Son Dakika
21 Ağustos 2017 Pazartesi
16 Ocak 2015 Cuma, 15:43
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Köleliğin Tarihçesi ve İslâm’ın Bakışı (3)

Köleliğin Tarihçesi ve İslâm’ın Bakışı (3)   İslâm tarihinde hürriyetine kavuşturulan köle sayısı oldukça çoktur. Hz. Ebubekir (r.a), öz servetinden ayırdığı meblağlarla kırka yakın kölşeyi hürriyetine kavuşturmuştur. İslâmiyet, azad ettiği köleleri azad etmekle bırakmıyordu. Onların her biri açılan imkânlarla birer iş sahibi yapılıyor, kabiliyeti olanları da değişik mevkilere getiriliyordu. Örneğin Zeyd bin Harise(r.a.) azad edildikten […]

Köleliğin Tarihçesi ve İslâm’ın Bakışı (3)

 

İslâm tarihinde hürriyetine kavuşturulan köle sayısı oldukça çoktur. Hz. Ebubekir (r.a), öz servetinden ayırdığı meblağlarla kırka yakın kölşeyi hürriyetine kavuşturmuştur.

İslâmiyet, azad ettiği köleleri azad etmekle bırakmıyordu. Onların her biri açılan imkânlarla birer iş sahibi yapılıyor, kabiliyeti olanları da değişik mevkilere getiriliyordu. Örneğin Zeyd bin Harise(r.a.) azad edildikten sonra islam askerlerine komutanlık yapmıştır. İslâm’ın ilk müezzini Bilal-i Habeşi (r.a.) köleydi. Tarih literatüründe, yetişmiş islâm alimleri arasında bir çok köle görülmektedir. Osmanlı devlet adamlarında sadrazamlığa kadar yükselen köle torunları vardı.

Ama gerek islâm’dan önce, gerekse sonra başka milletlerin tarihinde kölelerin azad edilmeleri ve topluma kazandırılmaları konusunda ciddi bir çalışma göremezsiniz.

İslâmiyet, köle azad etmeyi teşvik ettiği gibi, azad edilmeyen kölelere iyi muamele edilmesini de şart koşmuştur. Yüce Yaratıcı (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’a ibadet edin. O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyilik edin, hısımlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sahip olduğunuz elinizin altındaki (köle, cariye, hizmetçi)lere de iyilik edin. Şüphesiz ki Allah, kendini beğenip böbürleneni ve övüneni sevmez.(Nisa.36) buyurarak, kendisine ibadet etmekle kölelere iyilik yapmayı aynı ayette zikretmiştir.

İslâmiyet hiç bir zaman köleyi efendisinden ayrı olarak düşünmemiş, onu Resulüllah Efendimiz(s.a.v.)’in “Köleleriniz kardeşlerinizdir. Kimin kardeşi elinin altında bulunursa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin” fermanıyla kardeş kabul etmiş ve aile fertlerinden biri olarak düşünmüştür.

Kâinatın Efendisi(s.a.v.) “Emri altında bulunanlara kötü davranan Cennete giremez” “Kim kölenin yüzüne bir tokat atarsa veya onu döğerse, onun karşılığı köleyi azad etmektir.” Buyurmuştur.

Hz. Ömer (r.a.) Şam’ı fethettiğinde oraya girerken bir kölesi bir de devesi vardı. Yaşlı ve biraz da güçsüz olduğu için deveye kölesiyle nöbetleşe biniyorlardı. Şam’a yaklaştıklarında binme sırası köleye gelmişti. Yular Hz. Ömer(r.a.)’in elinde olduğu halde devenin sırtında kölesi vardı. Kendisini karşılamaya gelen Şam Valisi Ubeyde bin Cerrah (r.a.),onun bu halini görünce hayretlere düşmüştü. Sebebi sorulunca, Hz. Ömer(r.a.), “AllahÜ Tealâ bizi islamiyet’le aziz eylemiş, şereflendirmiştir” buyuırdu.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Namaz ve köleleriniz hakkında Allh’tan korkunuz” buyurarak, namazla köle arasında önem bakımından bir orantı kurmuştur.

Yine Kâinatın Efendisi(s.a.v) kölelerin duygularına ve şahsiyetlerine hürmet etmek üzere elinde köle bulunduran Müslümanları, “Sizden hiç biriniz bu benim kölemdir, bu benim cariyemdir; demesin. Ancak, bu benim kızım veya oğlum yahut kardeşimdir, desin.” Şeklinde ikaz etmiştir.

İslâm tarihinde azad edildiği halde efendisini bırakıp gitmek istemeyen köleler görülmüştür. Çünkü efendileri tarafından arzu edilen titizlikle korunmuşlar ve hiç bir şekil ve surette insanlık dışı muamele görmemişlerdir.

İşte islâm, köleyi düşmüş olduğu derin kuyunun kirli çukurundan alarak şerefli insan kardeşliği seviyesinin zirvesine yükseltmiştir. Onu ticaret malları arasında alınıp satılan bir eşya parçası olmaktan kurtarmıştır.

Bütün bunlara rağmen, müslüman toplumun içinde bulunup da islâmî değerlerden haberi olmayan bazı müslümanlar kendi tarihi ve geçmişi manevi değerlerle dolu bir okyanusken, bir çok sahadaki susuzluğunu gidermek için Batı’nın pas tutmuş çeyrek litrelik bataryasında su aramaktadır. Bu insanlara söyleyeceğimiz tek şey, “Batılı entellektüellerin bile itiraf edip, medeniyetlerinin çöküntü sebebi olarak gösterdikleri örf ve adetlerini almak ve onlara göre hayatı tanzim etmek Müslümanın felaketine sebep olur.

Sonuç olarak kölelik konusunda günümüz platformunda az da olsa düşündüğümüz zaman görürüz ki, daha önce kölelere yapılan muamelelerin çok daha acısı ve insafsızı bugünün hür insanına yapılmaktadır. Bunun hayatımızdaki örnekleri sayılamayacak kadar çoktur.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: