Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
23 Mayıs 2016 Pazartesi, 08:01
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

Kürtler, HDP’lilerin Meclis’ten atılacak olmasından memnunmuş(!)

Kürtler, HDP’lilerin Meclis’ten atılacak olmasından memnunmuş(!) HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasını Erdoğan istedi. Hani şu seçim meydanlarında, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun hakkında üst perdeden gürledikleri AKP’nin doğal lideri Erdoğan’dan bahsediyoruz. İş Kürtsüz Meclis talebi olunca bir baktık ki AKP-MHP-CHP (CHP’de bu tiyatroya hayır diyen onurlu isimleri ayırıyorum) el ele horon tepiyorlar. Kutlu olsun. İş referanduma kalırsa, Kürtler bunun […]

Kürtler, HDP’lilerin Meclis’ten atılacak olmasından memnunmuş(!)

HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasını Erdoğan istedi. Hani şu seçim meydanlarında, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun hakkında üst perdeden gürledikleri AKP’nin doğal lideri Erdoğan’dan bahsediyoruz. İş Kürtsüz Meclis talebi olunca bir baktık ki AKP-MHP-CHP (CHP’de bu tiyatroya hayır diyen onurlu isimleri ayırıyorum) el ele horon tepiyorlar. Kutlu olsun. İş referanduma kalırsa, Kürtler bunun kendilerine karşı bir referandum olacağını görürler korkusu sarmıştı Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarını. Kürtler aptal ya! Referandumsuz Meclis’ten atıp, hapse soksanız Kürtler ne güzel sevinecek öyle mi? Tayfun kod adıyla daha önce JİTEM’e çalıştığı iddia edilen Orhan Miroğlu, Türkler adına Habertürk’te, “HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasına HDP seçmeni saygı duyuyor” dedi. Evet evet, Kürtler AKP’ye, CHP’ye, MHP’ye teşekkürlerini sunuyor. Bizim irademizi yok saydığınız için size minnettarız diyor. Zaten Kürtleri HDP’den kurtaran o mübarek insanları, Amed Newroz meydanında alkışlamak için 1 milyon Kürt bekliyor.

İşin doğrusu, Kürtler Meclis’e girdikleri 1991 yılından bu yana, hiçbir zaman dokunulmaz olmadılar. Meclis’ten atıldılar, hapse konuldular, yumruk yediler, lince maruz kaldılar. % 90 oy aldıkları memleketlerine sokulmadılar, coplandılar. Mitinglerinde bombalar patlatıldı. Parti binaları yakıldı. Binlerce yöneticisi, üyesi siyasi soykırım operasyonlarının hedefi oldu. Sıradan bir polis veya çavuş seçilmiş vekilleri iteklemeyi marifet saydı. Daha ötesi partinin erkek başkanının yüzüne, otobüsün içinde biber gazı sıkıldı. Kadın başkanın kafasına biber gazı silahı ile atış talimi yapıldı. Hiçbirini, hiç kimse kınamadı. Kürtler, devletin gözünde Türkiye’nin zencileriydiler. Cüzamlılarıydılar.

2 Mart 1994 tarihinde, Meclis’ten çıkan Orhan Doğan’ı gözaltına almışlardı. 3-4 polis, yüzlerini kapatmaya çalışıyor, bir yandan da Doğan’a adli suçluymuş muamelesi yaparak, ensesinden bastırıp, arabaya doğru itekliyordu. O anın resmi diğer gün gazetelerde, polislerin gözleri bantlanmış halde yayınlandı. O resim Kürtlerin ortak hafızasına kazındı. Birçok Kürt o resmi kesip sakladı. 22 yıl sonra aynı şeyi, aynı gerekçelerle yapıp farklı sonuç bekliyorlar. Orhan Doğan’ın o resminden sonra, elleri kelepçelenmiş belediye başkanlarının dizili olduğu resim servis edildi. Fakat hiçbiri, bu sefer ortaya çıkan resimden daha ibret verici olmadı. Ona yakın AKP’li vekil sandık başındalar. Ellerinde zarfları. Kendinden geçmiş halde kahkahalar atıyorlar. Bir halkın iradesini yok saymayı kutluyorlar. Daha kötüsü olur mu bilemem, çünkü burası Türkiye. Ama ben ömür boyu bu resmi hafızama kazıyacağım. Hani hep 1990’lara mı dönüyoruz diyoruz ya. 1994’te Meclis’te yapılan oylamayı hatırlıyorum. Orda devlet partisi vekilleri aynı saldırganlıktaydı ama en azından işin ciddiyetinin farkındaydılar. Bu yüzden gergindiler. Dokunulmazlıkları kaldırılan bütün DEP’li vekillere tek tek söz hakkı verildi. Şimdi oylamalarıyla, konuşmalarıyla, verdikleri pozlarla, kahkahalarıyla, bir çiğ köfte partisindelermiş gibi çiğlerdi ve eğleniyorlardı.

Bir zamanlar, HDP iyi hoş da AKP ile başkanlık için anlaşmış diyen Erdoğan karşıtları vardı. Hatta pek demokrat bazı yazarlar, Kürtler özerklik karşılığında AKP ile başkanlık konusunda protokol yaptı bile dediler. Güya Kürtler kendi özgürlükleri için Türkleri satmış. Kimin kimi sattığı Cizre’den bu yana çok iyi anlaşılıyor. Kürtler olmasın da, başkanlığa bile razıyız noktasına gelindi. Şimdi iyi niyet postuna bürünmüş bazı simsarlar çıkmış, iyi ki referanduma gitmedi, yoksa halk % 80 ile dokunulmazlık kalksın derdi diye konuşuyorlar. Kalan % 20 de Kürtler ve onun dostları oluyor. O halde açıkça soralım. Türkler Kürtlerin Meclis’te olmasını bile kabullenmeyecekse, bu “kardeşiz” tiyatrosuna ne gerek var. Kardeşinin diline, oyuna bile saygı gösterilmeyen bir ülkede barış, demokrasi ve özgürlük olamaz zaten.

CHP’liler, MHP’liler başkanlığa karşılarmış. Yarın öbür gün milletvekilliği düşürülen HDP’lilerin yerini doldurmak için ara seçim yapılır. Gelecek AKP’li vekillerle Meclis’te başkanlık için gerekli oy sayısı sağlanır. Ver elini Türkmenistan tarzı başkanlık. Kime kızacaksınız? Sizin eseriniz olacak. Kürtlere hava hoş. Cumhuriyetten bu yana zaten hep olağanüstü hal ile yönetildiler. Demokrasi Kürtlere uğramaz. Siz derdinize yanın.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: