Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
06 Eylül 2014 Cumartesi, 11:53
Murat Kavak
Murat Kavak [email protected] Tüm Yazılar

Modern Bilim ve Din Adamlarımı

20.Yüzyıl insanlık tarihinin en kanlı yüzyılıdır. Birinci dünya savaşında yaklaşık 16 milyon İkinci dünya savaşında 66 milyon kişi öldü… 20.Yüzyıl insanlık tarihine ulusların birbirini kıydığı,acıma duygusunun yok olduğu bir yüzyıl olarak geçti. Aynı yüzyıl da başka gelişmelerde oldu.İnsanlık bilimde kendi tarihinin en önemli gelişmelerine imza attı. Elektronikte yaşanan gelişmeler bir yana fizikte makro ve mikro […]

20.Yüzyıl insanlık tarihinin en kanlı yüzyılıdır.
Birinci dünya savaşında yaklaşık 16 milyon
İkinci dünya savaşında 66 milyon kişi öldü…
20.Yüzyıl insanlık tarihine ulusların birbirini kıydığı,acıma duygusunun yok olduğu bir yüzyıl olarak geçti.
Aynı yüzyıl da başka gelişmelerde oldu.İnsanlık bilimde kendi tarihinin en önemli gelişmelerine imza attı.
Elektronikte yaşanan gelişmeler bir yana fizikte makro ve mikro alanda yapılan keşifler,biyoloji özellikle genetik alanındaki gelişmeler doğayı daha iyi anlamamıza sebep oldu.
Zamanın göreceli olduğunu,uzay zaman kavramını Einstein dan,evrenin genişlediğini Hubble dan öğrendik.Parabolik evren, sicim teorisi,karanlık madde kavramları,higs bozonu ilk kez 20.yüzyılda gündeme geldi.
Kuantum teorisine gelindiğinde,bilim adamları atom altı parçacıkların makro dünyadaki kurallardan farklı davrandığını hayretle gördüler.Ünlü çifte yarık teorisi 20.yüzyılda yapıldı.Atomların dünyasına girenler şaşkına döndüler.Bizi oluşturan maddenin bu en küçük parçalarındaki olağanüstü evreni açıkmaya çalıştılar.
Bu gelişmeler evrene ait eski inançları yerle bir etti.Teoriler yeniden yazıldı.Eski kitaplar kenara kaldırıldı.Öyle inanılmaz bir bilgi birikimi oldu ki fiziğin adeta metafizik kavramlarla açıklanabileceği yerlere gelindi.
Tüm bu rafa kaldırılan eski kitaplar arasında dimdik ayakta kalan adeta her yeni keşifle tekrar güncellenen tek kitap vardı.
O da Kuran ı Kerim.
Zamanın göreceliğinden tutun,evrenin genişlemesine,bing bang teorisinden,solucan deliklerine kadar sanki bulunan her yeni buluş Kuran da bir yada bir kaç ayetin modern tefsiri niteliğindeydi.
Okuyanlar hayretler içinde kaldılar,Müslüman olan fizikçileri gördü 20 yüzyıla tanık olanlar.
Tüm bu gelişmeler,Kuran ı bilimsel gözle tekrar okumamız gerekliliğini ortaya çıkardı.
Tüm bunlar ışığında günümüz din adamlarının fizik okumaları gerektiğini düşündüm.Artık Kuran a sadece 12.yüzyıl medrese mantığıyla,o zaman yapılan tefsirler mantığıyla değil, gelinen bilimsel gelişmelerin açısındanda bakmak gerekli. Din adamlarımız temel fiziğin ve kuantumun kavramlarını bilmek zorunda.Kuran buna bizi zorluyor.Din adamlarımız Evrenin bing bang ten bu yana nasıl genişlediğini Zariyat suresi 47 ayeti anlatırken izah edebilmelidir.
Ancak bu şekilde Kuran ı ölülere okuyup,evin bir köşesindeki asıldığı yerden alıp modern dünyada ait olduğu yere koyabiliriz.
Her ne kadar Kuran bir bilim kitabı olarak indirilmediyse de onun yaratıcı güçten gelen ayetlerinin modern bilimle nasıl tefsir edileceğini göstermeliyiz.Şu ana kadar yeryüzünde keşfedilen hiç bir ispatlanmış bilimsel gerçeğin onu yalanlamadığını aksine onun ayetlerine delil olduğunu göstermeliyiz.
Bugün din adamlarımız bilimsel kafayla gençlerimize Kuran ı anlatmalı ve onu izah etmelidir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: