Son Dakika
17 Ekim 2017 Salı
18 Haziran 2016 Cumartesi, 08:04
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

KONU MANKENİ OSMAN EFENDİ!!

KONU MANKENİ OSMAN EFENDİ!! Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendinin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır… Osman Efendi Uşak’ın ileri  […]

KONU MANKENİ OSMAN EFENDİ!!

Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider.

Lakin Osman Efendinin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır…

Osman Efendi Uşak’ın ileri  gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de  bulamaz.

Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendiyi İstanbul’a götürmeye karar verirler.

İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin  tomografileri çekilir, testler yapılır… Görünüşe bakılırsa  Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan  baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.

Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da  apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre  moda, Zürih’e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca  profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.
Sonuç:
Osman Efendiye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendiye ağrı kesici iğneler verilir, ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.

Osman Efendi bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Uşak’a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendinin eski berberi Berber Mehmet çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman Efendiyi tıraş  ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler.  Berber Mehmet bir an düşünür.  “Beyim?” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın” Bir bakar, “Hah işte der. “Kıl dönmüş.” Osman Efendinin  şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı  çeker. Ev halkı Osman Efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya  koşar.

Berber Mehmet, Osman Efendinin elinden zor alınır ve cımbızın  ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendinin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.

Ertesi sabah Osman  Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması  geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp  gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o  zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına  gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır  ve ona bir servet bağışlar.

BU YAZIDAN ÇIKARTILACAK SONUÇLAR :

1. Bir çok konuda  Berber Mehmet Efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.

2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur.

3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: