Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
08 Haziran 2016 Çarşamba, 08:31
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Muhammed Ali’yi Sonsuzluğa Uğurlarken…

Muhammed Ali’yi Sonsuzluğa Uğurlarken… Muhammed Ali’nin ismini ilk duyduğumda ilkokuldaydım. Tüm arkadaşlarımın olduğu gibi benimde bir isim kahramanım vardı. Oda, Muhammed Ali idi… Boksun ne olduğunu bilmiyordum ama şampiyonunu duymuştum.  Öyle ki çocuk aklı olsa gerek ismimin Muhammed Ali olmasını istemiştim. Amerika bizim için siyah ve beyazların, daha doğrusu beyazların siyahları yok saydıkları bir ülkenin […]

Muhammed Ali’yi Sonsuzluğa Uğurlarken…

Muhammed Ali’nin ismini ilk duyduğumda ilkokuldaydım. Tüm arkadaşlarımın olduğu gibi benimde bir isim kahramanım vardı. Oda, Muhammed Ali idi…

Boksun ne olduğunu bilmiyordum ama şampiyonunu duymuştum.  Öyle ki çocuk aklı olsa gerek ismimin Muhammed Ali olmasını istemiştim.

Amerika bizim için siyah ve beyazların, daha doğrusu beyazların siyahları yok saydıkları bir ülkenin adıydı. Şimdi bizim için değişik anlamlarla yüklü olan bu ülkeyi ilk tanımamız böyle olmuştu.

Tenlerinden ve geldikleri yerlerden dolayı istenmeyen konumda olan siyahların var olma mücadelesiydi belki de Muhammed Ali’yi bu kadar değerli kılan.

Siyahlar beyazlarla birlikte yaşamaya başarmışlardı. Elde ettikleri kazanımlar yalnızıca siyasal ve toplumsal alanlarda değil spor alanında da kendini göstermeye başlamıştı. Bugün de bu devam etmekte. Amerika Basketbol ligi NBA’nın başarılı oyuncularının yarısı hatta daha fazlası siyahî.

Siyahlar toplumun her alanında kendilerini kabul ettirmeyi başardılar. Nitekim şimdiki başkan Obama’da göçmen bir siyahî. Yani Amerika’nın birinci adamı yıllarca rengi yok sayılmış bir öteki.

Biz Obama’ya gelene kadar Muhammed Ali ismini altın harflerle Amerika’ya yazdırmayı başarmıştı. En yakın arkadaşı onun için Tanrı şampiyonunu yanına aldı dedi. Tahtı zor devrilecek bir adamın uğurluyoruz sonsuzluğa.

Önemli olan yaşamak ve ölmek arasındaki zamanı nasıl doldurduğumuzdur. Bulunduğumuz konumun hakkını vermektir. Emek harcayarak yükseldiğiniz yerden onurunuz ve idealleriniz için vazgeçebildiklerinizdir sizi değerli kılan.

Muhammed Ali benim için yalnızca ilkokulda kalmadı. Bir isimden daha ileriye gitti hep.  Maçlarında rakiplerine acımayan kişi haksızlıklar karşısında da acıma duygusu nedir bilmezdi. Ezilenlerin,  yok sayılanların yanındaydı. Bir insan hakları savunucusuydu.

Muhammed Ali’yi ileriki yıllarda araştırmaya başladıkça onun yalnızca bir spor adamı değil prensipleri olan bir dava adamı olduğunu anladım.

İdealleri için bulunduğu makamı kaybetmeyi göze alan biri. İdealleri için hapis yatmış bir muhalif.

Koca Amerika’nın Vietnam Savaşına karşı çıkmış bir yurttaş.

Anlamsız bulduğu, insan yaşamına ters geldiğini düşündüğü her şeye karşı çıkmış bir boksör.

Ortadoğu ülkeleri onu ismi ve inancından dolayı daha çok takip etmeyi tercih ettiler. Muhammed Ali’yi tanımak demek onun tüm yaşamını ele almaktan geçer. Son yıllarda yakalandığı hastalıktan dolayı fazla gözükmeyen Muhammed Ali’nin yaşamı film konusudur da aynı zamanda.

Muhammed Ali cesaretin ismidir. Öyle bir cesaret ki yalnızca kazanmakla alakalı değil. Yeri geldiğinde kendisine ait olan her şeyi kaybetmeyi göze almakla alakalı.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: