Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
27 Haziran 2016 Pazartesi, 08:50
Doğan Durgun
Doğan Durgun [email protected] Tüm Yazılar

Kolombiya niye başardı?

Kolombiya niye başardı?   Kolombiya Devrimci Halk Ordusu (FARC), Kolombiya Komünist Partisi’nin silahlı kanadı olarak 1964’te farklı gerilla gruplarının bir araya gelmesi sonucunda 1966 yılında kuruldu. Liderliğini de 2008’de kalp krizinden ölene kadar, efsanevi komutan Manuel Marulanda yaptı. FARC’ın ilk tohumlarının atıldığı 1964 yılından bu yana (barış görüşmeleri zamanında da çatışmalar yaşanıyordu) Kolombiya Ordusu ve […]

Kolombiya niye başardı?

 

Kolombiya Devrimci Halk Ordusu (FARC), Kolombiya Komünist Partisi’nin silahlı kanadı olarak 1964’te farklı gerilla gruplarının bir araya gelmesi sonucunda 1966 yılında kuruldu. Liderliğini de 2008’de kalp krizinden ölene kadar, efsanevi komutan Manuel Marulanda yaptı. FARC’ın ilk tohumlarının atıldığı 1964 yılından bu yana (barış görüşmeleri zamanında da çatışmalar yaşanıyordu) Kolombiya Ordusu ve devlet destekli paramiliter güçlerle savaşıyordu. Bu süreçte iki taraftan yaklaşık 220 bin insan yaşamını yitirdi. 7 milyon civarında insan evinden oldu, ülkenin farklı yerlerine göç etmek zorunda kaldı. Bazı dönemler FARC devlete büyük kayıplar verdirdi. Bazen de devlet güçleri FARC’ı zor durumda bırakacak operasyonlara imza attı. Yaklaşık elli yıl boyunca mücadele böyle devam etti.

Juan Manuel Santos 20 Haziran 2010’da yapılacak Kolombiya Devlet Başkanlığı seçimlerinde aday oldu. Verdiği en önemli vaat ise, Kolombiya’da yarım asırdır süren savaşı sonlandırmaktı. Seçimleri kazanan Santos, ilk iş olarak verdiği sözü tutmak için FARC ile kontak kurdu. Alt düzeyde başlayan görüşmeler sonuç verdi. Kolombiya Hükümeti ile FARC 2012 yılının Kasım ayında Küba’da dünyanın gözleri önünde barış masasına oturdular. İlk etapta taraflar, savaş mağdurlarına tazminat ödenmesini de içeren bir anlaşma imzalandı. Ayrıca “mağdurların hakları, arazi hakları, isyancıların siyasi katılımı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” olmak üzere dört ana unsurda uzlaşmaya vardılar. Ondan sonra görüşmeler hem Kolombiya’da, hem de Ekvator, Venezuela, Küba gibi ülkelerde gerçekleşti. Şili, Küba, Norveç, Venezuela devletleri ise gözlemcilik yaptı, yapıyor.

Nihayet Perşembe günü iki taraf, karşılıklı ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Küba’nın başkenti Havana’da yapılan toplantıya Kolombiya Devlet Başkanı Santos ile FARC’ın lideri Timochenko katıldı. İmzalar Latin Amerika ülkelerinin liderleri, BM Genel Sekreteri ve Küba Devlet Başkanı Raul Castro’nun hazır bulunduğu ortamda atıldı. Artık Kolombiya barışı nihayete ermek üzere. Hemen hemen aynı dönem başlayan Türkiye barışı ise, tarihinin en büyük savaşına yol almış durumda. Kolombiya’nın gerçekleştirdiğini biz niye gerçekleştiremedik?

1-Kolombiya Devleti dünya örneklerini inceleyerek, yol haritası hazırladı. Gözlemci ülkeleri sürece dahil etti. Farklı ülkelerde, basının önünde görüşmeleri yürüttü. Bu görüşmeler en üst temsiliyet ile gerçekleşti. Devlet başkanı ve gerilla komutanı aynı masaya oturup, müzakere yürüttüler. Türkiye ise biz kendi yolumuzla bu işi hallederiz mantığı ile yola çıktı. Gözlemci ülke kabul etmedi. Gizli kapaklı yollarla PKK ile temas kuruldu. İşin içine siyasi irade dahil olmadı. Daha çok MİT üzerinden görüşmeler yürütüldü. Karşı tarafın lideri Öcalan’a çözümün aktörü yerine, kullanılabilinir bir araç olarak bakıldı. Öcalan ile kimin görüşeceğine bile sürekli müdahale edildi.

2-FARC masaya otururken, somut taleplerini çantadan çıkardı. Bu talepler üzerinde müzakereler yapıldı. Anlaşmalara gözlemci ülkeler imza attı. PKK somut bir talep ile değil, daha çok demokratik bir çerçeve ile görüşmeleri yürütmesine rağmen bir türlü müzakerelere geçilemedi. Dolmabahçe Mutabakatı’nda bile somut bir maddeler silsilesinden çok, genel demokratik ortak taleplere vurgu vardı. İçinin karşılıklı doldurulması esnekliğini gösterip, dayatmada bulunmadı. İktidar ve PKK arasında resmi olarak imzalan Dolmabahçe Mutabakatı dışında bir şey olmadı.

3-Kolombiya sürece gerçekçi baktı. Santos, çözüm süreci boyunca anket yaptırıp, gidişatı seçmen yaklaşımına göre revize etme yoluna gitmedi. Hatta FARC silah bıraksın denildiğinde, bizzat Devlet Başkanı Santos: “Son aşamaya gelmeyene kadar FARC’dan silah bırakmasını bekleyemeyiz” dedi. Kimse, çözüm olana kadar FARC gerillaları Venezuela’ya geçsinler gibi bir yaklaşımı aklına dahi getirmedi. Çözüm sürecini siyasi partiler, seçimler için meze yapmadılar. Hükümet ABD’ye FARC’ı terör örgütleri listesinden çıkar talebi iletti. Biz de ise süreç ne kadar oy getirir-götürür tahterevallisine çevrildi. Görüşmelere başlamanın şartı olarak PKK’nin sınır ötesine çekilmesi istendi. İktidar,  süreç boyunca “terör örgütü” söylemini sürdürdü. Partiler birbirlerini çözüm süreci üzerinden vurmaya çalıştılar.

Hal böyle olunca, dünyanın gözleri önünde çözüm sürecini yürüten Kolombiya ve FARC muratlarına erdiler. Demek ki, barışı sağlamak çok zor değilmiş. İsteyince oluyormuş.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: