18 Haziran 2016 Cumartesi, 08:07
Erdal Çelebi
Erdal Çelebi [email protected] Tüm Yazılar

Karnenin Hissettirdikleri

Karnenin Hissettirdikleri Dün 2015-2016 Eğitim Öğretim yılının son günüydü.17 Milyona yakın öğrenci ile beraber milyonlarca anne- baba da bu günde çocuklarıyla aynı duyguları paylaşmıştır bence.Zira anne-baba için çocukları(nın) karnelerinde başarılı olmaları onları mutlu etmeye yeterken, başarısız olmaları onları mutsuz edecek kadar önemli bir olay oluvermiş hayatta.Bu da bize, gerçekten hayatta mutlu veya mutsuz olmamızın adına, […]

Karnenin Hissettirdikleri

Dün 2015-2016 Eğitim Öğretim yılının son günüydü.17 Milyona yakın öğrenci ile beraber milyonlarca anne- baba da bu günde çocuklarıyla aynı duyguları paylaşmıştır bence.Zira anne-baba için çocukları(nın) karnelerinde başarılı olmaları onları mutlu etmeye yeterken, başarısız olmaları onları mutsuz edecek kadar önemli bir olay oluvermiş hayatta.Bu da bize, gerçekten hayatta mutlu veya mutsuz olmamızın adına, başarı veya başarısızlık dediğimiz kavramlara hapsedişimizin somut delilidir aslında.

Ne yani başarılı olmayınca mutlu olunmuyor mu?

Yoksa mutlu olmak için başarılı olmak yetiyor mu?

Peki ya, kime göre veya neye göre başarı?

Tüm bu sorulardır bizlerin gerçek mutluluğa verdiği değerleri ortaya çıkaracak olan.Ve ya başarının bizim için ne olup, ne ifade ettiğini.

Mutluluk her zaman başarı olmakta mı saklı acaba?

Yoksa mutlu olmayı bilmek için elindeki değerleri bilmek mi gerek, aslında?

Evet mutluluk sihirli bir sözcük olsa gerek.Niye mi?Çünkü, mutluluğun milyarlarca insanın aynı gök kubbede ve aynı yer yüzünde olmasına rağmen küçük nüanslarla bile olsa farklı kulvarlarda hayat bulmasında yatar bu gerçek.

Mutluluğu kıl payı trafik kazası atlatıp hayat tutunana soracaksın.Yok yok, erken doğumla çocuğunu dünyaya getirmek zorunda olan annennin çocuğunu sağlıklı bir şekilde kollarına aldığında soracaksın.Ya da yakalandığı dermansız bir illetten ALLAH’ ın izniyle kurtuluşa erene soracaksın.Belkide yıllardır evli olmalarına rağmen çocuğu olmayan insaların çocuk sahibi olduklarında soracaksın.Yoksa madde bağımlısı olan evladının bu illetten kurtuluşuna şahit olan  anne-babaya soracaksın…

Liste bu şekilde uzayıp gitmeke anlayacağınız.Demek istediğim, mutlu olmak için bahane çok aslında.Elimizdekilerin kıymetini bilip mutluluğu her zaman yarınlarda aramamak lazım.E düne de dönemiyeceğimize göre mutluluğu, bugünde, yaşadığımız anda aramalıyız.İlla her zaman mutlu olamak mı istiyorsunuz?İmkansız ki bu zaten. Niye mi?

Hayat türlü türlü süprizlerle dolu aslında.Çünkü düşünsenize her istediğiniz oluyor, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda, hastalık nedir bilmiyorsunuz…

Ya, siz yokluğun ve  çağresizliğin ne olduğunu bilmiyorsunuz ki.Varlığın ve dermanın sizin için ne ifade ettiğini bilesiniz.Diğer bir değişle hayatında hiç bal yemiyene balın tadını tarif etmek gibi veya kırığın ne olduğunu bilmiyene kırığın iyleşmesini anlatmak gibi…

Kısacası, hayatta ya elindekini yitirmeden bileceksin onunla mutlu olmayı yada onu yitirip tekrar bulacaksın ki anlayasın senin sahip olduğun mutluluk kaynağını.Tabi ikincisi her zaman geri gelip bulmaz seni belki ama ilki her zaman senin elindedir aslında.

Burada görünen o ki yaşadığımız arafta ki bu hayatta çocuklarımızın ve kendimizin mutluluğunu çocuğumuzun getireceği bir karneye sıkıştırmamalıyız.Ha olayın bir diğer boyutuyla da bu karne hepimizin.Ailenin, öğretmenin, çocuğun ve toplumun tüm kesimlerinin aslında.Yani kendimizi yaşanan başarı veya başarısızlıktan soyutlamıyalım lütfen.

…mutluluk bizim elimizle ortaya koyduğumuz sistemlerin hayatımızı tamamen kontrol etmesine izin vermememizde saklı aslında…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: