Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
11 Ocak 2017 Çarşamba, 07:46

—KİBİR, GURUR— Büyüklük, büyük olma, büyüklük taslama, yüksekten bakma gibi anlamlara gelen, kibir, bir ruh hastalığıdır. Tıpkı gurur gibi… Gurur da; boş ve beyhude şeylere güvenip aldanma, boş şeylerle övünme, kurulma ve kuruntu anlamlarını içeren bir kavram. O da bir ruh hastalığı. Bilindiği gibi hastalıklar, genelde iki ana bölümde toplanır. Birincisi, herhangi bir organımıza dayalı […]

—KİBİR, GURUR—

Büyüklük, büyük olma, büyüklük taslama, yüksekten bakma gibi anlamlara gelen, kibir, bir ruh hastalığıdır. Tıpkı gurur gibi… Gurur da; boş ve beyhude şeylere güvenip aldanma, boş şeylerle övünme, kurulma ve kuruntu anlamlarını içeren bir kavram. O

da bir ruh hastalığı. Bilindiği gibi hastalıklar, genelde iki ana bölümde toplanır. Birincisi, herhangi bir organımıza dayalı olan bedensel hastalıklar. İkincisi de iç dünyamızla ilgili ruhsal hastalıklar. Bedensel olanların, diğerlerine göre tedavisi daha kolay. Yapılacak tıbbi tetkiklerle (film, röntgen, mr, kan vb. tahlillerle) hastalığın tanısı ve tedavisi genellikle mümkün. Ancak; ruhsal hastalıklarınki öyle değil. Soyut olmaları, iç dünyayla alakalı olmaları nedeniyle bunlara tanı koymak, tıbbi tetkikler yapmak, dolayısıyla operasyon yapıp müdahale etmek o kadar da kolay değil. İşte kibir, gurur, hor görmek… bunlardan birkaçı.

Cenabı Allah nezdinde insanlar, bir tarağın dişleri gibi eşittirler. Durum ve gerçek bu iken insanlar, çeşitli nedenlerle kendilerini karşısındakinden daha üstün, daha yüksek, daha değerli olarak görmekte. Buna sebep olan etmenler de şunlar: Servet, makam, ilim, ibadet, soy, güzellik ve kuvvet… Evet, saydığımız bu nitelikler bütün insanlarda eşit derecede olmayabilir. Bazılarında az, bazılarında normal, bir kısmında da fazla… Dağılımın böyle olması, insanın insana tepeden bakıp kibirlenmesine, gurura kapılmasına, hor bakmasına asla sebep ve gerekçe değildir, olmamalıdır. Zira bunları veren Allah’tır. Hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir zamanda elimizden alabilir. Öyleyse; ezelden ebede bize ait olmayacak bu niteliklere güvenip kibirlenmenin hiç alemi yok. Cehalet ve yargılama noksanlığından kaynaklanan bu hastalıklar çok tehlikelidir. Öyle ki insanı küfre kadar götürebilir. Tıpkı Nemrut gibi, tıpkı Firavun gibi… Tıpkı Şeytan gibi… Ne oldu? Kendisini hâşâ Allah sanan Nemrut, musallat edilen bir sivrisineğe mağlup olup gitmedi mi?..

insanlar arasındaki sevgi, saygı, dostluk, arkadaşlık, dayanışma, paylaşma gibi erdemleri silip süpüren bu ruhsal hastalıklardan mümkün mertebe uzak durmalıyız. Üç günlük dünyada gelip geçici mal ve niteliklere aldanarak karşımızdakileri küçümsemek, değer vermemek, aşağılamak hiç de affedilecek bir davranış değil. “Küçük dağları ben yarattım.„tavır ve tarzı, olgun bir insana yakışmaz. Servetimiz, makamımız, ilmimiz, ibadetimiz, soyumuz, güzelliğimiz, gücümüz, karşımızdakileri küçümseyip gururlanmamız için değil; tam aksine daha mütevazı, daha olgun, daha alçakgönüllü, daha insancıl olmamıza vesile olmalıdır. Unutmayalım:“Gururuma yediremiyorum.„diyen biri aslında şunu söylemek istiyor: “Ben nefsimi yenemiyorum. Nefsim bana galip geliyor.„Oysa olgun insan, nefsini yenebilen, gerektiğinde onu ayakları altına alabilen insan değil midir?

Kibir, gurur, hor görme gibi ruhsal hastalıklara yönelik birçok ayet, hadis, atasözü, özdeyiş, şarkı ve türkülerimiz var. İşte onlardan birkaçı:

•         Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var.

•         Kendini övmek, rüzgârla karın doyurmaya benzer.

Bakınız şarkılar ne diyor kibir için:

“Öyle dudak büküphor gözle bakma,

Bırak küçük dağlar yerinde dursun.,,

 

Şimdi de gelelim Veysel’e… Ünlü ozana bakın:

“Beni hor görme kardeşim

Sen altınsın, ben tunç muyum?„Ne kadar güzel bir ifade değil mi? Kibrin, gururun, horlamanın yanlışlığı ne güzel vurgulanmış, değil mi?..

Haydi öyleyse, aslında bizim olmayan, istendiğinde elimizden alınması mukadder olan gelip geçici nesneleri ve nitelikleri bir kenara bırakıp Yaratan’m hatırı için yaratılanları kucaklamaya… Olmaz mı?..

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: