10 Ekim 2016 Pazartesi, 09:19
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Muharrem ve Kerbela

Muharrem ve Kerbela   Tam 1337 yıl önce yine böyle matem dolu, hüzünlü günler yaşıyorduk. Kerb ü bela ümmetin başına sağnak sağnak belalar yağdırmıştı. Kâinatın Efendisi(s.a.s) ‘in “cennetteki iki reyhanım” diye tarif ve tavsif ettiği, ağabeyi Hz. Hasan ile beraber yad ettiği Hz. Hüseyin(r.a) ‘ın şehid edildiği günlerdi . Ümmet, tarihin en acıklı dramına şahid […]

Muharrem ve Kerbela

 

Tam 1337 yıl önce yine böyle matem dolu, hüzünlü günler yaşıyorduk. Kerb ü bela ümmetin başına sağnak sağnak belalar yağdırmıştı.

Kâinatın Efendisi(s.a.s) ‘in “cennetteki iki reyhanım” diye tarif ve tavsif ettiği, ağabeyi Hz. Hasan ile beraber yad ettiği Hz. Hüseyin(r.a) ‘ın şehid edildiği günlerdi .

Ümmet, tarihin en acıklı dramına şahid oluyordu. Öyle bir acı ki, bu gün de aynı acı ve ızdırabı en taze haliyle yüreklerimizin en derinliklerinde yaşıyoruz.

İslam dünyasında yaşayan ve Müslüman kimliğini taşıyan her kes ve her kesim, bu acıyı derinden his etmekte ve dilhun olup göz yaşlarını içine akıtmaktadır.

Arada geçen bunca zamandan sonra, hâlâ Müslümanlar arasına ekilen kin ve nefret tohumları, ümmeti çok tehlikeli fitnelere sevk etmektedir.

Yalan , yanlış bilgilerle, ilk olarak Hz. Ebu Bekir ( r.a)’in yerine halife olarak Hz. Ali (r.a) ‘in seçilmesi gerektiğini söyleyenlerin,  İslam düşmanlarının ağzına verdikleri sakız gereksiz olarak yıllardır çiğnenmektedir.

Hz. Ali’nin böyle bir iddiası ve söylemi olmadığı gibi, o evliyalar şahı, bütün halifelerle çok güzel bir uyum içinde çalışarak , bu mesnetsiz iddiaların dayanaksız olduğunu ispatlamıştır.

Ancak, Hz. Ali ile Muaviye arasında meydana gelen olayların, “Cennet gençlerinin efendileri”  Peygamber torunlarının şehid edilmelerinde rol almış olabilir.

Müslümanlar arasındaki fitneye engel olmak, birliği ve beraberliği sağlamak adına gayret gösteren ve bu uğurda var gücüyle çalışan Hz. Hüseyin canını feda etmiştir.

Halbuki bu gün, yaşanan elim olayın ateşine körükle gidenler, İslam coğrafyasında yeniden fitne ateşini yakmaya ve Müslümanları bölmeye, parçalamaya çalışmaktadırlar.

Ve bu gün hâlâ Muharrem ayında Hz. Hüseyin’in şehadeti bahane edilerek, yıllardan beri , sinsice Müslümanlar tezyif ve tahkir edilerek, fitne ateşinin alevlenmesi için çaba harcanmaktadır.

Aslında birileri Sünni ve şiî söylemlerini kullanarak ayrılık tohumlarını serpmektedir. Oysa bir Allah’a , bir peygambere inanan ve aynı kıbleye yönelen bütün Müslümanlar Ehl-i sünnet’tir.

Kelime-i Tevhid etrafında birleşen ve aynı manevi değerlere inanan, aynı kutsalları kabul eden bütün mü’minlerin kardeş olduklarını biliyor ve kabul ediyoruz.

Ashab-ı Kiram, Aşere-i Mübeşşere, Hülefa-i Raşidin,Tabiîn, Etba ü tabiîn, on iki imam, hepimizin kutsal saydığımız ortak değerlerimiz olduğu halde, nedir bu kin ve ayrılık fitnesi?

Bütün Müslümanlar nezdinde Hz. Hasan ve Hüseyin,iki cihan serverinin  reyhanları, cennet gençlerinin efendileridirler.

Muharrem ayında Kerbelayı kaşıyarak, temcit pilavı gibi, önümüze koyan ve yaralarımızı tedavi etmek yerine sürekli tırmalayanların hiçbir iyi niyetlerinin olmadığını bilmeliyiz.

Aramıza düşmanlık tohumlarını atmak isteyen içteki hainler ve dıştaki zalimlerin başımıza örmek istedikleri çorabı artık ferasetle görmeliyiz.

Ümmetin 1337 sene önce içine düştüğü fitnenin akabinde yaşadığı bu elim hadiseden  basiretle dersler çıkarıp,düşmanlarımıza haddini bildirmeliyiz, hayallerini yıkmalıyız.

Bazı alim geçinen alim müsveddeleri de şurda burda, cemaatlerde, topluluklarda, vakıflarda, derneklerde ,siyasî platformlarda birilerine hoş görünmek için yaptıkları yalan yanlış söylemlerden vaz geçmelidirler.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: