Son Dakika
17 Ağustos 2017 Perşembe
31 Ekim 2014 Cuma, 09:33
Naif Karabatak
Naif Karabatak naifkarabatak@gmail.com Tüm Yazılar

Müslümanlarda ‘İşid’ ve ‘paralel’ açmazı

Naif Karabatak   Müslümanlarda ‘İşid’ ve ‘paralel’ açmazı   İşid terör örgütüyle, 17-25 Aralık operasyonu sonrası varlığını iyiden iyiye hissettiren paralel yapılanmanın Müslümanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı pek tartışılmadı ama bir çıkmaz içinde olunduğu, hatta zaman zaman paranoya varan etki bıraktığı gerçeği var. Sokakta yürüdüğümüzde gördüğümüz yüzlere belli belirsiz bakarız. Bazen dikkat eder, farkında […]

Naif Karabatak

 

Müslümanlarda ‘İşid’ ve ‘paralel’ açmazı

 

İşid terör örgütüyle, 17-25 Aralık operasyonu sonrası varlığını iyiden iyiye hissettiren paralel yapılanmanın Müslümanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı pek tartışılmadı ama bir çıkmaz içinde olunduğu, hatta zaman zaman paranoya varan etki bıraktığı gerçeği var.

Sokakta yürüdüğümüzde gördüğümüz yüzlere belli belirsiz bakarız.

Bazen dikkat eder, farkında olmadan uzun uzun inceleriz.

Bazen de sadece anlık bir bakışla hafızamıza simaları yerleştiririz ve bazen de hiç görmeden geçer gideriz.

Durakta, alışverişte, marketlerde, lokantalarda, piknikte, ibadethanelerde insanlarla karşılaşır, çoğuna dikkat bile etmeyiz.

Ama şimdi dikkat edilen belli şekiller var.

Sakalı uzunsa “acaba” sorusunu soranların “Müslüman” olması çok iç karartıcı.

Çünkü çoğunlukla Müslümanlar sakal bırakır…

Kafa kesen, tecavüz eden, aşağılık eylemleriyle İslam’ın adını kullanan ve Müslümanlara etkisi zor çıkacak büyük bir leke süren İşid terör örgütü nedeniyle Müslümanlar, gördüğü her sakallıya “acaba” diye ilk anda bir ikilem yaşıyorlar.

Çünkü bütün Müslümanlar da biliyor ki, Müslümandan terörist olmaz…

Müslümanlar arasında kafa kesen bulunmaz…

Müslüman, insanın kanını donduran cinayetleri işleyip, sonra da bunu afişe etmez.

Hiçbir Müslüman, sapıklar gibi ortaya düşüp, tecavüz edecekleri kadınları seçmez.

Sadece İslam dini değil, hiçbir dinde böylesine aşağılık eylemler “mubah” görülmez.

Bu nedenle Müslümanlar, gördüğü her sakallı insanı, “İşidci mi?” diye ilk anda kontrol etmesi, sünnet bilinen sakalın yerini de tartışma konusu yapıyorsa, oyun tutmuş demektir.

Bu açıdan, İşid’in Müslümanlara verdiği zararı, bugüne dek hiç kimsenin, hiçbir grubun verdiğini düşünmüyorum.

***

Müslümanlar arasında 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonu sonrası iyiden iyiye ortaya çıkan paralel yapılanmalarla ilgili kafa karışıklığı da var.

İnandığı dini daha iyi öğrenmek için aldıkları yayın organları, izledikleri medya kuruluşları, sohbete gittikleri yerler, bugün “kendilerine karşı” söylemleriyle şaşırtıyor.

Müslümanlar, İŞİD’in sakalından ürperirken, düzgün kesilmiş bıyıktan da ürperir oldu.

Bu çok tehlikeli bir yaklaşım ama ne yazık ki, gördükleri kişilerin sakalına ve bıyığına dikkat ederek geçirdikleri tereddüt, Müslümanları bir birine düşürmenin çok kirli bir tezgâhının tuttuğunu gösterir.

Daha dün, dinini öğrenmek için başvurduğu, çocuğuna daha iyi bir tahsil ve inancını öğrenmesi için emanet ettiği yerlerin, İslam karşıtı söylemleri, tahkir ve tezyif kokan yayınları, yalan ve iftira dolu beyanları Müslümanları cemaatlere karşı da soğuttu.

Sorun sadece AK Parti veya cemaat ilişkisi değil.

Bundan çok öte, kendi içinde “bizden” bildiği insanların “bizden olmadığını” gördüğünde yaşadığı şokun, yaşamına etkisidir bu…

Müslümanların arasına sokulacak en büyük nifak, bu tür ayrıştırma olsa gerek.

İster İşid olsun, ister paralel yapılanmalar olsun, suç işleyenle, suç işlemeyen ayrı tutulmalı.

Allah rızası için” bir çabanın içinde olanla “hesabı” olan ayrı tutulmalı.

28 Şubat’ta Aczimdendileri sahneye koyan zihniyetle, bugün İŞİD’i ve paralel yapılanmayı sahneye koyan zihniyet aynıdır.

İŞİD’in zalimin yanında yer alması,

Müslümanları hedef seçmesi,

Kan donduran görüntüleri yayarak cinayetleri meşrulaştırması,

Taciz ve tecavüzlere kılıf bulması,

Mazlum ve mağdurlara korku salması,

Aynı dine mensup insanlarda iğrenme duygusunu kabartması,

Üstüne üstlük, Müslüman düşmanları tarafından da “İşte İslam dini bu” denmesi korkunç bir şey…

Siyasetle ilgisi olmaması gereken,

Yalan ve iftirayla işi bulunmayan,

Maddi hesaplar peşinde koşmayan,

Bir hırka, bir lokma ilkesiyle yaşayan,

İslam’ı daha iyi yaşama ve Müslümanların daha iyi eğitim almasını, bilgilenmesini, kendini geliştirmesini, iyi bir kul olmasını sağlamasına yarayan cemaatlerin,

Bütün bunların tersine,

Banka kurtarma,

Dershane kurtarma,

Gücü elinde bulundurma,

İktidarda söz sahibi olma,

İhale peşinde koşma,

Atamalarda usulsüzlük yapma,

Sınavlarda kopya çektirme,

Eylemlere sponsor olma,

Cinayetlerde adının geçmesi de en az İŞİD’in korkunçluğu kadar korkunçtur.

Bu iki konuda, Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa, Rusya ve tüm İslam düşmanı veya Müslümanlara sıcak bakmayan ülkeler el birliğiyle çabalasaydı, bu kadar tahribat bırakamazlardı.

Ne olursa olsun, oyunu sahneye koyanlar iyi koydu ve Müslümanlar arasına öyle bir nifak soktular ki, şimdi “biz İşidci değiliz, biz paralelci değiliz, biz o cemaatten değiliz” demek için uğraşıp duruyorlar.

Yazık, böyle olmamalıydı…

 

Tweetimden Seçmeler

Küfürleriyle, tacizci tavırlarıyla İllallah dedirten, sürekli kovulan Mehmet Ali Erbil’in cemaatin yeni gazetesi Millet’e geçmesi ilginç!

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: