02 Kasım 2016 Çarşamba, 07:45
Osman Türk
Osman Türk [email protected] Tüm Yazılar

Kardeşlik Felsefesi

Kardeşlik Felsefesi   “Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafaya kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder.” Pierre Berton İnsanoğlunun farklı ırklara ayrıldığı gerçeği olduğu gibi, farklı ırkların kardeşçe bir arada yaşadığı da bir hakikattir. Hangi tarihe veya dini kitaplara bakarsak bakalım tüm insanların kökeni Âdem ile Hava’dan geldiği ve insanların […]

Kardeşlik Felsefesi

 

“Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafaya kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder.” Pierre Berton

İnsanoğlunun farklı ırklara ayrıldığı gerçeği olduğu gibi, farklı ırkların kardeşçe bir arada yaşadığı da bir hakikattir. Hangi tarihe veya dini kitaplara bakarsak bakalım tüm insanların kökeni Âdem ile Hava’dan geldiği ve insanların yeryüzüne dağılışı oradan başladığı bilinmektedir. İlk insanlarla kardeşlik kavramın başladığı ve bununla beraber kardeş katilinin de ortaya çıktığı görülmektedir.  Her ikisi insanoğlunun varoluşuyla beraber ortaya çıkmaktadır. Âdem ile Hava’nın çocukları olan Kabil ve Habil birbiriyle mücadele ettiği ve bu mücadelenin sonunda ölümle neticelendiği bir gerçektir. Bu cinayetin ortaya çıkmasıyla beraber işlenen ilk ölüm ve dökülen ilk kan idi. Bundan sonra büyük bir şekilde devam etmekte, günümüzde de siyasi, sosyal ve ekonomi nedenlerden dolayı büyük savaşlara insanoğlu şahit oldu.

Irklar bir çeşitliliktir. Her milletin kendine has özellikleri vardır. Aslında insanların farklı milletlere ayrılması, insanların birbirleriyle kaynaşması ve tanımaları ifade edilir. İnsanoğluna anlam kazandıran ırk değil, sahip olduğu özelliklerdir. Hangi kavme bakarsak bakalım kendi içerisinde olumsuzluklar barındırır. Hem iyisi hem de kötüsü bulunur. Bu anlamda “Hucurat” ayetinde belirtildiği gibi: “Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Ancak üstünlük takva sahibi olanınızdır.” Ülkeleri birbirinden ayıran özelliklerden biri de bu ırklardır. Ancak bunları ayrıştırma olarak değil; kültür, renk ve desen olarak algılamamız lazımdır. Nereye bakarsak bakalım bir nesnenin tek renkte olduğunu görmüş olsaydık bu kadar cazibeli, gösterişli ve ilgi çekici olduğunu söylemek çok güç olacaktır. Mesele, bir kilimin farklı desenlerde olması, yeryüzünün farklı renk ve çeşitlilikle dolu olması bunun açık örneğidir. Aynı şekilde insanlar için de ayrı bir önem kazandırır, farklılık. Bir milleti kategorize ettiğimizde bunların içerisine kültür, dil, din vb. saymak mümkündür. Ülkemizde farklı kültürlerin olması ne kadar zengin bir kültürel yapıya sahip olduğumuz açık bir örneğidir. Türkiye’de yedi coğrafi bölge bulunmakta ve her bölgede de farklı giyiniş, yemek, mimarı ve yaşayışlar bulundurur. Bu da gösteriyor ki bir ülkenin kültürel olarak ne kadar zengin bir yapıya sahip olduğu açık bir kanıtıdır. Ne kadar çeşitlilik o kadar kültürel zenginliktir.

Bizim doğamız bütün farklıklılara hoşgörüyle bakmamız ve sahiplenmemiz lazım. Yunus’un dediği gibi: “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü. İnsanların temel felsefesi bunun çerçevesinde gelişmesi ve bu tür düşüncelere saygı duymalı, savunmayı kendisine düstur edinmelidir. Türk coğrafyasında çeşitli insan farklılıkların olması ve bu ülkenin kültürel değerlerinin kıymetini ve insani bağının ne kadar kuvvetli olduğu bir emaresidir.  Türk, Kürt, Laz, Çerkez hepsi kardeştir. Akif’in dediği gibi: “Sen! Ben! Desin efrad, aradan vahdeti kaldır, Milletler için işte kıyamet o zamandır.” Birlik ve beraberlik içerisinde olmamız elzem olduğu bir dönemden geçiyoruz. Peygamber Efendimiz şu sözü çok manidardır. “Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık için savaşan bizden değildir, ırkçılık üzere ölen bizden değildir.” Irkçılığın her türlüsüne karşı çıktığı ve kesinlikle kabul edilemez bir gerçek. Her şeyin insanın yarına, faydasına ve aynı zamanda ölümlerin olmadığı kardeşçe bir dünya olması dileğiyle.

 

Vesselam!!!

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: