Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
27 Şubat 2017 Pazartesi, 08:16
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Nasip İse Gelir Hint’ten Yemen’den

Nasip İse Gelir Hint’ten Yemen’den   İnsan zulm eder, kader adalet eder. Kaderin hükmüne razı olmayanlar, başını örse vurur, bazen de serseri ve hırçın davranışlarıyla beynini dağıtır. Bazen üzerimize vazife olmayan işlerde acele eder, vaktini, zamanını beklemeden, ortamın oluşmasını dinlemeden kısmetin gelmesini bekleriz. Eski Sisam krallarından birisi oldukça zalim ve kendini beğenmiş gaddar birisi olduğundan, […]

Nasip İse Gelir Hint’ten Yemen’den

 

İnsan zulm eder, kader adalet eder. Kaderin hükmüne razı olmayanlar, başını örse vurur, bazen de serseri ve hırçın davranışlarıyla beynini dağıtır.

Bazen üzerimize vazife olmayan işlerde acele eder, vaktini, zamanını beklemeden, ortamın oluşmasını dinlemeden kısmetin gelmesini bekleriz.

Eski Sisam krallarından birisi oldukça zalim ve kendini beğenmiş gaddar birisi olduğundan, dediğim dedik, çaldığım düdük havasında her dediğinin mutlaka doğru ve isabetli olduğunu iddia eder.

Kral yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktirmek için emir vermiş, işlerin bir an önce bitmesi için de kölelerine yemek molası bile vermeden sürekli çalıştırıyormuş.

Gece-gündüz demeden aç susuz çalışan zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamayarak zalim krala şöyle demiş:

-Kral’ım niçin bu kadar acele ediyorsunuz? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki !

Kral biraz kızmış, içinden biraz homurdanmış ama sesini çıkarmamış. Bir taraftan da bir kölenin bir krala nasıl böyle bir şey söyleyebileceğinin günü geldiğinde hesabını soracağının muhakemesini yapmış.

Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin sarayın önünde hemen toplanmasını emretmiş.

Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden elde edilmiş şaraptan bir bardak getirilmesini emrederek tahtına kurulmuş afralı tafralı bir eda ile !…

Daha önce kendisine karşı küstahlık yapan, kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış şarap bardağını eline alarak şöyle demiş:

 -Şimdi söyle bakalım, yine aynı kehanette bulunarak benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin?

Köle hiç istifini bozmadan gayet serinkanlılıkla şöyle cevap vermiş:

Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Zira dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem.!

Köle cümlelerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü, büyük zarar verdiğini söylemiş.

Kral elindeki bardaktan bir damla bile içmeden kölelere ve hizmetçilere fırsat vermeden, domuza da krallığını göstermek için dışarı fırlamış.

Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.

Kral bostanda nalları havaya dikerek öbür alemi boylarken, şarap dolu bardak şatafatlı masada kalakalmış.

Köle, acz ve zaaf içerisinde sarf ettiği sözlerinin ve gösterdiği kehanetinin hesabıyla, kral da gösterdiği afra ve tafrasının, muhasebesiyle baş başa kalmışlar.

Sizce de şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade etmiyor mu?

“Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den, Nasip değil ise ne gelir elden?”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: