Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi
17 Aralık 2014 Çarşamba, 09:05
Üzeyir Ergül
Üzeyir Ergül [email protected] Tüm Yazılar

Köyden kente dönüşme evresinde Adıyaman…

Köyden kente dönüşme evresinde Adıyaman…   Adıyaman’ı tanımlarken “büyük köy” kavramını kullanırız yeri geldiğinde. Neden büyük köy? Çünkü kent yaşamının tam anlamıyla karşılığı bulunmaz Adıyaman’da. Kent yaşamı ne demektir, neye göre yaşam köy ya da kent diye gruplandırılır? Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişmektedir. Aslında kent kendine özgü kültürel yaşamsallığı olan bir olgudur. Büyükşehir olmak, […]

Köyden kente dönüşme evresinde Adıyaman…

 

Adıyaman’ı tanımlarken “büyük köy” kavramını kullanırız yeri geldiğinde. Neden büyük köy? Çünkü kent yaşamının tam anlamıyla karşılığı bulunmaz Adıyaman’da. Kent yaşamı ne demektir, neye göre yaşam köy ya da kent diye gruplandırılır? Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişmektedir. Aslında kent kendine özgü kültürel yaşamsallığı olan bir olgudur.

Büyükşehir olmak, sanayileşmek, büyük binalara sahip olmak kent olmak için; böyle yerlerde yaşamakta kentli olmak için yeterli değildir.

Adıyaman’ımız köy kent ikilemi içinde kendisine yol aramaktadır. Aslına bakarsanız bu yolu belirlemek için birikimsel bir altyapıya sahip duyarlı kişilerin sayısı oldukça azdır. Yönetenler ise işinin ehli kişiler değildir. Ne köy yaşamı denen olgunun farkındadır nede dönüşmek istediği kentlilik olgusunun ne anlama geldiğinin veya bunu nasıl gerçekleştireceğinin bilincindedir. Dönüşmek için İzleyeceği yol var olması ile yok olması arasında cereyan edecektir.

Adıyamanlılık aidiyetinin kentli olmak ile birlikte dönüşeceği daha doğrusu şekilleneceği hal merak konusu olmalıdır. Hızla büyüyen şehrin beklentilerinin ya da halkın olmasını istediği kentin nasıl bir kent olacağı konusunda komisyonlar kurulmalı geniş halk kesimin katılacağı, bilgilendirileceği ve bilgileneceği, görüş ve önerilerinin alınacağı forumlar düzenlenmelidir.

Hızlı büyümelerin sağlıklı olmayan hızlı değişimleri de beraberinde getirdiği bir gerçekliktir. Farkına varılmayan aslında budur. Anlamlandırmadığımız değişim geçmiş ile ilgili birikimsel bir bilince sahip olmadığımızdandır. Yüzlerce yılda yapılan, binlerce yıldır ihtişamını koruyan nemrut dağını ve pirin Perre Antik Şehrinin ne olduğunu tam olarak algılayamayanların bu şehrin geleceğine yön vermesi beklenemez. Aslına bakarsanız Adıyaman’ımızın bahsettiğimiz bu tarihsel birikimin ne anlama geldiğini, nasıl şekillendiğini kavraması ile birlikte gelecekten korkması büyük bir handikaptan başka bir şey olmayacaktır.

Düne kadar yolu olmadığı için elimizden hiçbir şey gelmiyor diyenlerin aklına bile gelmiyordur yüz yıllık enerji için aslında şehrin tüm yollarını kapadıklarını. Mezopotamya’nın verimli tarım arazilerinden biri olan Adıyaman ovasının binalara kurban edildiği. Sırf mekansal olarak büyümek için yeni imar yerlerinin açılmasının sonrasında büyük sıkıntılara yol açabileceği. 10 yıl sonrasını hesaplamadan alınan karaların nasıl içinden çıkılmaz bir hale dönüştüğünün en büyük göstergesidir sanayinin ve üniversitenin şehrin ortasında kalması. Hızla çoğalan nüfusun yanında kaldırımların bu kadar kısa sürede yetersiz kalması son 50 yıllık yerel yöneticilik anlayışının ne kadar yanlış olduğunu gösterirken yeni yapılan yerleşim yerlerinde de aynı sorunun şimdiden oluşması ise eskiden ders alınmadığını ve bu şehrin önümüzdeki 50 yılının da hiçse sayıldığının göstergesidir.

Bizler Adıyaman il merkezinde yaşayan ve şehrin giriş ve çıkışlarında ki nüfus tabelasına göre şimdilik 225 bini bulan nüfus ile farkındalığımızı göstermeliyiz. Bizleri yönetenlerden bizler için en iyisini istemeliyiz, ben için değil. Şehrin dönüşmesini, almasını istediğimiz hali her yönü ile tartmalıyız. İçerisinde bulunduğumuz şehrin kendine özgü değerlerini yok etmek yerine, yenileri ile destekleyip ileriye doğru sağlam adımlar atmalıyız.

Gerçek çözümler, yapıcı eleştirilerle gelir. Olmasını istediğimiz gibi hayalini kurduğumuz şehrimizin kente dönüşmesi için öncelikle bizlerinde köy kent ikileminde çıkarımlarımızı sağlıklı yapıp bizleri yönetenlerden istemeliyiz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: