Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma
04 Şubat 2015 Çarşamba, 09:55
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

Mızıkçılık, bir muhalif hareket olmamalı

Naif Karabatak   Mızıkçılık, bir muhalif hareket olmamalı   Kendimize göre iktidar anlayışımız olduğu gibi, kendimize göre muhalefet anlayışı da olan bir millet olduğumuz kesin. Mızıkçılık ise yeni trend muhalefet anlayışımız oldu. Konu çözüm süreciyse, muhalefetin basmakalıp tek lafı, “Çözüm sürecinin mecliste çözülmesi” gerektiğidir… Meclise gelense çözülmez… ‘Ama’ları çok olan ve neredeyse çözmeyelim, düğüm olsun, […]

Naif Karabatak

 

Mızıkçılık, bir muhalif hareket olmamalı

 

Kendimize göre iktidar anlayışımız olduğu gibi, kendimize göre muhalefet anlayışı da olan bir millet olduğumuz kesin. Mızıkçılık ise yeni trend muhalefet anlayışımız oldu.

Konu çözüm süreciyse, muhalefetin basmakalıp tek lafı, “Çözüm sürecinin mecliste çözülmesi” gerektiğidir…

Meclise gelense çözülmez…

Ama’ları çok olan ve neredeyse çözmeyelim, düğüm olsun, daha da düğümlensin, düğüm düğüm şarkı yazalım tavrı olur.

Yeni Anayasanın, yani aslında ilk ve tek sivil anayasanın mutlak gerekliliği üzerine bütün partiler hemfikirdir.

Yeni Anayasayı yapacak olan da “mutlak gerekli” gören partiler ve o partilerdeki vekillerdir.

Ama sivil anayasa yapılmamasının tek sorumlusu da o partiler ve o vekillerdir.

Çünkü ‘ama’ları çoktur, çünkü egemenlikleri kayıt ve şarta bağlanmasını isteyenler vardır.

Çünkü milletin meclisinin anayasa yapmasını sindiremeyen vardır.

Çünkü kurucu meclis olmalıdır, hepsi darmadağın edilmeli, sonra toplanmalıdır.

Bunun için gerekirse darbe yapılmalı, gerekirse pılını pırtını toplayan iktidar gitmeli, kendileri gelmelidir.

Sandıkta kazanamayacağını anlayan her muhalefet partisinin tavrının aynı olması, siyasetin kilitlenmesine, halkın belirleyici rolünün unutulmasına ve halktan da gittikçe uzaklaşılmasına neden olmaktadır.

Bunun için en kolay yol mızıkçılıktır…

Bir yasa mı değişecek, “getirin meclise” denir, getirilene “hayır” oyu vermek, muhalefet olarak algılanır.

Her partinin eşit şekilde temsil edildiği, çoğunluk ve azınlığa bakılmaksızın oluşan tabloda “değişsin” denen anayasa maddeleri bile genel kurula geldiğinde “evet” denmiyorsa, bu mızıkçılıktır.

Analar ağlamasın, şehit cenazesi olmasın, insanlar ölmesin, ekonomi allak bullak olmasın diyenler, çözüm sürecinin devam etmemesi için muhalefet yaparlar.

Ülke yerinde durduğu ve insanlar her çözülen sorunda mutlu olduğu halde ülkenin bölündüğünü, parçalandığını, lime lime edildiğini, bin parçaya ayrıldığını, elden gittiğini, parsel parsel satıldığını söylemek de elbette mızıkçılık değil, muhalefettir.

Daha düne kadar demokratikleşme için planı, programı, projesi, yüzlerce maddelik çözümü olanlar, meclise gelene hayır derken, mızıkçılık yaptığının farkına varıyor mu bilmiyorum.

Sonra en temel hak ve özgürlüklerin verilmediğini hararetli şekilde savunanlar, temel haklarda yapılan her düzenlemeye karşı çıkmanın da mızıkçılık olduğunu düşünmüyordur.

İnsanların ana dilinde konuşma hakkını, bazı kesime hak görüp, bazı kesime hak görmeyenler, nasıl bir mızıkçılığı muhalefet anlayışına dönüştürdüklerini de bilemezler…

Sadece onlar değil elbet…

Halkın yoksulluğunu, zor durumda bir hayat sürdüğünü, üç kuruşa muhtaç hale geldiğini söyleyenlerin sosyal yardımları eleştirmesi de mızıkçılık değil, muhalefettir.

Bir çay ve bir simitle başarılı olmaya çalışan üniversite öğrencilerine belediyelerin verdiği bursu kestirmek de belki mızıkçılık değil, muhalefet etmektir.

Kendisini ülkenin sahibi sanıp, onun onayı olmadan hiçbir güzel şeyin olmayacağını farklı cümle, kelime ve cilalı laflarla söylemek de mızıkçılık değil, muhalefet görevini ifa etmektir.

Yargıyı eleştirenlerin kararları “kendi isteğine” ve “kendi siyasi çıkarına” göre beğenmesi veya beğenmemesi de mızıkçılık değil, muhalefettir.

Yolsuzluğu eleştirenlerin, kendi partilerinde, kendi belediyelerinde olana ses etmemesi de mızıkçılık değil, muhalefettir.

Ülkede yatırım yapılmamasından şikâyet eden muhalefetin, yapılan yatırımları eleştirmesi, her birine binlerce kılıf bulması, hatta “Marmaray’a da binmem” tafrası da mızıkçılık değil, olsa olsa ilkeli muhalefet olur.

Bunun için üçüncü köprüye, havalimanına, Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, Aksaray’a sıkı muhalefet etmek de mızıkçılık olarak değerlendirmez, vatan kurtaran muhalif anlayıştır, başka ne denir…

Böylesi bir ülkede siyasete ve siyasetçiye güvenin olmaması da halkın mızıkçılığı değil, muhalefetidir…

 

Tweetimden seçmeler

Milletin vekili olmak için uğraşıp, sonra kendisini müstesna insan sanan ve “seçilmiş” görenlerden olmayan siyasetçilere selam olsun.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: