Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
31 Aralık 2014 Çarşamba, 09:38
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Mevsimlik İşçilik üzerine bir yazı…

Mevsimlik İşçilik üzerine bir yazı…   Zenginlik maddiyatla mı ilgilidir, Yoksa düşünsel midir? Kalabalık bir arkadaş sohbetinde şöyle bir soru sormuştum “Adıyaman halkının çoğunluğu zengin mi yoksa fakir mi? Diye. Zengin diyende oldu fakir diyende. Sorumdaki zenginlik parasal anlamdaydı. Yani maddi olanaklar ile ilgili. Neden böyle bir soru sormuştum? Bunda elbette ki 3 dönemdir iktidarda […]

Mevsimlik İşçilik üzerine bir yazı…

 

Zenginlik maddiyatla mı ilgilidir, Yoksa düşünsel midir?

Kalabalık bir arkadaş sohbetinde şöyle bir soru sormuştum “Adıyaman halkının çoğunluğu zengin mi yoksa fakir mi? Diye. Zengin diyende oldu fakir diyende. Sorumdaki zenginlik parasal anlamdaydı. Yani maddi olanaklar ile ilgili.

Neden böyle bir soru sormuştum? Bunda elbette ki 3 dönemdir iktidarda olan partiye verilen yüksek düzeyde oy oranını “memnuniyetlik” diye algılamamda vardı, artan ev fiyatları ve bunun paralelinde artan kira fiyatları da.  Bunların yanında başkaca nedenlerde vardı. Ama asıl mesele farklıydı. Yakın zaman öncesinde gazetelere haber olmuş bir konu vardı mevsimlik işçilikle ilgili. İlimizden 30’un üzerinde ile mevsimlik işçi gönderildiği ile ilgiliydi haber. Memleketin pamuğu, fındığı, kayısısı, zeytini, biberi ve aklıma şuan gelmeyen birçok tarımsal ürünü ilimizden farklı illere giden mevsimlik işçiler tarafından hasat ediliyor. Ve biz tarımsal mevsimlik işçilerinin yollarda geçirmiş oldukları trafik kazaları ile bu durumdan sanki ilk kez haberdar oluyor gibi sol söylemlerle düzene lanet okuyor, acının etkisi azaldıktan sonrada takdiri ilahi deyip “sağ” söylemlerle kendimizi teselli etmeye başlıyoruz.

Evet, mevsimlik işçinin bu kadar yoğun olduğu iller yoksul illerdir. Sosyolojik anlamda farklı boyut açılarından ele alınmaya başlansa yığınlarca makaleler yazılacak bir konu olarak karşımızda durmakta mevsimlik işçilik. En önemlisi elbette ki çocuk yaşta çalıştırılan işçiler ve bu çocukların eğitim öğretim hayatından uzaklaştırılmış olmaları. Bu o kadar önemli bir şey ki, hayatta elbette ki birçok sorunla karşılaşabiliriz ve zaman içinde meseleye çözüm üretebiliriz ama eğitimde zamanında üretilmeyen çözüm çözüm değildir.  Mevsimlik işçilik nedeni ile kayba uğrayan eğitim öğretim sürecinin telafisi yoktur. Bu dipnotunu belirttikten sonra asıl meselemize geri dönelim.

Ben mevsimlik işçilik konusunda karşılaştığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum ve üzerinde düşünmenizi de istiyorum. İlimizde yaşayanların çoğu zengin mi yoksa fakir mi diye sormamada ve üzerinde sohbet etmemizi sağlayan sorumunda çıkış nedeni olan meseleye. 657’ye tabi bir devlet memuru ve2 katlı evi olan biri neden yıllık iznine ayrılarak kayısı toplamaya gider? Hem de çoluk çocuğu ile birlikte. Evet, mevsimlik işçilik zordur, insan onuruna yakışmayan birçok etkenle karşı karşıya kalırsınız. Sabrınız denenir, dişinizi sıkarsınız. İçinizden küfürleri saydırırısınız ama ertesi yıl bir daha gitmek için yerinizi önceden ayarlamaya başlarsınız tüm bu onursuzluğun içinde.

İhtiyacı olanların gittiği, kapitalizmin vahşi koşullarından biri olan mevsimlik işçilikle ilgili talebin fazla olması yevmiye diye adlandırdığımız ücretinde düşmesine sebep olmakta ve mesai saatlerinin sabah ezanı ile başlayıp yatsı namazına dek sürdüğü vahşi çalışma koşulu daha da bir çekilmez hale gelmektedir. Önümüzde ki yıllardan itibaren Suriye’den göç eden kişilerinde mevsimlik işçiliğe el atacağı varsayımını da düşünürsek daha bir çekilmez olacağı şimdiden kesin gibi gözükmektedir.

Gerçekten ihtiyacı olanın çıktığı bu yolculuğa ihtiyacı olmayan neden çıkar. Tuhaf bir memlekette yaşadığımıza inanmak istemiyorum. Çünkü diğer illerde olmayan o kadar köklü tarihsel bir birikimimiz var ki bu bile buna müsaade etmez diyorum. Sırf daha iyi bir arabaya binmek için, evin üzerine bir kat daha atmak için çoluk çocuk demeden gidilir mi mevsimlik işçiliğe. İnsan onurunun ayaklar altına alındığı mevsimlik bu yolculuğa çıkılır mı? İhtiyacı olana elbette ki söyleyeceğimiz şimdilik bir şey yok. Umarım en kısa sürede kendilerine yetecek bir iş bulurlarda bu yolculuğa çıkmazlar, ya da kendi memleketlerinde üretime başlayacakları olanaklar var edilirde kendi topraklarında karınlarını doyurmaya başlarlarda onurlarının rencide edildiği bu tür yolculuklara bir daha çıkmazlar.

Yazımın başında yönelttiğim sorumu değiştireyim fakirlik maddiyatla mı ilgilidir yoksa düşünsel midir? İlimizin yoksul iller kategorisinde olup yaşadıkları ile düşündükleri neden birbirinden bu kadar farklıdır?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: