Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
15 Nisan 2015 Çarşamba, 09:28

Modern Klavye Mücahidleri   Modernizm dalgası bizim kıyılarımızda tusunamiler oluşturmaya devam ediyor. Batı ile olan mücadelesini hayatın ve inancın her alanında gösteren ve bu savaşı galibiyetle neticelendiren modernizm, kendi var oluş asıllarını da bu zaman sürecinde yok etmiş gibi görülüyor. Modernizmin temel argümanı aklı hakim güç kılmak ve her şeyin ölçüsünü reel akıl üzerinden tanımlamaktır. […]

Modern Klavye Mücahidleri

 

Modernizm dalgası bizim kıyılarımızda tusunamiler oluşturmaya devam ediyor. Batı ile olan mücadelesini hayatın ve inancın her alanında gösteren ve bu savaşı galibiyetle neticelendiren modernizm, kendi var oluş asıllarını da bu zaman sürecinde yok etmiş gibi görülüyor.

Modernizmin temel argümanı aklı hakim güç kılmak ve her şeyin ölçüsünü reel akıl üzerinden tanımlamaktır. Böyle bir argümanla yola koyulduğunuzda Tanrı ve inançlar aklileşmiş, akılla kavranamayan vahy bilim sahasının dışına çıkarılmıştır. İnsan; varlığa, Tanrıya, doğaya karşı galibiyetini ilan etmiş ve her şeyin ölçüsü akıl oluştur.

Bilimsel bilgi kutsanmış ve bilim, la-dini alan olarak belirlenmiştir. Modernizm, yapısal, hukuksal,  dini ve ahlaki alanda sayısız değişiklik getirmiştir. Batıda Hristiyanlık kilisenin duvarları arasına  ve Hristiyanlar da laiklik düşüncesine hapsedilmiştir. Kamusal alanda dinin yansımalarına müsaade edilmemiştir.

Hristiyanlık, Protestanlaşmaya başlamış ve dinin bütün değerleri neredeyse yeniden revize edilmiştir. Bugünün tabiri ile dinde reform yapılmıştır. Artık batılı modern insan, seküler bir inanca sahip olmaya başlamıştır. Dünya ve ahiret arasına derin çizgiler çizilmiştir. Dinin insan hayatındaki belirleyiciliği geri plana itilmiş ve din, realize edilmiştir. Bunun neticesinde katı bir laiklik anlayışı, dini değerlerde kayıtsızlık ve aşınmışlık olarak kendini göstermiştir.

Aslında yukarıda Hıristiyanlıkta olan şeylerin, İslam dininde de yapılmaya çalışıldığını göstermek için tarihsel bir girizgah yapmakta fayda vardı.

Modernizm bir yaşam sistemi olarak hayatımızı tamamen kuşatmıştır ne yazık ki. Günümüzde modern yaşam her şeyin ölçüsü olduğu için(!), modern yaşam kurallarını kabul etmemeniz sizi yobaz, gerici, fundemantalist gibi yaftaların birine sokmaktadır.

Batının teknik modernizasyonunu almak, geri kalmışlığımızı buradan halletmek kısa vadede olumlu plan gibi gözükse de, uzun vadede bu İslam’ın ve müslümanın modernleşmesine sebep olmuştur. Bilimsel bilgi, kendi kültür ve yaşam kodlarını da tekniği üzerinden hayatımıza sokmuştur.

Günümüz Müslümanları tam bir kaos ortamında yaşamakta ve anlam karmaşası içinde bocalamaktadır. Tarihle bağları koparılmış, geçmişle arasına derin hatlar çizilmiştir. Yaşayan dini bir örneklikten uzak kalmış, din dilini kaybetmiş bir neslin  üyesi olarak, amaçlı rüzgarların önünde modernizm denizinde rotasız yol bulmaya çalışıyoruz.

Hiç kimse, modernizmden etkilenmedim diyemez. Hiç kimse dinin hayatımızdaki fonksiyon ve yerini tartışmayalım, kapitalist düzen beni etkilemedi diyemez. Tam bir kaos ortamı yaşadıklarımız. Böyle bir halde kendimiz olmaya çalışmak, ne kadar zor.

Modernizmin akılcılığı, günümüz müslümanlarını da kuşatmış durumda. Dini aklileştirme ve kendi mantığına uydurma çabaları, herkese göre bir Kur’an ve Hadis anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Modernizmde “GERÇEK” göreceli bir hale gelmiş ve gerçeklik herkesin aklına göre şekillenmiştir. İnsanların ortak duygu, inanç, fikir ve ahlak üzerinde olma amaçsallığı ortadan kalkmıştır. Aynı hastalık Müslüman bünyeye de sinmiş durumda.

Günümüzde sanal kahramanlar, klavye mücahidleri, facebook alimleri, google imamları, Kur’an ayeti arama programı müctehidleri, sahabe menkıbesi allemeleri, twitter fetvacıları sanal alemde cirit atıyor. Gözünü modern aletlerin tutsaklığında açan bireyler, kes, kopyala ve yapıştır tekniğiyle, sanal alemde tebliğ yapmanın aşkı ve vecdi ile kendilerinden geçiyorlar. İlim öğrenmenin meşakkatini ve feyzini ruhunda hissetmeden yapılan paylaşımlar; etkiden uzak, samimiyetsiz ve donuk kalıyor. Bu durumda herkes masum, herkes suçsuz, herkes paylaştığı ayet ve hadisten memnun, görevini yapmanın vermiş olduğu yüksek duyguyla aldığı beğenilerin hesabını tutuyor.

İnsanların çoğu bildiğinden ve paylaştığından o kadar emin ki, asla farklı bir yorum yapmanız mümkün değil. Zaten eleştiriye de kimsenin sabrı ve müsamahası yok. Cemaatinden, tarikatinden, siyasi parti ve teşkilatından vs. sırt alan ve meşruiyetini buraların üzerinden tanımlayanlara göre siz; fasık, müşrik, mürted, hain, kafir falan oluyorsunuz. Oh ne ala!

O yüzden bir ilahiyatçı olarak, sanal alemde bu sahte alimleri görmekten yorulduğumu söylemek isterim. Elbette bu söylemim de eleştirilebilir. Zaten bize düşen doğruya ve Hakka tabi olmak değil midir?

Ancak son söz olarak şöyle diyebilirim; dini alanda söz sahibi olabilmek ve bu alanda fetva verebilmek, ahiret hesabı gerektirir. Usül, yöntem, metot, kelam, fıkıh, siyer, arapça, kısaca ulüm’üd-dini bilmeyen, bunun eğitimini almamış ve bu minval üzere hayat yaşamamış kimselerin vermiş olduğu fetvalar, yorumladıkları ayet ve hadislerin her türlü vebali boyunlarınadır.

Selam ve dua ile…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: