13 Aralık 2016 Salı, 07:59

KISA…KISA….

 

15 Temmuzdan bu yana Abd-ye toplumda kin ve nefret oluşmuşken, tam da – SECOND ONE MİNUTE – deme zamanıdır.

Abd iki yüzlülük yapacak, masum pozisyonuna bürünecektir. Ancak keçinin arkası gibi ayıbı açıktır.

Abd güçlünün yanındadır. Mısır da olduğu gibi.

Türkiye-deki darbenin başarısız olmasından dolayı üzülmüş, eğer başarılı olsaydı, darbe yapanlarla beraber hareket edecekti.

-Temmuz darbesinin ertesinde 3 bin kadar hakim ve savcı görevden alınmış ve bu gün itibarıyla -24-8-2016- 3 bine yakın daha hakim ve savcı görevden alınmış olduğu haberi bildirildi.

Bu bir sevinme ve oh olsun demek değil, belki içlerinde suça bulaşmamış insanlar da bulunmuş olabilir ancak genel olarak bir hakikatı ifade etmek için söyleyebilirim ki, ilk ve son haberi duyduğumda ilk tepkim şu olmuştu;

Bu İş Bitmiştir. Derin devletin, gizli komitenin, Fetö-nün en son korunma ve korunduğu merkezi çökmüştür.

Millet bir asırdır ayak bağlarından son bağını da çözmüş ve de kurtulmuş oldu.

-Türkiye yıllardır hep savunmada kaldı. Yanlış ve geç kalınmış bir durum.

Türkiye atakta bulunmalı.

Bu gün Cerablusa, suriye sınırına girdiği gibi, pkk-nın yuvalandığı kandile de girmeli, hava indirimi ile bitirilmelidir.

Bilmem nereden yani on binlerce km-den gelen abd- ye karşı, kendi meselesinin çözümü olan burnunun dibindeki pisliği temizlemelidir.

Ordu ayağa kalkmalı, dışarıya karşı aktif hale getirilmelidir.

Ordu sadece beslenmemeli, beslendiğini özellikle dışta operasyonlar ile harcamalıdır. Yediğini helal ettirmelidir.

*Soruşturma açmak, soruşturmak ak partinin millet namına namusu ve şerefidir.

Ak parti yöneticileri namus ve şerefine sahip çık.

Ak partinin namus ve şeref meselesini, partinin yöneticilerine hatırlatıyorum. Bu aynı zamanda temsil ettikleri milletinde namusudur. Ne mi?
Abdurrahman Yalçınkaya, Yargıtay Cumhuriyet eski başsavcısıdır.
Türkiye-yi ve de partiyi uçurumun kenarına getiren bu insanın dosyasını açmak, soruşturmak ak partinin millet namına namusu ve şerefidir.
Ak parti yöneticileri namus ve şerefine sahip çıkmalıdır.

-FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, CIA tarafından tasarlanan uzun süreli bir planın baş oyuncusuydu.

15 Temmuz hain darbe girişiminin ele başı Fetullah Gülen’in gizli ve karanlık ilişkilerinde her zaman uluslararası siyonist lobiler ve Yahudi cemaatleri baş rol oynadı. 1960’lı yıllardan itibaren devlet kurumlarının içine sızma ve devleti içerden ele geçirme görevi verilen Gülen’in, MOSSAD tarafından desteklendiği 12 Mart muhtırasından sonra sıkıyönetim komutanlığı tarafından hazırlanan raporda yer aldı.

Atatürk’ün Selanik’teki öğretmeni Şemsi Efendi’nin kabrindeki mezarlıkta “Sabetay Sevi’nin ve takipçilerinin gizlilik ilkesini” tarif eden şöyle bir ifade vardır:

“Sakladım./Gizli tuttum./Söylemedim./Uyuttum.”

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ele başı Fetullah Gülen’in adı, İsrail İstihbarat Servisi Mossad’ın “desteklenmesini istediği gruplar” arasında geçti. 12 Mart muhtırasından sonra Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından hazırlanan istihbarat raporunda dini görünümlü örgütlere dikkat çekilerek Gülen hareketinin Mossad tarafından desteklendiği şu sözlerle dile getirildi: “Edirne ve Kırklareli’ndeyken cemaatin içinde yeni bir tarzın temsilciliği olacağını beyan etti. Etrafındaki yetiştirdiği zeki ve akıllı öğrencileri yetiştirerek devletin önemli kademelerine yerleştirmeyi hedefliyordu.”

FETÖ elebaşı Gülen’in, Musevi cemaatleriyle ilişkisine diğer bir delil de sahte mesih Sabetay Sevi’ye inanan insanlarla kurduğu ilişkilerdi. Gülen, İzmir’de vaiz olarak görev yaptığı yıllarda sahte mesih Sabetay Sevi’nin evini ziyaret etmeyi ihmal etmedi. Sevi’nin evine yaptığı ziyareti özel bir sohbette anlatan Gülen’in söyledikleri sohbete katılan bir kişi tarafından kayda alındı.

Gülen’in Siyonist lobilerle olan ilişkisi, 28 Şubat sürecinde doruğa ulaştı.

-Dünyanın ömrü kaldığı sürece fetö terörle anılacak ve de kıyametin on büyük alametinden biri olan yecüc-mecüc başı olarak söylenecektir.

“Hz. İsa geldiğinde derin imanı ve hikmeti ile nuru olan müminler tarafından hemen tanınacaktır. ‘Muhterem Gülen sen bizim mesih’imizsin’ dediler. Şaşkınlıklar içerisinde kaldım.”

-Semih Terzi’nin 2014 Ağustos ayında Yüksek Askeri Şura kararları kapsamında İstihkâm Kurmay Albaylıktan Tuğgeneral rütbesine yükseltilen isimler arasında olmasıydı.

Semih Terzi’yi darbe öncesinde en iyi tanıyan sivillerden birisi Süleyman Yeşilyurt. Adı geçen şahıs gayri Müslümlerle ve masonlarla ilgili yazdığı kitaplarla tanınıyor.

Süleyman Yeşilyurt’un anlatımına göre “ Albay Semih Terzi, ‘Pensilvanya Canbazı’ adlı kitabı basılmadan önce kapak tasarımını Semih Terzi’ye gösteriyor. Semih Terzi kapak tasarımının çıktısını gördüğünde Süleyman Yeşilyurt’a, “Bugüne kadar sana ağabey diyordum. Sen nasıl kâinat imamına bunu dersin? Nasıl onu böyle aşağılarsın? Kâinat imamı hakkında böyle kitap yazamazsın! Bunun hesabı çok ağır olur” diye tepki göstermiş ve kendisini açıkça tehdit etmiş.

(Genelkurmay’a İlk “Sızıntı” Semih Terzi’yle Gerçekleşti)

*Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Macit, İslam kelamı üzerine çalıştığını, 1990’dan sonra uluslararası stratejide dinin ve kültürün yeri üzerine çalışırken RAND Corporation gibi strateji araştırma merkezlerinin raporlarında Fetullahçı Terör Örgütü’ne ilişkin değerlendirmeler gördüğünü söylüyor:

“Bütün İslam coğrafyasında değişiklik yapmaya çalışıyorlar. Türkiye üzerine faaliyet gösteren istihbarat kuruluşları, İslam coğrafyasındaki ortaklarını zikrederken, FETÖ’ nün ismi geçiyordu. Bu önerilen strateji Türkiye’de muhafazakâr İslam’ın, burada kastedilen Erbakan geleneğidir, tasfiye edilmesini öngörüyordu. Diğer hedefleri radikal hareketlerin yanlışlarının ve suçlarının deşifresi; ılımlı hareketin bütün söylemlerinin desteklenmesi; laik çevrelerin iyice politize edilmesi ve tamamen laik safa ilerletilmesi; milliyetçi kesimi kapsamak için İslam öncesi tarihe atıf yapılmasıydı. O dönemde denk geldiğim bir diğer belge ılımlı İslam ağına ilişkindi. Bu raporların tarihi 1996- 1998. Bunu görünce bunun hayra alamet olmadığını, radikal hareketler kadar problem olduğunu, stratejik bir araç için kullanılacağını yazdım.

-Selahattin Demirtaşın bombalı saldırıda hep beraber birlik verme hilesi, tamamen Pkk-ya gösterilen infialleri ve tepkileri durdurmaya yöneliktir.

Tamamen sinsice bir davettir.

-Darbe girişimi başarısızlığa yönelik bir girişim değildir.

Ancak başarısız olduğunda b planı olarak her iki durum için de geçerli olan iç savaşın çıkmasına yönelik bir harekettir.

Birinci amaç Erdoğanı devre dışı bırakmak, idareye el koymak, bunun kabul görmemesi ve karşı konulması halinde de iç savaşı çıkarmak idi.

Bir diğer hile ise, başarısız olunduğunda, kurumlardan atılanlar güruhundan oluşturulacak memnuniyetsizlerle mevzii huzursuzluklar oluşturmaktır.

Bir diğer düşünce ise, başarılı olma halinde Pkk- Daeş- Abd-İngiltere-İsrail memnuniyeti göz önünde bulundurulacaktı.

Aksi durumda zaten hazır bekleyen bu grupların tekrar saldırısı sağlanacaktı.

-Hadiste otuz kadar deccal ve kezzab çıkacaktır.

Ebu Hureyre (Radıyallahu anhu) şöyle dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İki gurup savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Aralarında büyük ölümler olur. Davaları birdir. Otuz taneye yakın yalancı Deccallar gönderilmedikçe kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri, kendini Allah’ın Resulu zanneder.” (Buhari)( Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: