Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
25 Mayıs 2015 Pazartesi, 09:22
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Necip Fazıl ve Büyük Doğu Nesli

Necip Fazıl ve Büyük Doğu Nesli   Özlediği, beklediği ve yetişmesi için emek verdiği, “tırnağı en yırtıcı hayvanın pençesinden daha keskin” olmasını istediği, elinin arasına başını alıp da “ben neyim ve bu hal neyin nesi?” diye sormasını arzu ettiği gençliği bulduğunda, davanın önemini ve durumunu: “Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük” diye […]

Necip Fazıl ve Büyük Doğu Nesli

 

Özlediği, beklediği ve yetişmesi için emek verdiği, “tırnağı en yırtıcı hayvanın pençesinden daha keskin” olmasını istediği, elinin arasına başını alıp da “ben neyim ve bu hal neyin nesi?” diye sormasını arzu ettiği gençliği bulduğunda, davanın önemini ve durumunu: “Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük” diye özetleyen büyük dava adamı Necip Fazıl Kısakürek…

Büyük Doğu’nun gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan nesli “Diriliş Nesli” olarak yorumlayan ve bu yolda çalışmalarını sürdüren Sezai Karakoç’un;

“Şüphesiz büyük bir şairdi. Şiiri hakkında en uzun incelemeyi yapmış biri olarak burada onun üzerinde durmayı fazla bulurum. O inceleme ki, nice incelemelerin, doktora tezlerinin hazırlanmasında kaynak oldu.

Bir düşünürdü Üstad. Önemli bir piyes yazarıydı. Polemik yanı, tartışma kalemi ve cesareti ünlüydü. Nice tabu konulara el atmıştı.

Fakat asıl özelliği bunların ötesinde. Çünkü şair olarak, piyes yazarı olarak geçmişte ya da çağda, bizde ya da dışarıda emsali bulunabilir. Ama öyle bir özelliği var ki, bu, geldiği çağ gereği, yalnız ona ait bir özellik. Misyonu da bu noktada gizli Üstad’ın.

O özellik o misyon neydi?

Bu misyon, ülkemizde, entelektüel planda, sadece bilim alanında değil, yaşama planında “İslam’ın gündeme getirilmesidir.” teşhisini koyduğu Necip Fazıl Kısakürek…

Hodin’in “Düşman adam” heykelini alıp, Büyük Doğu Dergisinin kapağına yerleştiren ve “heykeli var kendisi yok” diye düşünen insanımızın olmamasına içerleyen Necip Fazıl Kısakürek…

Bütün engellere rağmen dönem dönem yayınladığı, yayınlayamadığı dönemlerde, her an yayınlamaya hazırlıklı bulunduğu BÜYÜK DOĞU’nun manevi aksiyondaki yeri Sezai Karakoç tarafından:

“Şimdi her şeyden önce şu hakkı teslim edelim ki, Büyük Doğu, düşünce,, edebiyat ve aksiyon alanında İslâm idealinin kurucusudur. Türkiye’de, çağımızda, Ondan sonra doğan ve gelişen hareketler, doğrudan doğruya veya dolayısıyla ondan beslenmişler, ondan güç almışlardır.

Eğer Büyük Doğu, sağ hareketin merkezinde düzenleyici rolünü yapmamış olsaydı, şimdi siz, Türkiye ne korkunç bir inanç ve iddia kargaşalığının, anarşisinin içinde kalmış olacaktı, bir düşününüz.

Büyük Doğu yepyeni bir nesil yetiştirdi. Hatta bir çok kimseler onun ne kadar tesirinde olduğunun farkında bile değillerdir. Ama, İslâm idealini güden kaç kişi ve organ varsa, az veya çok, Büyük Doğu’nun tesirinde kalmıştır. Bu inkâr edilemez bir gerçektir.

Türk milletinin en kritik dönemlerinden biri olan bu son döneminde, Büyük Doğu’nun zuhuru, bir lûtuf, bir mutluluk olmuştur.” satırlarıyla tanıtılan Necip Fazıl Kısakürek…

Anadolu’nun Müslüman insanlarını dâvâ etrafında toplayabilmek için  “Anadolu halkı… Mayası, mayasındaki saffet bakımından çok aziz bir varlık” gördüğü insanları gençliği, muhtaç olduğu aksiyona kavuşturmak maksadıyla inşaına başladığı BÜYÜK DOĞU hamlesini;

“Feda ettiği ruh ve şahsiyetin sembolü halinde milli şeref çelengini Batılının boynuna lâyık gören Doğuyu başta mutlak kurtuluş yolu İSLÂM ve etrafında binbir batıl din, topyekün kurtarmak için pasif mukavemet örneklerine değil iç ve dış dünyalarını anlamış ve sahte oluşlarla, sahte oldurucuları tanımış büyük aksiyon kahramanlarına ihtiyaç vardır. Büyük Doğu işte bu kahramanları yetiştirmeye mahsus tezgâhın ismidir” sözleriyle özetleyen Necip Fazıl Kısakürek…

Büyük değişimini yaşadığı o andan itibaren, atacağı her adımı manevi sınırlar içinde özgürce kullanan, boşluk gördüğü her alanı doldurabilmeye hayatını korkusuzca ve fedakârca adayan Necip Fazıl Kısakürek…

Yapılan otobanlar, inşa edilen köprüler, havalimanları, barajlar, dev sanayi tesisleri, kanal İstanbul’lar, deniz altı tüp geçitler, han’lar, hamamlar, hastaneler elbette muhteşem hizmetler… Ama gençlik elden gidiyor. Bu eserlere sahip çıkacak nesil bulamayacağız. Doğuda ve batı’da gençlik hızla bilinmeyen bir mecraya doğru akıp gidiyor. Cami ve mescidlerdeki birkaç yetişkin, ya da partilerimizin bayraklarını direklere tırmanarak asan, duvarlara menfaati gereği birkaç afişimizi yapıştıran iki elin parmakları sayısınca genç bizi aldatmasın!

Aramızdan ayrılalı 32 yıl oldu. Rahmetle ve minnetle anıyoruz. Anadolu gençliği hızla ezidiliğe, materyalizme, marksizme, dinsizliğe, inaçsızlığa yelken açmış giderken, yeniden Büyük Doğu ruhunu ve yeni Necip Fazıl’lları hasretle ve ümitle bekliyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: