Son Dakika
12 Aralık 2017 Salı
02 Mart 2015 Pazartesi, 08:37
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

MHP, Erdoğan’ın başkanlığını mı istiyor?

MHP, Erdoğan’ın başkanlığını mı istiyor?

Aydınlatılmayan bir helikopter kazası sonucu yaşamını yitiren BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül Darbesi ile birlikte yaşadığı cezaevi süreci sonrası bir tür özeleştiri sürecine girmiş, 1980 öncesinde Türkiye’de darbe yapmayı düşünen ABD’nin oyunlarına geldiğini zımnen kabul etmişti. Bu yüzden MHP ile yollarını ayırmıştı. Ölümünden iki yıl önce verdiği bir mülakatta, neden örgütlerinizi kontrol edemiyorsunuz sorusuyla karşılaşmış. Bunu önlemek için elimden geleni yapıyorum ama bizim tarlayı çok önceden sürmüşler diye yanıt vermişti. Tarladan kastı, partisine bağlı gençlik örgütlenmeleri ve teşkilatlarıydı. Daha başka şeylerde söyleyecekti, ne var ki karanlık bir kazada vefat etti.

Esas olarak 1968 yılında açılan Komando Kamplarının amacı, ülkede yükselen devrimci mücadeleye karşı reaksiyon gösterip, devrimci mücadelenin hedefini şaşırtmaktı. Bunda da başarılı olundu. İki yıl önce, emekli bir üst düzey CIA yetkilisi, milliyetçileri kullanarak Türkiye’de solun iktidarını engelledik demişti. 1980 Askeri Darbesi sonrası ise CIA’in Türkiye’deki milliyetçi kesimler üzerindeki ağırlığı azaldı. Hem Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecine girişi, hem de bu ilişkinin Askeri Darbe sonrası deşifre olması bunda etkin oldu.

Kendilerine ülkücü diyen kesimlerin 1980-1990 arasında pek sesi duyulmadı. 1990’lardan itibaren yükselişe geçen Kürt Özgürlük Mücadelesi ile birlikte devlet tekrar ülkücü-milliyetçi yapılarla ilişkiye geçti. Polis teşkilatı ve JİTEM içinde örgütlenmelerinin önü açıldı. Bölgede görev yapan polis-asker silahlarına yapıştırılmış üç hilal, kurt başları resimleri bolca görüldü. Üniversitelerde ise, sosyalist ve Kürt öğrencilerin demokratik mücadelelerine saldırılar gerçekleştirildi. Saldırıya uğrayan devrimciler olurken, gözaltına alınanlar da devrimciler oldu.

Devlet Bahçeli’nin MHP Genel Başkanı olduğu ilk dönem bu işleyiş devam etti. AKP’nin iktidara gelmesi, devletin merkezine yerleşmesi, polis teşkilatı içinde MHP’li kadroları tasfiye edip, Cemaati ikame etmesi ile birlikte, Devlet Bahçeli’nin bir durum tespiti yapmasına neden oldu. Tespit ile birlikte özellikle üniversitelerdeki ülkücü saldırıları azaldı, polis şiddeti başladı. Birçok yerde Kürtlere yapılan saldırılarda MHP tabanına bağlı insanlardan daha çok ulusalcı, Alperenci ve AKP’ye sempati besleyen Türk-İslam sentezci dünya görüşüne sahip gruplar önayak oldu. Bahçeli çoğu kez çıkıp, bunlar bizden değil demek zorunda kaldı. Öte yandan lokal olarak MHP’li gençlerin bu işlerin tamamen dışında olduğunu söylemek de pek mümkün değil. Ama kabul etmek gerekir ki, Bahçeli birçok konuda Erdoğan’dan daha itidalli davrandı.

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sürecinde, yumuşak olan iklimden dolayı HDP bir iki istisna hariç her yerde çalışma yürüttü ve bunda da başarılı oldu. Türklerden önemli sayılacak oylar alındı. Böyle bu iklimle 7 Haziran Seçimlerine gitmeyi AKP istemiyor. Bölgede savaş çıkmasın derdinde ama öte yandan da MHP ve HDP’yi kriminalize etmeye çalışıyor. Bu partiler şiddetten besleniyor algısını oluşturmak istiyor. Tekrar üniversitelerde, sokaklarda çatışma ve ölüm görüntüleri görmek istemeyen insanları AKP’ye kaydırmayı hedefliyor. Erdoğan 400 vekil derdinde, sultanlığını ilan etmek için. HDP’nin baraj altı kalması tek başına yetmiyor. MHP’yi de eklemek niyetinde. Onun için MHP-HDP isimleri üzerinden ortamı provoke etmek uğraşında. Ege Üniversitesi’nde MHP’li bir gencin yaşamını yitirdiği olaylara bu açıdan bakmakta fayda var. Erdoğan, benim polisim, benim savcım, benim Genelkurmay Başkanım dediği bir ortamda, ülkücülerin solcu ve Kürt öğrencilere saldırmasının hiçbir açıklaması yok. Birileri devlet adına devrimcilere saldırılmasının kendilerine bir şey kazandırmadığını söylemeli. Devlet artık AKP ile eşitlenmiş.

Geçenlerde Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için; Genelkurmay Başkanı’nın tırnağının paresi olamaz dedi. Bir seçilmişe, bir partinin genel başkanına söylenmeyecek kadar hakaret içeren bir söz. Normalde MHP teşkilatlarının AKP’yi protesto edecek gösteriler yapması gerekir. Ama ne yapıyorlar? HDP binalarına saldırıyorlar. HDP’nin batıda seçim çalışması yapmasını engelliyorlar. HDP baraj altı kalırsa MHP ne kazanacak? Kocaman bir hiç. Bir sabah uyanacaklar ki, polisler bütün Ülkü Ocakları’nı basmış. AKP’nin kendilerine nefes aldıracaklarını mı zannediyorlar? Kürtlere saldırarak AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorlar. Erdoğan’ın hedefi belli. İstediği olsun niyetindeyseniz, devam edin. Yoksa bir dakika durun ve düşünün.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: