Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
30 Mart 2015 Pazartesi, 09:31
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Kuklalar Aramızda Cirit Atıyor

Kuklalar Aramızda Cirit Atıyor Yaşadığımız hayat gerçek: Hayal ve rüya gerçek üstü. Masal ise gerçek dışı…Peki ama Bilgisayar ve İnternet dünyası?.. Dünyamızda sanal dünyalar oluştu. Kuklalar aramızda kol geziyor, cirit atıyor. Tarih? Onu nereye oturtsanız olur; tarihi kategorize etmek doğru değil. Zaman diyeceksiniz?..Zaman aslında bir sürekliliktir….Binlerce yıl tek bir gün gibidir. Zamanı dilimleyip param parça […]

Kuklalar Aramızda Cirit Atıyor

Yaşadığımız hayat gerçek: Hayal ve rüya gerçek üstü. Masal ise gerçek dışı…Peki ama Bilgisayar ve İnternet dünyası?.. Dünyamızda sanal dünyalar oluştu. Kuklalar aramızda kol geziyor, cirit atıyor.

Tarih? Onu nereye oturtsanız olur; tarihi kategorize etmek doğru değil.

Zaman diyeceksiniz?..Zaman aslında bir sürekliliktir….Binlerce yıl tek bir gün gibidir. Zamanı dilimleyip param parça eden biziz… “Asır”mış, “yıl” mış, “ay”mış; “hafta” , “gün”, “saat”, “dakika”, “saniye”, “salise” vesaire vesaire…

Zamanı dilim dilim, paramparça etmenin ne anlamı var? Zaman  sürekliliği olan bir olgudur. Geçmiş dediğimiz şeyler de aslında bu sürekliliğin parçalarıdır.

Yani “geçmiş” gerçekte geçmiş değildir. Gerçekte “geçmiş”in geçmiş olması için unutulması lazım; hatta utulması bile yetmez, geleceği hiç etkilememiş olması gerekir…Oysa geçmişimiz, yani dünümüz, hem günümüzü etkiliyor, hem de geleceğimizi…Etkilemekle de kalmıyor, çoğu kez yönlendiriyor Geleceği etkilemeyen geçmiş yoktur…

O zaman geçmiş de yoktur: Geçmiş sandığımız bugündür aslında, gelecek de öyle…Her şey , her zaman aynı zaman diliminde iç içe yaşanmakta, sadece olaylar ve kişiler karışmasın diye zaman çağlara, yıllara, aylara filan bölünmektedir. Şahsen her zaman sürekli yaşamaktan yanayım. Biraz gerçek, biraz rüya, biraz hikâye, biraz hayal, biraz masal…Bazen tek tek, bazen hepsi birden…

Yaşayabildiklerimi bizzat yaşarım. İstediğim halde yaşayamadıklarım rüyama girer, ulaşamadıklarımı da hayal ederim…

Diyeceksiniz ki, hayat olduğu gibi yaşamaktan korkanlarla, istedikleri hayatı yaşama fırsatı bulamayanlar, kendilerine hayallerden, rüyalardan, masallardan yeni bir hayat kurup hayali hayat  yaparlar.

Tespitleri haklı olabilir, haksız da olabilir; Fazla umurunuzda olmasın…Size insan olarak var olmak yetsin. “Var” olmadan “insan” olunamayacağına göre, varlık en büyük mazhariyettir… Bir de şükrünü eda edebilsek.

Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı iken söyledikleriyle hepimizin ortak paydasıydı. Şimdi emekli…Bilirim, böyle değerli insanlar köşeye çekilip oturamazlar. Seçtikleri misyonu bir şekilde sürdürürler.

Hoş köşesine çekilmeye kalksa bile bırakmazlar Ya gerçekten ihtiyaçları olduğunu düşünerek, ya da “rant”larından faydalanmak için aralarına davet ederler. O da zaman içinde bir seçim yapar: Partilerden birine girer.Sorun da işte bu noktada başlar. Abdullah Gül, aynı Abdullah Gül’dür aslında, ama herkes farklı kaftanlar biçmeye başladı bile…Çünkü bize göre bizden olmamak en büyük günahtır!..

Bu anlayışın Osmanlı Şehzadelerini kardeş kanı dökmeye sevk ettiğini unutmayalım.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: