Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
04 Ağustos 2017 Cuma, 08:17
Mehmet Akar
Mehmet Akar [email protected] Tüm Yazılar

Kurbağa Ürkütülmeden

Kurbağa Ürkütülmeden

Fizikte bir kural var. Bir şeyin, bir olayın yavaş yavaş hazmedilmesi için kurbağa deneyi tavsiye edilir. Bu deneyle toplumda insanların ani tepkilerini dindirmek için ani çıkışlarını önlemek için, varılmak istenilen hedefe insanları fazla ürkmeden, tepki çekmeden yapma politikasıdır. İktidar bu siyaseti izliyor.

Cumhuriyet Monarşiye karşı yeni bir sistemdir. Monarşi, meşrutiyet, cumhuriyet. Monarşi tek adam yönetimidir. Meşrutiyet tek adamın yetkilerini bir grup ile paylaştığı sistemin adıdır. Cumhuriyet halkın egemenliğini serbest seçimlerle seçtiği vekillerin eliyle yürüttüğü sistemin adıdır. Buna temsili demokrasi de denir.

Kimi gelişmiş ülkelerde halk her konuda karar verme gücüne sahiptir. Buna doğrudan demokrasi denir. Demokrasi sadece seçilen vekillerin halk adına kanun yapmanın adı değildir. Halkın vekilleri halk adına karar verirken, halkın çeşitli alanlarda örgütlendiği halk örgütlülüğünün düşüncelerini dikkate almak gibi bir keyfiyeti de var. Kanunlar halkla beraber tartışılarak çıkarılması halinde, kanunların uygulanma kabiliyeti artar.

Türkiye’de cumhuriyet sistemi, kendisinden bir önceki Osmanlının Monarşi sistemi üzerine kuruldu. O günün savaş şartlarında monarşinin üzerine yeni bir sistemi inşa ederken, halkın bir kesimi bu yeni sistemi hazmedemedi. Yeni sisteme devamlı mesafeli durdu. Fırsat buldukça bu yeni sistemin uygulamalarına karşı direndi. Biz bu kesimi monarşi idaresine, tek adam sistemine taraftar olan insanlar olarak kabul ederiz. Zira monarşi, tek adam sistemi yaşamı dini esasları gözetilerek uygulardı. Monarşinin başında olan padişah halifelik gibi bir unvanı da taşıdığı için, dindar halkın nazarında dokunulmaz bir yerde dururdu. Padişaha dokunmak ilahi emirlere karşı çıkmak anlamına gelmekteydi. Padişah yanlıları, ya da halifelik yanlıları bu nazik konuyu cumhuriyetin ilanından günümüze kadar cumhuriyet idaresine karşı işlediler. Cumhuriyet sisteminin en önemli konusu laikliktir. Yanı laiklik devlet işleri ile din işlerini birbirinden ayırmak manasına gelir. Cumhuriyet yönetiminde kimse kimsenin yaşam haklarına karışmamalıydı. Devlet işlerine dini gerekçelerle müdahale edilmemeliydi. Giyimde, sosyal hayatta, ekonomik hayatta kişi kanunların öngördüğü çerçevede özgür olmalıydı.

Ülkeyi dini esaslara göre yönetmenin iyi sistem olduğu iddiasındakiler bu yeni yaşamdan hoşnut değillerdi. Bu kesimin talepleri zamanla siyasal İslam tartışmalarını gündeme getirdi. Bu tartışmalar bazen yeraltında, bazen de açıktan dillendirildi. Bu fikri savunan çok sayıda dini etiketli cemiyetler çalışmalarına hız verdi. Gün oldu bu kesim bir siyasi parti etrafında birleşmeye başladı.

Cumhuriyeti kuran kadrolar ve hükümetler ülkenin gerçeğinden uzak bir yerde durdukları için ülke sorunlarına çözüm bulmada yetersiz kaldılar. Bu hükümetlerin yetersizliği, dini esaslara göre ülke yönetimini isteyenlerin karşı argümanlarını güçlendirdi. Gün oldu halkın bu kesimini temsil eden dini kimlikli partiler iktidara geldi. Bu partilerin iktidarında o dini cemiyetler çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu cemiyetler, hükümetlerin kendilerine verdiği destek ile devlete hâkim olmaya başladı.

Şu anda sancılarını yaşadığımız darbe kalkışmaları, hükümetleri ele geçirme girişimleri, yüz yıldır amaçladıklarını hayata geçirme eylemidir. Cemiyetler öylesine büyüdü, çoğaldı ki sade insan normal günlük işlerini bu cemiyetler üzerinden yapma zorunda kaldı. Normal demokratik, yasal hak arama yolları bu cemiyetler tarafından keyfi bir şekilde kullanılmaya başlandı.

Bir darbe girişiminin savuşturulduğu söylense de, toplumda bu darbecilerin amaçladıklarının halefi olma arzusunda olan daha çok kişi, çevre olduğu kamuoyunun bilinen gerçeğidir.

AKP hükümeti, darbenin savuşturulmasının arkasına saklanarak, ajandasında var olan ve yüz yıldır yapmayı düşündüklerini yavaş yavaş tatbik etmektedir. Cumhuriyet yönetimi ile kazanılmış sayısız demokratik haklar yerine çağdaş dünyanın üç yüz yıldır terk ettiği şeyleri yeniden tatbik sahasına koymaya çalışıyor.

Çağımızda modernite tüm dünyanın kabul ettiği bir yaşam biçimidir. Bilimsel araştırma, incelemelerden sonuç çıkarma günümüz bilim dünyasının temel hedefidir. Çağdaş dünya bilime, sanata, araştırma, inceleme ve geliştirmeye büyük yatırımlar yapmaktadır. Eğitim sistemlerini de bu temel düşünce üzerine kurmaktadırlar. Yeni neslin soru soran, soruşturan, itiraz eden, düşünen, neden ve niçin leri merak edip bunların peşine düşen bir gençlik yetiştirmeyi amaçlamaktadırlar. Yanı yatırımlarını bu tür gençlik kuşağına yapmaktadırlar. Eğitim müfredatlarını da bu esaslara göre hazırlamakta, dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak yeniden düzenlemeler yapılmaktadır. Belki önümüzdeki hafta AKP hükümetinin eğitimde hedeflediklerini, yapmak istediklerini yazarız.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: