Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
13 Nisan 2015 Pazartesi, 09:37
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Mehdiniz Geldi Mi

Mehdiniz Geldi Mi   “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” İbn-i Haldun   Bu ara tekrardan İbn-i Haldun okuyorum.   Siyasal ve sosyal yaklaşımları, sorunları çözüm önerileri, olayları analizi bulunduğu çağ için ileri düzeyde bir zeka.  Cemil Meriç’ in ifadesiyle  “kendi semasında tek yıdız” İbni Haldun denildiğinde muhakkak asabiyet kavramı yönetim için olmazsa olmazlardan […]

Mehdiniz Geldi Mi

 

“Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.”

İbn-i Haldun

 

Bu ara tekrardan İbn-i Haldun okuyorum.   Siyasal ve sosyal yaklaşımları, sorunları çözüm önerileri, olayları analizi bulunduğu çağ için ileri düzeyde bir zeka.  Cemil Meriç’ in ifadesiyle  “kendi semasında tek yıdız”

İbni Haldun denildiğinde muhakkak asabiyet kavramı yönetim için olmazsa olmazlardan bir tanesidir. Zira belli bir asabiyete sahip kavimler ve topluluklar düzenli bir yönetim oluştururlar. Hükümranlıkları sağlam temeller üzeri bina olur.

Asabiyeti güçlü olmayan kavimlerin ise yönetimleri sınırlı olur. hükümranlıklarının devamı ise sağlıklı bir zeminde yürümez.

Yine İbn-i Haldun asaletten bahseder. Asalet yönetici olmanın temel ilkelerinden biri olarak İbn-i Haldun’un nazariyesinde yer bulur.  Asalet sahibi kişiler nereye giderlerse gitsinler toplum tarafından kabul görür ve devlet oluşturabilirler. Bu durumu birçok örnek ile örneklendirir.

Bizim meselemiz tam da burada başlıyor.  Birde asalet sahibi olunmadan yönetime talip olanların olduğundan bahseder mütefekkirimiz. (Asalet ve yönetim bugünün kriterlerine göre yeniden değerlendirilmesi gereken kavramlardır. Bu işin başka boyutu)

Bunların kendilerine bir anlam katma telaşesin de olduğunu söyler. En çok kullanılan argümanında bir kısım düşünsel sitemlerde olduğu bilinen Mehdilik olduğunu dile getirir. Peygamber döneminden sonra bu olayın çeşitli yerlerden sık sık zuhur ettiğini belirttir.  Bunu 8. yüzyılda ortaya çıkan Tevbezri ve13. yüzyılda Gımara’da ortaya çıkan Abbas adındaki mehdilik iddiasında bulunan bir kişiden bahsetmektedir.

Bunların ortak özelliklerinin asaletten yoksun olduğu için kendilerini kabul ettirmeye çalışan yarı deli kişiler olduğunu söyler.

O günden bugüne herkes kendilerini kurtaracak, siyasal ve sosyal kaosu sonlandıracak bir mehdi beklemekte.  Her gün yeni mehdiler tedavüle çıkmakta.  Birileri yarı deli olduğundan çok fazla kale alınmazsa da bazıları ise çok değişik kapı arkalarında kutsandığından kendilerine direkt mehdi demesek bile kendileri o rolle bize sağdan yaklaşmaktalar. Her klik kendi mehdisini üretmekte ve biz aklı evvellere pazarlamaktadır. Ta ki aklı başında biri çıkıp bizlere kral çıplak diyene kadar bu durum devam edeceğe benzemektedir.

Oysa Feriduttin Attar’ın Mantıkuttayr’ da geçen otuz kuş misali Simurg’un kendimiz olduğunu bilsek mehdimizin de kendimiz olduğunun farkına varırız. Zira zahit olmak isteyene sahte pirlerden fayda gelmez.  Mehdiniz kendinizsiniz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: