Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba
07 Kasım 2014 Cuma, 11:11

Kimleri Neden Seviyoruz?   Kimleri kimin için seviyoruz? Hangi insanları neden seviyoruz?  Muhabbet ettiğimiz kişilerden ne gibi faydalar elde ediyoruz? Düşündünüz mü hiç sevgili dostlar! İmam-ı Şa’rani günümüze ışık tutacak, hepimizin dikkatini çekecek ve bizleri yeniden muhasebeye sevkedecek, Taberani’nin kaydettiği bir hadisi şu mealde nakleder: Mahşerde bir kısım insanların mümtaz vasıflarına, güzel karşılanışlarına dair hadisler […]

Kimleri Neden Seviyoruz?

 

Kimleri kimin için seviyoruz? Hangi insanları neden seviyoruz?  Muhabbet ettiğimiz kişilerden ne gibi faydalar elde ediyoruz? Düşündünüz mü hiç sevgili dostlar!

İmam-ı Şa’rani günümüze ışık tutacak, hepimizin dikkatini çekecek ve bizleri yeniden muhasebeye sevkedecek, Taberani’nin kaydettiği bir hadisi şu mealde nakleder:

Mahşerde bir kısım insanların mümtaz vasıflarına, güzel karşılanışlarına dair hadisler irad eden Kâinatın Efendisi(s.a.s) bir ara şöyle buyurdu:

-Allah mahşer günü lü’lü minberler üzerine oturttuğu nur yüzlü insanlar gönderecektir. Bu nurlu insanları görenler, gıpta ile bakacak, hayranlıkla seyredeceklerdir. Halbuki bunlar Peygamber de değil, şehid de değiller!..

Sözün burasında oturduğu yerden dizleri üzerine kalkan bir köylü sordu:

-Ya Resulallah! Lü’lü minberler üzerine oturarak mahşer halkının gıpta ve hayranlığını celbedecek olan bu nurlu insanlar, Peygamber ve şehid olmadıklarına göre kimlerdir? Onları bu makama yücelten özelliklerinden bahseder misiniz?

Kâinatın Efendisi(s.a.s) şöyle tarif buyurdular:

-Onlar, birbirlerini sadece Allah için seven insanlar. Memleketleri ayrı, kabileleri ayrı ama bu gibi ayrılıkları bir gayrılık getirmez. Allah için birbirlerini sevme yanında. Bunlar toplanırlar, toplanma sebepleri de Allah’ı ve emirlerini konuşmak, sadece O’nu sohbet edip zikretmek..

İmam-ı Şa’rani’nin nazara verdiği bu hadisin işareti fevkalade güzel ve şevk vericidir.

Bir kısım mü’minler mahşerde ortaya gelecekler. Bunların minberleri gibi yüzleri de nurlu… Mahşer halkı Peygamberlere, şehidlere verilen bir İlâhî ikram görecek bunların üzerinde. Hayranlık ve sevgi ile seyrederek onları… Ama onlar, ne peygamberlerdir, ne de şehidler.

Birbirlerini Allah için seven, Allah için sayan insanlar. Siyasi sevgi, menfaat bağı, akraba yakınlığı gibi değil meseleleri. Zira her biri bir yerden, ayrı mahalleden, başka kasaba ve şehirden, uzak ülkelerden. Ama Allah için sevme inancı onları birleştirmiş, kardeş yapmış. Onlar belli yerlerde toplanırlar. Allah’ı ve emirlerini konuşup, sohbet ederler. Toplantılarında dedi-kodu, şunu bunun şahsî hali asla söz konusu olmaz. Yalnız Allah’ı, sadece  emirlerini konuşurlar, onu zikreder tesbihte bulunurlar.

Ya bizde durum nasıldır? Kendi menfaatleri için beş para etmez insan müsveddelerini göklerre çıkaran bedbahtlara ne diyeceğiz? Kendi siyasi görüşünde ki şeytanlaşmış insanları melek olarak gören, kendi siyasi görüşüne ters olan melekler kadar saf ve temiz insanları da şeytanlar kadar zelil  gören günümüz dalkavuklarını hangi ölçüyle değerlendireceğiz?

Dilerseniz siz de biraz düşünün. Etrafımızdaki, yanıbaşımızdaki dostlarımız kimlerdir? Hangi dümenleri çeviriyorlar? Ve biz onlara ne kadar değer veriyoruz? Yarın mahşer gününde hesabı sorulursa ne cevap veririz?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: