21 Mart 2017 Salı, 08:14

Kitap ve Kitaplıklar

 

 [Bir çabaydı sadece benimkisi. Ne diyordu Mısırlılar;”Kitaplık, ruhları tedavi eder.”Victor Hugo , tapınak kurmaya benzetiyordu kitaplığı.Seneca ise cezaevine kadar dayandırıyor ve “Bir kitaplık,bir cezaevi kapatır.”diyordu.Her düşünür önem biçmiş kitaba ve kitaplığa.Çinliler,susuz büyüyen fidana benzetiyor,Shakespeare da krallık olarak nitelendiriyordu kitaplığı.Daha birçok düşünür,yazar,şair ve filozoflar kitabı ve kitaplığı adres göstermişler iyi bir düzen için.

Bunca çağların ardından söylenen ve kulak tıkayamayacağımız daha nice sözlerden sonra,boş durmak olmazdı elbette.Söylemeyi işe dönüştürmek gerekiyordu.Böyle başladım kitaplık kurmaya.

Okulda bir odanın temininin ardından, kimlerden destek alırım diye düşündüm.Ağır aksak yürüse de verilen sözler,zamanla ve yavaş yavaş oluşmaya başladı bir şeyler.Önce kitapçıları gezdim.

Matbaaya gittim.Özgül matbaası yani Gani Bey,tereddütsüz isteklerime “peki olur”deyiverdi.

İl Halk Kütüphane Müdür yardımcısı Filiz Hanım; demirbaş,tasnif ve kitaplıkla ilgili değerli bilgileriyle destek sundu.

İki kitapçı Üniversite ve Yaşar Kitap evleri raflarıyla katkıda bulundu.

Roza reklam ajansı duvar saati verebildi.

İlköğretim müfettişimiz Ayşen Hanım önerileriyle destek oldu.

Milli Eğitim Müdürlüğünden resmi yazıya istinaden sandalye,koltuk ve pano aldık..

 Zübeyde Hanım Anaokulu kullanmadıkları halıflekslerini verdi.

Çeşitli yayınevleri ve kültür kurumlarına e-mail gönderdim.

Sadece “mutlu yayınevi”bir koli kaynak gönderdi.

Kelebek, Mezopotamya,Yaşar ve Üniversite Kitabevleri ile Bilim Dersanesi,Türk Edebiyat Vakfı çeşitli kitaplarıyla katkı sundular.

Vatan Gazetesinden Ahmet VARDAR,’kitap’ talepli yazımı köşesinde yayınlayınca umutlarım artmaya başladı. Birçok ilden kitapseverler telefonla e-maille ulaştılar.

 İstanbul,Ankara,İzmir,Denizli,Konya.Diyarbakır…Derken yüzlerce kitaba kavuşacak olmayı hayal bile edemeyeceğim duruma düştüm.                       

Velilerimizden İbiş Sarıkaya ve Orhan Maraş Kütüphanemizi boyadılar.

Okul personeli olarak  coğrafya dergisi“ATLAS” a bir yıllığına abone olduk.

Adıyaman’da BUGÜN”gazetesine bir velimizin katkısıyla üç aylığına abone olduk

”Bilim Çocuk”dergisi ise sırada.

Uzak illerden kitapseverlerin göndereceği koliler için ise “ADIYAMAN ÜNAL TURİZM” destek oldu, oluyor.

Bunca ilginin ardından bir telaş sardı başımı. Acaba “Kütüphaneler Haftası”na yetişir mi? diye.Kütüphane Komisyonundaki arkadaşların yoğun çabasıyla 2 nisan günü okulumuz kütüphaneye kavuşmuş olacak.Öğrencilerimizin sabır ve merakı teselli bulmuş olacak.

Tabi tüm bunların sonucunda onlarca duyarlı kişinin emeği,çabası nasıl hayat bulacak? Öğrenciler istedikleri gibi kitaplığa gelip okuma yapabileceği gibi onlarca kaynaktan araştırma yapıp ödevlerini huzurla yapabilecek. Kütüphaneye, kütüphane memuru gelirse eğer işler bir o kadar rahat ve düzenli yürümüş olacak.Okulumuzun şehre uzak olması vesilesiyle de Altınşehir’deki tüm öğrenciler kütüphaneden faydalanabilecek.Ne mutlu ki katkı sunan tüm kitapseverler,böyle bir hayırlı işte yer aldılar.

Ne mutlu ki bana,Seneca’nın dediği gibi kör,sağır ve dilsizliğin çaresi olan kitaplarla kaynaştık.

Dilerim bilginin anahtarı olan kitaplar açılır ve içeri girilir.40. Kütüphaneler haftasında kitaplar dostlarıyla buluşur.]

 

Altınşehir İlköğretim Okul Öğretmeni

(Kütüphanenin kurulmasında en küçük desteği,katkısı olan,düşünce bazında bile olsa çaba gösteren,kitap ve araç-gereç veren herkese,duyarlı tüm kitapseverlere teşekkür ediyorum.)

*Bu makale; ‘Adıyaman’da BUGÜN’ Gazetesinde Nisan 2004’te yayınlanmıştır…

…………………………

 Veee BUGÜN!..

 “ KİTAPLAR ve BİZ”

Bu sene 53.sü kutlanacak Kütüphaneler Haftası’nın.

       On üç sene evvel okulumda, okul arkadaşlarımla birlikte bir kütüphane kurmuştuk. Veeee on iki sene boyunca kütüphaneden sorumlu oldum. Her sene haftaya dair anmalar, etkinlikler eksik olmadı. Her sene çeşitli yarışmalarla kitaplıkların önemi üzerinde durduk. Sergilerle, şiir, resim ve öykü yarışmalarıyla keyifle geçirdik her haftayı.

       Şairler, yazarlar da öğrencilerimizi yalnız bırakmadı. Gülsüm Cengiz, Toprak Işık, Miyase Sertbarut, Hamdullah Köseoğlu, Koray Avcı Çakman, Nurgül Ateş, Murat Aksoy, Aydın Balcı, Ülker Kurtcan, Ekrem Güneş ve ismini anımsayamadığım başka başka kültür cevherleri…

       Okulumuzun değerli öğretmenlerinden Zuhal Önder’in vefatının ardından “Zuhal Önder Kütüphanesi” ismiyle yeniden açılışı yapıldı. Okuma kabinleri ve kitap sayılarının artışı ile birlikte Önder ailesinin de bilgisayar hediyesiyle katkısı kütüphaneyi daha bir anlamlı kılmaya yetmişti.

Şimdilerde sahipsiz kalmış, tozlanmaya bırakılmış ve gün ışığı bekleyen vaziyette bir hazine halinde kütüphane. Hazinelerine sahip çıkmayan toplumların yükselmesi, gelişmesi ve çağa ayak uydurabilmesi mümkün olabilir mi?

Kütüphanelerin açık olmadığı ve okuma kültürünün gelişmediği ya da geliştirilmedi bir yaşamın ağır bedelleri olacaktır elbette. Bu gün de olduğu gibi. Kitap ve kitaplıkların suçlandığı bir zamanın içinden geçmekteyiz. Düşünen, tartışan ve sorgulayan bir bilimsel eğitimden uzaklaşıldıkça söylenen her şeye inanan bir kuşak doğar. Sokakta söylenen bir söze aldanıp hayatı bilgi sahibi olmadan yorumlayan insancıklara dönüşüveririz. Her on yılda bir ülkem insanları olağanüstü dönemler yaşamaktan bıktı ve usandı. Kendi ülkesinin çocuklarına acımayan ve yok olmasına seyirci kalan başka toplumlar var mı bilemiyorum. Akademisyen, doktor, öğretmen, hemşire, demeden kültürel yıkıma uğratılan bir ülke nasıl ayakta kalabilir.

  1. kütüphaneler haftası; terör, irtibat, iltisak sözcüklerine boğulmuş bir eğitimciler ordusu gündemindeyken kutlanacak. Eğitim camiası; öğrencilerinden uzak bırakılan öğretmenlerden, öğretmenlerinden ayrılan öğrencilerden yoksun bir haftayı daha geçirecek. Ve eğitimden koparılan personellerini hiç anmadan, düşünmeden kütüphaneler haftasını kutlayacak.

Okulumda gelenekselleşen şiir okuma ve resim yarışmaları artık yapılamayacak ve de vefat eden öğretmenimiz Zuhal Önder anısına verilen ödüller de verilemeyecek. Dilerim içinden geçmekte olduğumuz zaman çabuk geçer, huzurun ve iç barışın hayat bulduğu günlere döneriz. Dalından koparılan her bir cevher de yuvalarına döner ve çocuklarına kavuşur. Eğitim, öğretim sürecinden alıkonulan öğretmenler, haksız yere işinden edilen emekçiler mesleklerine dönerler.ülkemiz için hayırlı olan şeyin ne olduğunu okuyup ta buna göre adım atarlar. Kin, öfke ve ödeşmeye dönük şiddet içeren tutumların ülkenin geleceğine darbe indireceği unutulmamalıdır. Temizlik kelimesi çöpler için kullanılır oysa insanlar için kullanıldığında durum vahim demektir. Kim kimi neden niçin temizlemektedir. Kendi yurdunda kendi insanına gösterilmeyen ehemmiyet miras bırakılan ülkemize de işlenmiş bir cinayet gibidir.

  1. Kütüphaneler haftasının- kitapların öneminin bilince çıkarılarak değer gördüğü bir hafta olmasını dilerim. Suçlu olan kitaplar, kitaplıklar değil onu kullanmasını bilmeyenler ve menfaatleri uğruna kullananlardır. Korkulacak olan şey ne kitap ne de kitaplıklardır; Korkulacak olan şey insanlardaki hırs, kibir, yalan ve riyakâr tutumlardır. En güzel şey; sevgiye, kardeşliğe, insanlığa açılan pencereler olan kütüphaneleri çoğaltmaktır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: