Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
27 Mayıs 2016 Cuma, 09:06

NECİP FAZIL VE İNANCI 25 Mayıs 1983 yılında usta şair, mütefekkir, usta yazar değerli edebiyatcı Necip Fazıl Kısakürek’i ebedi aleme uğruladık. İlk şiirini daha 17 yaşında iken kaleme almış ve “Kaldırımlar “ şiiri ile edebiyat ve sanat çevrelerinde büyük fırtınaların kopmasına vesile olmuştu. Kelimelere parende attıran, polemik ustası, mücadele adamı, yürekli insan Necip Fazıl, gazetelerde, […]

NECİP FAZIL VE İNANCI

25 Mayıs 1983 yılında usta şair, mütefekkir, usta yazar değerli edebiyatcı Necip Fazıl Kısakürek’i ebedi aleme uğruladık.

İlk şiirini daha 17 yaşında iken kaleme almış ve “Kaldırımlar “ şiiri ile edebiyat ve sanat çevrelerinde büyük fırtınaların kopmasına vesile olmuştu.

Kelimelere parende attıran, polemik ustası, mücadele adamı, yürekli insan Necip Fazıl, gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda, kürsülerde uzun yıllar isminden bahsettirdi.

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes;

Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!

Diyen mücadele adamını bir hatip olarak yıllarca kürsülerde dinledik. Her konferansında on binler salonlara ve stadyumlara sığmıyordu.

Üstad Necip Fazıl’ın yaşadığı dönemde de inanan insanlara irticacı ve mürteci isimleri takılarak yobaz diye saldıranlar çoğunlukta idi.

Üstad; korkusuz, cesur ve polemikçi idi. Dağlarvari fikir namusu taşıyordu. Şöyle kükrüyordu: İslâmiyet ilim, fikir ve medeniyet dinidir. Çağlar üstü mesajlar taşır. İlerlemeyi emreder. Müslümanlara yobaz diyenler; ön yargılı, peşin hükümlü kimselerdir. Yobazlık, araştırma ve inceleme yapmadan bir fikre körü körüne saplanmak demektir. Müslümanlara yobaz diyenler ön yargılı, peşin hükümlüdürler. Asıl yobaz onlardır.

Şair Ziya Osman Saba Onunu için şöyle diyor:

Necip Fazıl, belki en büyük Türk şairi değildir., fakat Türk edebiyatının en kuvvetli şiir kitabı herhalde “Ben ve Ötesi’dir”  diyerek herkesin onun şairliğini teslim etme fikrini pekiştirdi.

Şiiriyle Türk edebiyatında farklı bir çıkış yaparak çağımızın buhranını dile getiren Necip Fazıl, bohem tavırlı trajik duyarlılıktan mistik tavırlara, oradan da toplumun tarihî ve dinî kimliğinin ifadesine yöneldi.

KALDRIMLAR:

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında/ Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında, / Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; /Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; / Biri benim, diğeri serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor; / Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…

Üstüme camlarını, hep simsiyah dikiyor; / Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; / Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur,ses kesilince sesi; / Kaldırımlar, içinde kıvrılan bir lisandır.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: