Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
06 Eylül 2014 Cumartesi, 12:01

Madde bağımlılığı, modern zamanın ve modern şehir yapısının eskiden kalmış bir alışkanlığı geliştirilip daha fazla olumsuz mecraya koyduğu bir sapma çeşididir. Eskiden kalmış alışkanlık diyoruz çünkü eskiden de madde bağımlılığının olduğuna dair elimizde yeterli düzeyde veri bulunmaktadır. Yalnız, o dönemde toplumsal bir sorun olacak kadar kendisini hissettirmiyordu. Bir şekilde rivayetle bize kadar ulaşan haşhaşilerin yaptıklarını […]

Madde bağımlılığı, modern zamanın ve modern şehir yapısının eskiden kalmış bir alışkanlığı geliştirilip daha fazla olumsuz mecraya koyduğu bir sapma çeşididir. Eskiden kalmış alışkanlık diyoruz çünkü eskiden de madde bağımlılığının olduğuna dair elimizde yeterli düzeyde veri bulunmaktadır. Yalnız, o dönemde toplumsal bir sorun olacak kadar kendisini hissettirmiyordu. Bir şekilde rivayetle bize kadar ulaşan haşhaşilerin yaptıklarını saymazsak tabi
Sapmış bir davranış olduğu genel kabul gören madde kullanımı ve bağımlılığını açıklayabilmek için nedenlerini ve yayıldığı ortamı iyi bilmemizde fayda vardır.
Çeşitli nedenleri olmakla beraber en belirgin olanları: genelde parçalanmış ailelerin, göçün, yoksulluğun ve tutunamama gibi durumların oluşturduğu zemindir.
Birden kapasitesinin çok fazla üzerine çıkan şehirlerin kendileri ile beraber büyüttükleri işsizlik, sağlıksız ortamlar, metruk mekanlara çocuğundan habersiz aileler de eklenirse madde bağımlılığı ile ilgili zeminin nasıl genişlediği daha rahat anlaşılır.
Düzensiz şehirlerin göç olgusu ile daha da karmaşık hale geldikleri bilinen bir gerçektir.. Kırdan şehre meydana gelen göçün sonucunda göç eden kişilerin davranışlarında çeşitli değişiklikler meydana geldi. Kişi, kırsalda daha çok biz eksenli bir hayatın getirdiği normlar ile yetişirken şehirde birden kendini çok bağımsız ve başıboş buldu. Bu başıboşluk savrukluk, anomi ve yabancılaşmayı da beraberinde getirdi. Kişi, başıboş kalınca kendisini tatmin edecek araçlara yöneldi. Maalesef bu araçların en belirgin olanları genel olarak sapkın davranışlara götüren bu tür araçlardır.
Yukarıda bahsedilen nedenlerin yanına kişilerin sosyal ortamlarını da buna eklersek kişi doğal olarak kendisini bir kısım olumsuzlukların içinde bulabiliyor. Yani yaşanılan sosyal ortamlar kişiyi buna itiyor desek yanılmış olmayız. Çünkü kullanıcıların ekseriyetinin merak ve eğlence nedeni ile maddeye başladıklarını, yayılma şeklinin ise, daha çok arkadaş grupları aracılığıyla olduğunu bize gösteren yeterince istatistiki veri mevcuttur.
Kişi, maddenin yaratacağı etkiyi merak ettiği için yaşıtlarıyla birlikteyken madde alabiliyor. Sağlıklı veya sağlıksız arkadaşlık ilişkileri böyle kötü bir alışkanlığın başlaması veya bu alışkanlığın önlenmesinde büyük önem taşır. Özellikle ilk gençlik döneminde, bir gruba ait olmak, kişinin psikolojik sağlığı açısından gerekli bir ihtiyaçtır. Ancak aile içinde belirli değerler kazanmış, kendine güveni olan bir kişiler, kendi kişilik yapısı ve değer ölçülerine uygun olan bir grup seçer. Bu grup içinde önemsediği arkadaşları madde kullanıyorsa, bu gruptan ayrılabilir. Yeterli psikolojik güçlükte olamayan bir genç ise, arkadaşlarının “bir kereden ne çıkar” telkinleriyle madde alabilir. Onun için ailelerin kendi çocuklarının arkadaşlarının da karakter yapısı hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir.
Madde bağımlılığını gösteren istatistiklerde, toplumun bazı kesimlerinin diğerlerine göre daha fazla bağımlı olduğu gözlemlenmiştir. İstatistiklerde; erkekler kadınlara, evliler bekarlara, şehirde oturanlar kırsal kesimde oturanlara, gençler yaşlılara oranla daha fazla bağımlı olabiliyorlar.
Madde bağımlılığı ülkelerin geleceği bağlamında ülkelerin yarınlarına darbe vurduğu gibi, kişisel olarak ta kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, sağlıklı karar alma yetisini kaybetmiş, toplumsal düzene tehdit oluşturabilecek kişiler haline gelmesine neden olmaktadır. Kişi, ister yetişkin isterse ergen veya çocuk olsun, kişisel yeterliliğini, iradesini veya başka bir deyişle kontrolünü yitirerek sosyal veya psikolojik davranış tercihlerinde iradesini kaybediyor. Bu durumda egemenlik kişiden çıkıp maddeye geçiyor. Bu durum, kişinin kişisel bağımsızlığını yitirmektedir. Bu, toplumda bir sürü kuralı işlevsiz hale getirmekte ve kurumların işlevselliğini de bertaraf etmektedir
Bunlarla beraber madde kullanımının en önemli olumsuzluklarına şunu da ekleyebiliriz. Şöyle ki, kişinin gittikçe yalnızlaşması ve yalnızlaştıkça madde bağımlısı olan o dar çerçeveye daha fazla mahkum olması kişinin yalnızlığını artırdığı gibi en verimli döneminde topluma bir şey katmasına da engel olmaktadır.
Ülkemizde madde kullanımı ve bağımlılığı ile ilgili olarak son yıllardaki kimi çalışmalara rağmen büyük bir eksiklik olduğu da göze çarpmaktadır. Derli toplu çalışmalar yok denecek kadar az, olanlarında büyük çoğunluğu emniyetteki verilere dayanmaktadır. Oysa ,bir emniyet kurumunun görevi gereği meseleye yaklaşımı ile bir bilimsel kurumun yaklaşımının farklı olması gerekir. Onun için sosyal bilimlerde araştırma yapanların soruna daha bilimsel bir perspektiften yaklaşmaları ve sonuca ulaşmaları gerekmektedir.
Peki, toplumsal olarak bu meselenin çözümüne ne şekil yaklaşmalıyız. Kişiler, günlük hayatta kendilerine bir amaç edindiklerinde ve toplumsal normlarla barışık yaşadıklarında sapma davranışlara daha az rastlanmaktadır. Bunun için toplumsal değer üreten kişi ve kurumların omuzlarına büyük yük düşmektedir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: