09 Eylül 2016 Cuma, 08:39

Nereden Nereye…?

 

“Netekim(!)”le başlayıp “içün(!)”le devam eden konuşmaların bolca yapıldığı olmaz olasıca 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında ne hazindir ki dönemin Garnizon Komutanı(aynı zamanda Sıkıyönetim Komutanı) valilik binasına geldiğinde aracı il valisince Hükümet Binası bahçesinde karşılanıyor, Komutan önde, Vali arkada(!) son kata çıkıyorlardı.

Anayasaya göre Başbakan’ın başkanlığında toplanan Yüksek Askeri Şura toplantılarında Genel Kurmay Başkanı’nın masanın üst başında Başbakan’la birlikte ve eş koltuklarda oturması  “askeri vesayet” ve filende olsa “eşbaşkanlık” görüntüsü oluşturuyordu. Dönemin “cesur” Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılından itibaren masa başında “tek başına” oturmaya başlaması bu görüntülere son veren bir “milat” oluyordu.

Yine, bir üst rütbeye yükselen askeri personelin rütbesinin, üstü “subay” tarafından takılması gelenek halini almıştı. 30 Ağustos 2016 sonrası gazetelerde yayınlanan haberlerde  ise Adıyaman İl Jandarma Alay Komutanı (aynı zamanda Garnizon Komutanı) Yarbay Ercan Atasoy’un yükseldiği albaylık rütbesi Adıyaman Valisi Abdullah Erin tarafından takılıyordu. Bu da bir “milat” idi.

Ki 15 Temmuz 2016 askeri darbe teşebbüsünde bir er veya bir jeepin dahi  menfur darbe yanlılarıyla birlikte hareket etmeyen alayın komutanı “demokrat” Atasoy’un,  Demokrasi Nöbetlerinde halkla birlikte meydanlarda olduğunu o tarihlerde il dışında iken basında okumuştum.

Milliyet Gazetesinin 31.07.2010 tarihli haberinde ise Erzurum Mareşal Çakmak Askeri Hastanesi Başhekimi Adıyaman’a bağlı Kayatepe köylü Doç. Dr. Tabip Albay Abdurrahman Bakır’ın, Sağlık Astsubayı Mehmet Yaldız ve diğer yol arkadaşlarıyla birlikte yaralı 4 askerimizi insanüstü çaba göstererek kurtardığı bildiriliyordu.

Erzurum Kongresinin 91. yılı nedeniyle Karakaya Dağına; sırayla taşıyarak çıkardıkları 12 kiloluk bir Atatürk büstünü koymak için 4 saat tırmanan ekip, 3 bin 176 metrelik zirveye 200 metre gibi çok az bir mesafe kala, komutanları Albay Bakır’a gelen telefon üzerine büstle birlikte dağdan koşarak geri iniyorlar. Doğubeyazıt’ta bir askeri araca kurulan tuzakla patlayan mayında ağır yaralanan 6 askerin acil ameliyat ve tedavilerini yapmak için; hem de dağda 3 bin metreyi çıkışta harcadıkları emeği, döktükleri teri hiçe sayarak… Ve sonuçta, yaralıları taşıyan askeri helikopterden önce alana ulaşıp yaralı 1 binbaşı, 1 yüzbaşı, 1 uzman çavuş ve 1 erin ilk tedavisini oracıkta ambulansta, sonraki tedavilerini ise hastanede yaparak hayata dönüşlerini sağladıkları belirtiliyordu.

Sağcı-solcu, Alevi-Sünni, Kürt-Türk, zengin-yoksul demeden destek isteyenlerin yardımına koşan, bazen elinde neşterle ameliyata da giren “gönül insanı” Dr. Bakır’ı 5-6 yıl önce Ankara Kızılay’daki özel muayenehanesinin ziline “çat kapı” yapmak için bastığımda kapıyı açan olmamıştı. Eğer yakında veya hemen gelebilecek durumda ise geldiğimi iletmek için telefonla aradığımda, “ofis masraflarını karşılayamadığından birkaç ay önce kapatmak zorunda kaldığını, çünkü gelen hastalardan muayene ücreti isteyemediğini, yoksullardan ise zaten verseler de almadığını” söyleyerek yardımcı olabileceği konu varsa ilgilenebileceğini ifade etmişti.

2016 yılına geldiğimizde ise aynı “gönül insanı” Dr. Bakır’ın aynı özellik ve “güzelliğinden” dolayı bu kez İstanbul Adıyamanlılar Vakfı Başkanı Ramazan Aksoy tarafından teşekkür plaketi ile ödüllendirildiği gazetelerde yer alıyordu. Ki “insani meziyetler” konusundaki başarısını, uzmanı olduğu “beyin ve sinir cerrahisi” konusunda da bu kez Üsküdar Üniversitesi bünyesinde devam ettiren Prof. Dr. Tabip Emekli Kıdemli Albay Abdurrahman Bakır sıfatıyla…

Düşünüyorum da, bir zamanlar sivillerce “elini sıkmaktan” dahi kaçınılan veya “kaçındırılan” “aristokrat” subaylar yerine bazı “tabuların” yıkılmasıyla bu gün Allah’a şükür kavuştuğumuz “demokrat” subaylar döneminde milli iradeye inanmış her iki subay siviller eliyle ödüllendiriliyordu.

Nereden nereye…?

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: