Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
19 Eylül 2016 Pazartesi, 09:36
Mustafa Işıldak
Mustafa Işıldak [email protected] Tüm Yazılar

Kıbrıs Gazisi Mehmet(çik)-2

Kıbrıs Gazisi Mehmet(çik)-2   5 Mayıs 2004 tarihinde yayınlanan aşağıdaki yazımı, 19 Eylül Gaziler ve Şehitler Haftası vesilesiyle okuyucularımızın şahsında 15 Temmuz 2016 şehit ve gazileri de dâhil tüm harp malulü, gazi, şehit ve ailelerine ithaf ediyor, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum: “Sabahleyin evden büroya yürüyerek geliyordum. Bulvarın kenarında ilerlerken arka taraftan bir motor sesi […]

Kıbrıs Gazisi Mehmet(çik)-2

 

5 Mayıs 2004 tarihinde yayınlanan aşağıdaki yazımı, 19 Eylül Gaziler ve Şehitler Haftası vesilesiyle okuyucularımızın şahsında 15 Temmuz 2016 şehit ve gazileri de dâhil tüm harp malulü, gazi, şehit ve ailelerine ithaf ediyor, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum:

“Sabahleyin evden büroya yürüyerek geliyordum. Bulvarın kenarında ilerlerken arka taraftan bir motor sesi geldi, yanıma gelince kesildi. Baktım engelli motosikletine binmiş tanıdık bir yüz. Otomobilsiz olduğumu görünce motorunun arkasına almak için yanımda durmuştu.

1991’lerde tanımıştım onu… Uzun boylu, babayiğit yapısı vardı. Dileniyordu. Avuç açıyordu herkese. Çoğu dilenciye sorduğum gibi ona da sormuştum neden dilendiğini? Özetlemişti hayatını:

Adı Mehmet Alptekin. Aslen Adıyaman merkez ilçe Hasancık beldesinden. 40 yaşlarında idi. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtına katılmış, sakatlanmış, felç geçirmiş ve gazi olmuş. Cebinden çıkardığı gazi kartını gösterdi. Ayakları engelli olduğundan yürüyemiyor. Yoksul, eşi ve çocukları aç. Maaşı yoktu, engelli motosikleti yoktu. İşi de yoktu, değnekle zar-zor yürümeye çalışıyordu. Ağlıyordu adeta… Sahipsizim, diyordu.

Hayat hikâyesini dinledim. Dilenirken izniyle fotoğrafını çektim. Fakirlik belgesi gibi belgeler temin edildi. Önceden tanımıyordum. Hiçbir yakınlığım da yoktu. Ancak bir gazinin, devleti için, milleti için katıldığı savaşta yaralanıp sakatlanan bir insanın dilenmesi, bir Türk Vatandaşı olarak onuruma dokunmuştu. Yazıktı, günahtı. Bu günahın devam etmesine göz yummak ta günahtı. Ne acı, diyerek hayıflanmıştım birilerine…

Her şey devletten beklenmezdi. Devletin bir “gücü” olduğu gibi vatandaşın da bir “gücü” vardı. Ve yine kiminin parası, kiminin duası dedim. Milli Savunma Bakanlığı, Valilik Makamı ve o tarihte mevcut 4 milletvekilimiz ile Kurtuluş Savaşı Mücahit Gaziler Dergisi dâhil 9-10 makama sıradan bir vatandaş olarak kendi adımla mektup yazdım. Kendisine aş istedim, iş istedim, maaş istedim, engelli motosikleti istedim. Yalnızca bir anlamda derdine tercüman olmaya çalıştım.

Sonuçta gazilik maaşı bağlandı, engelli motosikleti verildi. Çalışamayacağından iş ise verilemedi.

Aradan 11-12 yıl geçmişti…

Ve bu gün o, engelli motosikletine bindirmek istedi beni. Belki de vefa duygusuyla…

Çekindim binmeye, toplumdan çekindim. Beni bu motosikletin arkasında binili gören tanıdıklar ne derlerdi sonra? Hayır dedim, teşekkür ettim. Motor uzaklaşırken arkasından bakakaldım öylece…

Pişmanlık geldi sonradan, niçin davetini geri çevirdim, binmedim? diye. Çok üzüldüm. Şu anda motorun arkasına binmeye utanan, çekinen bir insan, Allah esirgesin gün gelir de aynı motorun önüne de binmek zorunda kalamaz mı? Yani bu engelli motosikletinin sürücüsü olmak zorunda kalamaz mı? Kim kalmam diyebilir? Bu insan da bir zamanlar benim gibi ayakları ile yürümüyor muydu? Ama şimdi?

Peki, o zaman değil motorun önüne binmekten bile utanılmaz, çekinilmez de şimdi niye çekiniliyor?

Bu kez pişman olmuştum binmediğime… Ardından koşarsam yetişebilir miydim? Fakat çok geç idi, uzaklaşmıştı çünkü…

Bu duygularım onun iç dünyasına bir şekilde yansıdı mı? Bilmiyorum.

Ama sana borcum olsun Mehmet(çik)…

Bir gün ilk fırsatta motorunun arkasına binmeyi bu kez ben isteyeceğim. Kendimi affettirmek için. Bu duygulardan sıyrılmak için…

Ve seni hep saygı ile anacağım.

Tüm gaziler adına.

Ve tüm engelliler adına…

AÇIK RİCA: Türkiye Harp Malulü, Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Adıyaman Şube Başkanı Hacı Erdengi ve facebooktaki ilgili arkadaşlarından aylardır ifade ettiğim ricamı içerisinde bulunduğumuz 19 Eylül Gaziler ve Şehitler Haftası vesilesiyle bu kez açık tekrarlıyorum;

N’olursunuz, ölü geçirilen terörist cesetlerini sosyal medyada paylaşıp terörist yakınları ile diğer teröristlerin muhtemel yeni eylemler için tahrik olmalarına, 10 yıl sonra, 20 yıl sonra yeni birer terörist olarak çocuklarımızın torunlarımızın karşısına çıkmasına az da olsa vesile olmayınız lütfen. Bu şekilde Terörle Topyekün Mücadeleye de psikolojik ve sosyal yönden katkı sunun…

Valimiz Abdullah Erin ile İl Emniyet Müdürümüz Fikret Salmaner’den ricam ise, eğer naçizane bu görüşü paylaşıyorlarsa bu konuda özellikle Başkan Erdengi’yi ikna etmeleri…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: