Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
20 Nisan 2015 Pazartesi, 09:47
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Muhammed İkbal Aşk Ve Davâ Adamıydı

Muhammed İkbal Aşk Ve Davâ Adamıydı Muhammed İkbal, siyasî ve iktisadî doktrinleri iyi ve kötü, doğru ve yanlış yönleri ile incelemiş, gerek gördüğü yerlerde tenkitlerini sıralamış, Doğulu ve Batılı filozofların felsefelerini çok bilge ifadeler içinde eleştirmiştir. İkbal ilim ve düşünce adamıdır. Batının bilimini, fen ve felsefesini, Doğunun ilmiyle karıştırmış iyice kavramış bir mütefekkirdir. Doğu milletini […]

Muhammed İkbal Aşk Ve Davâ Adamıydı

Muhammed İkbal, siyasî ve iktisadî doktrinleri iyi ve kötü, doğru ve yanlış yönleri ile incelemiş, gerek gördüğü yerlerde tenkitlerini sıralamış, Doğulu ve Batılı filozofların felsefelerini çok bilge ifadeler içinde eleştirmiştir.

İkbal ilim ve düşünce adamıdır. Batının bilimini, fen ve felsefesini, Doğunun ilmiyle karıştırmış iyice kavramış bir mütefekkirdir. Doğu milletini de, Batı toplumunu da görmüş, gerekli teşhisini koymuş bir kimsedir. Kendi devrinde yaşamış olan dinleri bir bir incelemiş onlardaki ortak duyguya hayran kalmıştır.

Muhammed İkbal, Hukuk bilgisi ile sosyal bilgiler, felsefe, tarih, sosyoloji v.s. gibi çeşitli ve insana değer kazandıran bilgilerde söz sahibidir. Ancak yeryüzünde bunlara sahip nice insan vardır ki, İkbal’in sahip olduğu iki yüce özelliğe sahip değildir. O da, aşk ve davâdır.

İkbâl, em devrinde yaşayan hem sonrasında yaşayan insanlar arasında temayüz etmiş büyük bir davâ adamıdır. İkbâl bütün insanları, tabiatı kucaklayan bir büyüklükle, onları yaratan Yüce Yaratıcının âşıkıdır. Her yerde ve her zaman uykuları, neşesi, tesellisi odur. O baktığı ve gördüğü eşyaya yaratıcısının bir hikmeti olarak bakar. Zünnar bağlamış bir rahibe kendinden geçmiş bir puta tapana, aynı Allah’ı arayan fakat kör olduğu için ters istikamete giden ve gidiş yönü ile her an hakdan uzaklaşan iyi niyetli bir zavallı olarak bakar.

Bakın Bal-ı Cibrildeki şu coşkun ifadelere

Çünkü bütün bu kâinat senin bilgin ve görgün altındadır.

Uykusuz gözlerim senin için yaşlıdır

Senin için kalbimde dayanılmaz dertler saklıdır.

Sabahlara kadar feryad ve niyazlarım senin için

Yalnızlığımda ve meclislerde yanıp yakarışlarım senin için,

Heyecanlarım, arzularım, burkuluşlarım senin için

Ümitlerim, aranmalarım hepsi, hepsi senin için.

Görüldüğü gibi o, tarif edilemez coşkunlukta cezbeli biridir. Bu büyük cezbe ve aşka kolay kolay kimse güç yetiremez. Bu müthiş tufana hiçbir engel ve sed dayanamaz. Bu seli ancak yüce sıradağlar durdurur.

Gönlü, kesin inanç ile güçlenmiş, içi İslâm ile çelikleşmiş, beyni Kur’an ile hikmetlenmiş bir ikbâl ve cezbe tufanını bu aşk seylabını biriktiriyor, bin umman yapıp susuz çöllere, aşksız gönüllere, fersiz gözlere, sessiz bedenlere azar azar vererek yeşillendiriyor, bereketlendiriyor, aydınlatıyor ve hatta hareketlendiriyor..

İkbâl bütün cezbesini İslâm’dan aldı, İslâm’ı öğrendikçe cezbelendi, cezbelendikçe öğrendi. Sonunda Kâinatın Efendisinin (s.a.v.) aşkıyla sakinleşti. Hz. Peygamber aşkı ona ümmet bilincini verdi. İşte bu ümmet bilinci İkbâl’e Pakistan düşüncesini verdi. İsmiyle , toprağıyla, haritasıyla Pakistan onun dalgalandığı bir bayraktır. Bu bayrağa ulaşamadı ama ulaşanlara yerini ve yolunu gösterdi.

Bundan tam 77 yıl önce kaybettiğimiz Muhammed İkbal’i rahmetle anıyor, ruhu şad, mekanı cennet olsun diyoruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: