Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
04 Ekim 2016 Salı, 08:47
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

Meşgulüz ve İşgal Altındayız

Meşgulüz ve İşgal Altındayız   İlkbaharın ilk renklerinde bir köy odasında söz alan köylü bir vatandaş, hayattaki hedefini heyecanla anlatıyordu; “tüm birikimimi bir araya getirdiğimde kendime şu kulakları uzun keçilerden beş tane satın alacağım, her bir keçinin fiyatı 275 TL civarındadır.  (Günün fiyatına göre) Beş keçi 1375 TL eder, paramın çoğunu bir araya getirmişim bile, […]

Meşgulüz ve İşgal Altındayız

 

İlkbaharın ilk renklerinde bir köy odasında söz alan köylü bir vatandaş, hayattaki hedefini heyecanla anlatıyordu; “tüm birikimimi bir araya getirdiğimde kendime şu kulakları uzun keçilerden beş tane satın alacağım, her bir keçinin fiyatı 275 TL civarındadır.  (Günün fiyatına göre) Beş keçi 1375 TL eder, paramın çoğunu bir araya getirmişim bile, keçiler günde 5 litre süt veriyor, beş keçi günde 25 litre süt verir, litresi 1,5 TL’den günde 37,5 TL para kazanırım işte o zaman kimseye minnet duymayacağım.” Evet, keçi/süt hayali/hedefinden kamil/üstün insan olma hayali/hedefine kadar envaiçeşit hayatın gayesini tespit etmek mümkündür.

Yaratılışında insan, bugüne kadar ulaştığı ve ulaşacağı tüm sınırlara kadar ki kodları ile yüklenmiştir. İnsanda sonsuz yönde sonsuz kadar kod tespit edilebilir. Sapılan her yöndeki kodları insanda tespit etmek de mümkündür. Yaratılışında insan, olması istenilen kadar yalındır. Pak ve arı doğan insan, sonsuz yön ve kodlar arasında seçime zorlanır, yönlendirilir. Kendi iradesi ile tercihini yapan kaç kişi vardır… Saptığı yönü, aldığı kodu doğru okuyan, anlayanlar; kendilerini tanımlayabilir, “ben kimim” sorusuna cevap verebilir.

İnsan yaşamı, düşünsel dünyasında tekrarlardan ibaret kalması, sermayeden zarar anlamına gelmez mi? Başladığın yerde kalmamak için yinelenmek veya değişim gerekmez mi? Bireyin özeline ait hayal ve hedefi, insanın kendi hayat gayesidir. Din, felsefe, ahlak, ekonomik boyutlarda, hayatın gayesi farklı olabilir. İnsan, her boyutta bir amaç belirlemelidir. Boyutlar arasındaki amaçlar birbirine zarar vermemelidir. Aksi takdirde tutarsızlık, karakter/kişilik sorunları doğurur. Elbette hayatın tek gayesi de olabilir. Hayatın tek gayesine odaklanmak/ulaşmak, eşikler üstü bir konum sağlayabilir.

Tüm bunların ötesinde yaratılışın özgün bir gayesi varsa, o gaye nedir? Kâmil/üstün insan olmak mı gerekir, Yoksa İyi, doğru, asil, dürüst, …, Olmak mı? Ya da «sadece ve sadece hakikat için yaşamak mı? Sadece hakikat için yaşayanın dünyevi endişesi olur mu? Hakikat nedir/nelerdir. Hakikatleri kim, hangi sistem belirleyebilir? Hakikatlere ulaşma yolunda; dünün birikimleri (kültür), günlük yaşam, gelecek endişeleri ve tasarımları v.s. engel olacaklardır. İnsanın engelleri aşması için beli bir düzeyde birikim, donanım, doyuma ulaşması gerekir. Birey; olay, olgu, söz, fikir, davranışları çok boyutlu yorumlayabilmelidir. Düşünce dünyasındaki meşguliyet ve işgaller bireyi hayatın asli gayesinden uzaklaştıracaktır. Düşünce dünyasını meşgul eden ile işgal edeni ayrıştırılmalıdır. Meşgul edene çözüm, işgal edene direnmek ve savaşmak gerekir. Hayatın gayesine ulaşma yolunda; zannettiklerimiz, bildiklerimiz, İnandıklarımız hakikat değil ise sapılan yolda/yönde ilerledikçe yanlışa eğilen açı büyüyecektir. İnsan hayatında; mutluluğu ve huzuru bulamıyorsa yanlış yolda/yönde olduğunu anlayabilir. Düşünce özgür kaldıkça/işlendikçe gelişir.

Sümerlere Göre; kurulan medeniyetin ve gelişimin tek kaynağı dini inançlardır. Bir Sümerli, dini merkezin tam odağında bulunan tanrıların ihtiyaçlarını giderip onlara hizmet ettiği ve tanrıların bundan memnun kaldığı ölçüde değer bulur ve saygınlık kazanır.

Mayalara Göre; Bilgelik yolunda «Ben Oluşmakta Olanım» diyerek sürekli kendini bilgi ve deneyimlerle geliştirmektir.

İlk Çağ Filozoflarına Göre; Hayatın en yüksek gayesi bilgide bulunur. Bilmek için yaşayan ve edindiği bilgileri davranışlarının temeli yapmaya çalışan, kişilik kazanır.

Platon’a Göre; hayatın gayesi; bilginin en yüksek biçimine ulaşmaktır.

Aristoteles’e Göre; «İyi’nin» tüm çabanın amacı olması, her şey bir amaç için yapılır ve bu amaç «İyi» dir.

Nietzsche’ye Göre; Hayatın objektif bir anlamı yoktur. Sonsuz tekrar edilen bir «HİÇ» liktir.

Buda’ya Göre; Acılar ile dolu hayata katlanmaktır.

Konfüçyüs ise hayatı/yaşayan insanları; üstün ve küçük insan olarak ikiye ayırmıştır. Üstün insanla küçük insan arasındaki farkı da şöyle belirtmiştir: “Büyük ve üstün insan erdemi, küçük insan rahatını düşünür. Üstün insan kanunlar üzerinde kafasını çalıştırır, küçük insan ise kendi rahatını aramaya bakar. Büyük ve üstün insan yalnız doğruluğu, küçük insan ise yalnız faydayı düşünür”

Kur-an’ı Kerimde şöyle buyurulmuştur; Rab’ın meleklere demişti ki: «Ben çamurdan bir insan yaratacağım onu biçimlendirip ona “ruhumdan” üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın» (Sad Suresi 71/72 ayet)

Rab’ın meleklere: «Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek, birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz Dediler. Rab’ın: ben sizin bilmediklerinizi bilirim dedi.  Ademe isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere sunup: «haydi, doğru iseniz onların isimlerini bana söyleyin! Dedi. Dediler ki: «sen yücesin, bizim senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakimsin. Allah dedi ki: «Ey âdem bunlara onların isimlerin haber ver! Âdem bunlara onların isimlerini haber verince, Allah: Ben Size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı ve içinizde gizlemekte olduğunuz şeyleri bilirim, dememiş miydim? Dedi. (Bakara Suresi 30/33 ayet)

Sonuç; Herkes Kararından Sorumludur…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: