28 Haziran 2016 Salı, 08:29
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

LİSELERDE ERKEN ERGEN TEHLİKESİ

LİSELERDE ERKEN ERGEN TEHLİKESİ

2013 TÜİK verilerine göre 14-18 yaş arası nüfusumuz 6 498 688 kişiden oluşmaktadır. Bu oran ülke nüfusun yaklaşık %  9’na denk gelmektedir. Ergen/Genç kabul ettiğimiz bu nüfusun tamamına yakını Liselerde/ortaöğretimde okumaktadır. Ülkedeki her aile, bu yaş grubu nüfusa bir şekilde ilintili olduğundan, Liselerle doğrudan veya dolaylı etkileşim halindedir.

Bilimsel hiçbir karşılığı olamayan elemelerle/tercihlerle gençler ortaokuldan liselere geçiş sağlamaktadır. Ülkenin geleceğini sürdürecek bu neslin kahir çoğunluğu, olması gereken okuldan farklı bir lisede eğitimini almaktadır. Amacından ayrık, yetenek, ilgi ve seveceği alandan müstesna ortama mahkûm edilen ergenler, gerçek hayattan kopuk yaşamaktadırlar.

Eşit ve adil olmayan koşullarda yetişen tüm öğrenciler, aynı testlerden geçirilmektedir. Farklı karakter ve kabiliyetlere sahip bu gençler aynı/tek hedefe yönlendirilmektedir. Hasbel kader kendi kişisel yapısına uyumlu veya özel imkân ve zorlamalarla hedefe ulaşan öğrenciler zeki/çalışkan atfedilmektedirler. Hedeften uzaklaştıkça sözde; öğrencilerin zekâ seviyelerinin düştüğü algısı genelin kabul etiği bir durumdur. Bu sürecin böyle bir çıkarımı son derce abestir. Ancak sonuç; bilgi, bilim, teknoloji, sanat v.b. tüm alanlarda ülkenin beyin kaybıdır.

Öğrencinin kendisini bulamadığı liselerde; gençlerde kişisel gelişim ve davranış bozuklukları, zihinsel ve hayati boşluklar yaşanmaktadır. Toplumdan, aileden, normlardan ayrı bir yaşama sürüklenen bu kesimin; alttan, ince ince ortama isyanı da sezinlenmektedir.

Ailenin sadece “kendi çocuğu olarak” tanımladığı bu jenerasyon, eş zamanlı; medyanın, internetin, basının, sokağın, arkadaşın ve de okulun çocuğu olarak büyüyor. Bu gençler farkında olmadan; Hazcılığı, kolaycılığı, üretmeden tüketiciliği, hiçliği, başıboşluğu hayatın gayesine dönüştürmektedir. Aile beklentilerinin dışında bir karakterle karşı karşıya kalan ebeveynler aile içinde saklanılan, şiddetli bir çatışmanın içine girmektedir. Bu çatışma hali öğrencide, bir taraftan başarısızlığı tetiklerken aynı zamanda tehlikeli tuzaklara itmektedir. Bu durumu iyi okuyan tehlikeli mihraklar, pusuyu kuracak yer, zaman ve tarzı çok iyi ayarlayabilmektedirler. Zararlı madde bezirgânlar, gayrı ahlaki çeteler, terör odakları için, ergen gençler en kolay insan kaynak alanlarıdır.

Veli olarak tanımladığımız yetişkinler, duyularını ekseriyetle akademik başarıya odaklamışlardır. Öğrencisine en yoğun sorduğu sorular; Başarı, not, ders çalışma vb.dir. Birçok öğrenci, gün boyunca görmediği ebeveyni ile karşılaştıklarında, kendileri değil, derslerinin nasıl olduğu sorusu ile karşılaşması talihsiz bir gerçektir. Velilerin okul ziyaretleri, genel olarak öğrencinin notlarını varsa devamsızlığını düzeltmek üzeredir. Velinin; öğrenci notunu, devamsızlığını, disiplinsizliğini telafi etmek için meşru olmayan yöntemlere başvurması, okul idare ve öğretmenlerini zor durumda bırakabilmektedir. Öğrenci bu durumdan yararlanarak daha büyük yanlışlara sürüklenmektedir. Bazen de öğrenci okul içindeki sorunu/başarısızlığını dışındaki bir gerekçeye dayandırarak velisini manipüle edebilmektedir.

Veli öğrencisine iyi bir okul, sınıf ve öğretmen ararken, okulun ve öğretmenin de; iyi veli özlemi görünmelidir. Farklı aile yapılarından gelen öğrenci profilleri, okul ve sınıfların ana bileşenidir. Geleneksel, ataerkil, geniş, çekirdek aile yapılarından demokratik aile yapı oluşum beklentisi, çoğu yerde anlam kaymasına neden olmuştur. Literatürel Demokratik Aile Yapısı, Çocukerkil Aile Yapısına dönüşmüştür. Demokratik aile yapılarında beklenilen; görev, sorumluluk, ödev paylaşımının bir disiplin anlayışına dayandırılmasıdır. Gelişen Çocukerkil Aile yapıları ile çocuğun istek ve beklentilerine göre konum alma, önceleme kabullenir bir duruma dönüşmüştür. Sosyal yapının özünü oluşturan ailelerde, görünen bu tanım kayması, başta okullarda olmak üzere, yaşamın her karesine olumsuz yansımaktadır. Aile; büyüyen çocuğun kabaran, kontrolsüz, yararsız talepleri karşısında karmaşık ilişki ve iletişim sorunu yaşamaktadır.

Aileler; çocuklarında görmek, duymak istediklerine duyularını kabartırken gerçeklere kör ve sağır kalarak kolaycılığı tercih etmektedir. Veli; Akademik başarısızlık, psikolojik sorunlar, ahlaki çöküntülere karşı rehberlik servislerine, kişisel gelişim uzmanlarına yönelmektedir. Rehberlik servisleri ve kişisel gelişim uzmanları kitabi, klişe, sözlerle aile ve öğrencileri rehabilite etmeye çalışmaktadır. Kişisel Farklılıklar düşünüldüğünde, her öğrenciye kullanılacak dil ve yöntemlerin özel olması gerekir. Yanlış reçete ile başlatılan iyileştirme çalışmaları, agresif ve beklenmeyen psikolojik davranışları tetiklemektedir.

Ülkede kontrolsüz gelişen bir şehirleşme olgusu yaşanmaktadır. Nüfusun % 80’ni aşan şehir yerleşimleri birçok tehlike ve tehdidi de beraberinde barındırmaktadır. Özelikle risk grubu tanımına giren gençler, bu tehlike ve tehdit odakların tuzağına daha kolay düşmektedir. Olağan standartlarda yaşamaya çalışan aileler, çocuklarını tehlikelere karşı evde ve gözetim altında tutmaktadır. Bu yaşam tarzı, gençlerde psikolojik sorunların başlamasını tetiklemektedir. Ergen yaşa gelen bu jenerasyon asi, isyankar veya dış dünyaya kapalı davranış biçimleri geliştirmektedir.

Hiçbir aile, 14-18 yaş aralığına hitap eden ortaöğretim gençliğini; madde bezirgânlarına, çetelere, örgütlere, amaçsız ve hayâsız gruplara katılmasını istemez. Öyleyse, Liselerde illegal girişimlere ve yapılanmalara karşı geliştirilmiş devlet politikaları uygulanmalıdır. Bu anlamda öğretmen ve okul yönetimlerinin eli güçlendirilmelidir. Legal yapılanma (siyasi partiler, cemaatler, vakıflar vb.) uzantılar, lise gençliğini çıkar ve emellerine kullanmamalıdır. Liselileri militan deposu olarak gören bu zavallı çevreler, gelecek adına iyi niyet taşımadıkları aşikârdır.

Milli eğitim sisteminde yaşanan bozuk gelişmenin, birçok bileşeni vardır. Bu sorunların tespiti ve çözümlerinde ayrı, yalın beyin takımlarının bu işin mutfağında çalışması elzemdir. Milli eğitim camiasının her statüsünde; eğitim/öğretim körlüğü yaşayan, geleceğin okuryazarlığını yapamayanların yarattığı tahribatı, birilerinin artık görmesi gerekir.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: