saçlarını üç numara ile tıraş ettirmek zorundaydılar. Uymayanların saçları, sabahki okula giriş esnasında müdür tarafından makasla kesilir ve şapkasız olarak berbere gönderilirlerdi.
  • Onbeş yirmi günde bir bütün sınıflarda sigara kontrolü yapılırdı. Bulunduranların paketlerine el konur ve onlar disiplin kuruluna verilerek cezalandırılırlardı.
  • Kravat takmak zorunluydu. Kravatın aşağıya sarkıtılmasını bırakınız, gömleğin o düğmesi dahi açılamazdı.
  • Okula geç gidenler, gecikmeyi alışkanlık edinenler, o gün okula alınmazdı.
  • Yirmi gün devamsızlığı olanlar, kesinlikle sınıfta kalır veya okul değiştirmek zorunda kalırlardı.
  • Gece sinemaya gitmek yasaktı. Geceleri kontrol yapılır ve yakalananlar cipe bindirilerek Sitilce Köyü’ne (Bozyokuş’un altına) götürülüp bırakılır ve evlerine yürüyerek dönmek zorunda kalırlardı.
  • Ortaokulu ve liseyi bitirirken yılsonunda ayrı ayrı birer klasik sınav yapılırdı. Başarılı olamayanlar mezun olamazlardı.
  • Liseye giriş, ciddi bir klasik sınavda başarılı olmakla mümkündü.
  • Sınıfta veya herhangi bir yerde öğretmenle konuşurken; ceketin düğmesi ilikli olur, eller cebe konmaz, sakız çiğnenmezdi.
  • Her sabah bütün öğrenciler toplu halde (sınıflara göre) dizilir, kılık kıyafet kontrolü yapıldıktan sonra içeri alınırdı. Kılık kıyafeti eksik ve ya aksak olanlar okula alınmaz, geri gönderilirdi. (Bu satırların yazarı, bir gün ayakkabısının bağcığının sökülmüş olmasından dolayı müdür Veli Soysaldı’dan yüzünün tam ortasına meşhur nar çubuğundan bir çarpı işareti darbesi yemiş ve çubuğun izi tam bir hafta geçmemiştir. Onun eline koluna sağlık, mekânı cennet olsun.)

Sevgili gençler! Bunları yeniden gündeme getirerek hatırlatmamın, elli yıl önceki kurallara, disiplin ve eğitim anlayışına dönmekle hiçbir alakası yoktur. Eğitim sistemimiz, elbet gelişen teknolojiyle beraber kendini güncelleyecek ve değişme ve gelişmelere ayak uyduracaktır. Ancak bu değişiklikler, çağa ayak uydurma çabaları; asla bir gevşeme, bir laçkalık, bir disiplinsizlik içermemeli. Zira disiplin olmayan yerde başarıdan söz edilemez.

Kırk beş yıldan beri Milli Eğitimin her tür ve kademesindeki bütün okullarında öğretmenlik ve idarecilik yapan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Eğitimde başarı ve kalite gittikçe düşmekte ve azalmakta… Bunun nedenlerinden biri ve belki de birincisi DİSİPLİN değil midir acaba?

NOT: O disipline ve kurallara uyanların hepsi, sonraki yıllarda çeşitli mevki ve makamlara gelerek semerelerini aldılar. Uymayıp direnenler de peyderpey okuldan ayrılmak, öğrenimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldılar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: