Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
05 Haziran 2015 Cuma, 09:18

Kazanımları Kaybetmek

 

İsterseniz bu gün geriye doğru 90 yıllık tarihimize bir göz atalım. Bu ülkede azınlıklar hep çoğunluğa hükmetmişlerdir. Çarklar hep mazlum ve masum insanların aleyhine, zalim ve mütegallibe azınlığın lehine dönmüştür.

Feodal yapıdan hem hep şikâyetçi olmuşuz, hem de fırsatları hep bu feodal yapının farklı kesimlerindeki temsilcilerine teslim etmişiz. Ağa’lık, Bey’lik düzenine karşı çıkmışız, ama diğer taraftan ağalarımızı, Beyl’lerimizi kendimiz üretmişiz, başımıza sultan yapmışız.

Ağa’lar her zaman her yerde buyurgan olmuş, garip gureba emir almaktan hiç usanmamış görünüyor. Yine ülkede farklı meşreplerden oluşturulan şeytani tuzaklarla bu necip milletin başına örülmek istenen çoraplar, şeytanı bile hayrette bırakacak cinsten…

Balık hafızalı bir millet olduğumuz çok açık. Geçmişi çabuk unutuyoruz. Hafızay-ı beşer nisyan ile ma’luldur. Ama tarihin tekerrürlerinden ders almamız da akl-ı selim’in işidir.

Daha on yıl önce bu milleti hor ve hakir gören, toplumun huzur ve asayişini, hoşgörüyü, gelişmeyi, büyümeyi layık görmeyen zihniyet, küçük dağları biz yarattık havalarında, yapacaklarının hiç birinden geri durmayarak, masum ve mazlum insanlarımıza adeta kan kusturdular. Yerlerde süründürüldüler, zindanlarda çürütüldüler.

Bu zihniyet halkı hiçbir zaman kucaklayamadı. Milletimizin birbiriyle kaynaşmasına tahammül etmedi. Ve bu millet, tıpkı Sovyet rejiminin zalim baskısı altındaki insanlar gibi, önüne ve arkasına, sağına ve soluna bakamadı. Ama tek tip insan modeli yetiştirmeye çalışan bu zihniyet, son on yıldan beri milletin kabuğunu çatlatmasına engel olamadı.

Yıllar var ki, bereketli topraklarımız bereketsiz kaldı. Ürün vermedi. Topraklar verimsiz, ormanlarımız oksijensiz kaldı. Sularımız akmadı, çarklarımız dönmedi ve değirmenlerimiz buğday, bulgur öğütmedi. Halkın güveni, azmi, üretme şevki kırıldı, yıllarca elleri böğründe kara kara düşündü.Halk zulüm ve istibdat altında ezildi, inim inim inledi. Hâlbuki suyuyla, havasıyla, taşıyla, toprağıyla, ülkemiz cennet misal bir ülke idi.

Ülkeyi zehir edenlerin karşısında sabır taşı bile çatlayıverdi. Nice beyinler göç etti bu ülkeden. Yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan nice yiğitler, hiç tanımadıkları, bilmedikleri başka diyarlara göç etmek zorunda kaldılar. Ülke kaybetti, bizler kaybettik.

Ülkemin insanları hep yoruldu zulümden ve baskılardan… Memleket topraklarını zindana çevirdiler bizim azınlığa tahakküm eden Bey’lerimiz, Efendilerimiz…

Her sabah uyandığımızda karşılaşacağımız kargaşa ve kaosların ölçüsünü bilmiyorduk, sınırını ölçemiyorduk. Hep endişe, hep kaygı dolu günler yaşadık. Ama zalimin zulmü, mazlumun ahı yerde kalmamalıydı ve kalmadı. Tekerlek tümseği aştı.

Bu memlekette son on yılda inanç adına, özgürlükler adına, hürriyet ve demokrasi adına, huzurlu yaşam adına elde edilen pek çok kazanımlar oldu. Yiğidi öldür ama hakkını inkâr etme. Sezar’ın hakkı Sezar’a…

Ülkemiz çok badirelerden geçti. Ferasetsiz yöneticilerden bu millet çok çekti. Birileri çok bedeller ödediler. Zehir her zaman altın tabaklarda takdim edildi bu masum ve mazlum millete.. Ama yetti artık, çok zor elde ettiğimiz kazanımlarımız tekrar kurban edilmesin. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım!…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: