24 Mayıs 2016 Salı, 08:59
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

KİTAP GÜNLERİ ŞEN OLA..

KİTAP GÜNLERİ ŞEN OLA.. Her konuda üretebileceğimiz bir bahanemiz vardır. Mevzu kitap okumaya gelince bahanelerin ardı arkası kesilmez. “Kitap okuyor musun?” sorusuna verilen cevaplar hemen hazırdır: Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden bir toplum olarak bu mazeretler diziler, filmler için geçerli değil. Paul Sartre, “okumadan geçen bir gün, yitirilmiş bir gündür” der. Yitirilmiş ne kadar […]

KİTAP GÜNLERİ ŞEN OLA..

Her konuda üretebileceğimiz bir bahanemiz vardır. Mevzu kitap okumaya gelince bahanelerin ardı arkası kesilmez. “Kitap okuyor musun?” sorusuna verilen cevaplar hemen hazırdır:

Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden bir toplum olarak bu mazeretler diziler, filmler için geçerli değil.

  1. Paul Sartre, “okumadan geçen bir gün, yitirilmiş bir gündür” der.

    Yitirilmiş ne kadar fazla günümüz var.

 

Umutlarımızın gerçekleşmesi için net düşünmeye, doğru değerleri seçmek için bilgeliğe ve harekete geçmek için yürekliliğe ihtiyacımız var.

Bunları elde etmek için de kitaplara…

18-22 Mayıs tarihleri arasında “Adıyaman 3. Kitap Günleri” düzenlendi.

Kitap kokusunun içimize sindiği özel yerlerdir fuarlar.

Adıyaman Kitap günlerinde uzun süredir görüşemediğimiz dostlarla da muhabbet etmenin keyfini yaşadık.

Kitap gibi adamlarla aynı standı paylaşmanın keyfi ise ayrı bir değerdi benim için.

Bana sorarsanız Adıyaman’ın en entelektül, en sağlam kalemlerinden biri Necati Atar ağabeydir.

Necati Atar ağabeye gençlerin ilgisi yoğundu, Muhabbeti ile duruşu ile, yazdıklarıyla Adıyaman’ımızın en önemli isimlerinden biri olan şair yazar Necati Atar ile aynı standda yan yana olmak guru vericiydi benim için.

Yine çok değer verdiğim, hayatımda önemli bir yeri olan hem yaşayışı hem olaylara bakışı hem de yazdıklarıyla kitap gibi bir adam da şair yazar Hamza ÇELENK ağabeyimdir. Onunla  aynı yerde olmak ayrı bir keyifti.

Usta Kalem, Suat Tekin ağabeyin yanında , yine önemli bir kalem Feride Bektaş Ablamızla da aynı standa yer almak oldukça keyifliydi.

Kitap günleri organizasyonunu yapan firma fuarı duyurmak için reklam panolarını donatmıştı. İl merkezinde kitap günlerinin olduğu her yerden anlaşılıyordu.

Aynı tanıtımın ilçelerde yapılması ve yerel gazetelerde önceden duyurulması fuara ayrı bir renk katabilirdi. İlçedeki yerel basın bu konuda serzenişlerde bulundu.

İlimiz Valisi Sayın Mahmut Demirtaş’ın ilgisi ve misafirperverliği, Vali Yardımcısı Sayın Murat Süzen’in samimiyeti, sayın Mahmut Öztürk, Ramazan Aksoy, Ramazan Çoban, Mehmet Oğuz ve Mustafa Yetiş’in  çabaları takdire şayandı.

Kültür, sanat, edebiyata değer veren idarecilerin olması o şehrin vizyonunun önemli bir parçasını teşkil eder.

Çok kıymetli yazar ve şairlerle Adıyaman 3. Kitap günlerini geride bırakırken, gençlerin kitaba, yazarlara olan ilgisi de ümidvar olmamız için yeterince iyi sebeplerdendi.

12 Eylül sonrası kitap okumak sanki ideolojik guruplara özgü bir davranış gibi gösterilerek yakalanan şahıslar ile birlikte okuduğu kitaplar, ders kitapları dahi ayırt edilmeden kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı.

 

Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü.

Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak  eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı.

Geçmişte kitabın yanlış tanıtılması ve okuyucunun mağdur duruma

düşürülmesinin okuma alışkanlığının azalması üzerinde büyük bir etkisi oldu. Ancak hepsinden önemlisi okuma alışkanlığı kültürü toplumumuza yerleşmedi.

 

Şimdilerde ise valisiyle vali yardımcısıyla, belediye başkanı ile kitap okuma etkinliklerinin düzenlenmesi önemli kazançlar oldu.

Bize düşen, okumak, okutmak, okuma vadisine yeni insanlar çekmektir.

Son derece üzücü olan bir durum da ; gerek eğitmenler ve gerekse de aileler tarafından kitap okuma yerine sürekli sınava hazırlanma telkinin yapılmasıdır.

Sürekli sınava hazırlanan ve kitap okutulmayan milyonlarca genç eli kolu bağlı

durumda.

Bu anlayış maalesef  bugün insanımızı duygu, düşünce ve iç zenginlik yönünden

köreltmiştir.

 

Kişinin öğrenme becerilerinin tamamlandığı 20 yaşı sonrası çok sayıda insan iş

yapamaz konuma gelmektedir.

Sınava hazırlanan gençlere kitap okuma saatleri de mutlaka konulmalı, kitap okuma alışkanlığı kazandırılmalı..

Kitap günleri bu anlamda bir çok kazanımlar da sundu.

Kitap günlerinde bizi yalnız bırakmayan değerli dost Mustafa YÜCEKAYA’ya da teşekkürü borç bilirim.

Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: