Son Dakika
23 Ekim 2017 Pazartesi
02 Eylül 2016 Cuma, 09:06
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

MAKAMLAR VE HİZMETLER EHLİNE EMANET

MAKAMLAR VE HİZMETLER EHLİNE EMANET Makamlar, mevkiler, rütbeler, terfiler, mal ve mülk, servet ve saltanat tek başına fazla bir şey ifade etmezler. Bütün bunlar birer afet ya da nimet olabilirler. İçinde bulunduğumuz nimetlerimiz bizim için birer fitne olabilir. Yüce Yaratıcı bize verdiği nimetlerini, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir. Hz. Ali’yi Ehl-i Beyt’in […]

MAKAMLAR VE HİZMETLER EHLİNE EMANET

Makamlar, mevkiler, rütbeler, terfiler, mal ve mülk, servet ve saltanat tek başına fazla bir şey ifade etmezler. Bütün bunlar birer afet ya da nimet olabilirler.

İçinde bulunduğumuz nimetlerimiz bizim için birer fitne olabilir. Yüce Yaratıcı bize verdiği nimetlerini, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.

Hz. Ali’yi Ehl-i Beyt’in kaynağı yapmakla ilim ve cesaret verdiği halde, ona kamil bir iktidar vermedi. Hz. Süleyman’a evlat vermeyen Allah, bol miktarda servet ve iktidar verdi.

Makam ve mevkilere sahip o kadar çok zalim adam var ki, Ya da iktidar sahibi. Makam ve iktidar bir kişide  akıl ve imandan daha fazla ise o bir helak sebebidir.

Makam, sadece makam sahibinin akıl ve çabasının eseri değildir Bir imtihan olarak değerlendirilmesi gerekir. Ya da bazen toplumun liyakati esas belirleyici bir rol oynayacaktır.

Hz. Eyyub, zamanının en zengin kişisi idi, sonra en yoksul kişisi oldu, ardından tekrar eski servetinin iki katı bir güç ve servetin sahibi oldu. Oysa o hep aynı kişi idi.

Bir insanı daha önce iyi biliyorsunuz da, onu bir makama getirince bir mevki tevdi edilince ya da servetle tanışınca onun öteki yüzü ortaya çıkıyor.

Ne oldum delisi olanlar, güç ve makamı eline geçirdiklerinde ekini ve nesli tahrip etmekte, ellerindeki gücü menfi yönde kullanmaktadırlar. Oysa şu yaşlı dünya ne makam ve mevki sahiplerine tanıklık etti.

Adıyaman valisi sayın Abdullah Erin, geldiği ilk günlerden itibaren kapısını halka açtı ve halkıyla iç içe olmayı tercih ederek, devletin sıcak yüzünü millete gösterdi.

Eskiden beri devlet adamlarının halktan kopuk yaşam biçimleri, asık suratlı ve heybetli duruşları, halk ile devleti hep uzaklaştırdı, kopardı birbirinden.

Devletin müşfik eli hep halktan uzak kaldı ve halk o müşfik eli kendi üzerinde hiçbir zaman his etmedi. Devlet ayrı bir kulvarda, halk başka bir kulvarda yürüdü.

Geldiği günden beri mesai kavramı tanımadan gecenin ilerleyen saatlerine kadar gerek bürokrasi ile, kurum amirleriyle, gerekse de halk ile görüşmeler yaptığını biliyoruz.

Kapısını herkese açık bulunduran, sorunları, sıkıntıları ilk ağızdan dinlemeyi prensip edinen sayın valimiz Abdullah Erin’in daha şimdiden gönüllere taht kurduğunu söylemeliyim.

Doğu insanının misafirperverliğini, nezaketini en iyi şekilde temsil ederken, her kesin her sorununa azami ölçülerde yardımcı olmayı esirgememektedir.

Doğunun oda kültürünü, cemaat ruhunu mükemmel içselleştiren sayın vali’m, köylü, kentli demeden her kesle memleket sorunlarını paylaşarak, katkı sunabilecek taraflarla görüş alışverişinde bulunmayı ilke edinmiş görünmektedir.

Bu memleket hepimizin. Bu memleketin kalkınması ve insanlarımızın medeni milletler seviyesine çıkması için hizmet noktasında gerekli olan her fedakarlığı hep beraber yapmamız gerektiği inancıyla hizmet etmeliyiz.

İçimizdeki iç düşmanlarımızın ihanetleri ve dış düşmanlarımızın taarruzları karşısında kardeşçe ve samimi olarak omuz omuza verdiğimiz takdirde üstesinden gelmeyeceğimiz hiçbir sorunumuz kalmayacaktır.

Sayın valimizi akşam saat 19.30 da ziyaretimizde tespit ettiğimiz ve şahit olduğumuz pozitif enerjisinin, ard niyetli insanların fevri hareketlerine maruz kalmadığı sürece, bu güzel memleketimiz için can suyu olacağı kanaati ile güzel ve verimli çalışmaların olacağını ümit ediyoruz. Kendilerine Allah’tan muvaffakıyetler diliyoruz.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: