Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar
11 Ekim 2016 Salı, 08:37
Mustafa Işıldak
Mustafa Işıldak [email protected] Tüm Yazılar

Kardelen’ler Çoğalsa Keşke

Kardelen’ler Çoğalsa Keşke Adıyaman Bahçelievler Mahallesi 19 Mayıs Caddesi No:2’de faaliyet gösteren bir dernek var; Kardelen İzcilik Gençlik ve Spor Kulübü Derneği. Hizmet binası 4 kat. Derneğin; Adıyaman’ın “eskimeyen” Valisi Mahmut Demirtaş’ın destekleri ve Uzm. Dr. Hüseyin Şen’in başkanı olduğu Menzil Durak Vakfı’nın himayesinde kurulmuş olduğu anlaşılıyor. Dr. Hüseyin Şen; Adıyamanlı olmamasına karşın Dr. Zülfikar […]

Kardelen’ler Çoğalsa Keşke

Adıyaman Bahçelievler Mahallesi 19 Mayıs Caddesi No:2’de faaliyet gösteren bir dernek var; Kardelen İzcilik Gençlik ve Spor Kulübü Derneği. Hizmet binası 4 kat. Derneğin; Adıyaman’ın “eskimeyen” Valisi Mahmut Demirtaş’ın destekleri ve Uzm. Dr. Hüseyin Şen’in başkanı olduğu Menzil Durak Vakfı’nın himayesinde kurulmuş olduğu anlaşılıyor.

Dr. Hüseyin Şen; Adıyamanlı olmamasına karşın Dr. Zülfikar Işık gibi yıllardır, bir çok Adıyamanlıdan daha çok Adıyaman’a ve Adıyamanlılara hizmet eden, doğum yeri “nüfus cüzdanı”nda kalmış bir “gönül insanı”.

Madde bağımlısı bir vatandaş vesilesiyle varlığını öğrendiğim, henüz üç yıl önce kurulan dernek; İpek Yolu Kalkınma Ajansı, İl Emniyet Müdürlüğü, Adıyaman Kamu Hastaneleri Birliği, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, İl Müftülüğü, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü,  İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim Merkezi ve SODES katkısıyla “BAĞIMSIZ HAYATLAR” projesi ile Madde Bağımlıları Psikososyal Rehabilitasyonu ve Bilinçlendirme Merkezi adı ile faaliyetine devam ediyor.

Ping-pong, langırt, havalı hokey, fitnes odası, revir, halı, ebru, resim ve ahşap boyama atölyesi, 10 adet playstation ve bilgisayarın bulunduğu salon, aynı zamanda toplantı ve mescit olarak ta kullanılabilen şark odası, görüşme odası, akıllı tahtalı derslik, 2 ve 8 kişilik birer yatakhane, mutfak, çamaşırhane ve açık teras bölümlerinden oluşan “tam teşekküllü” bir merkez…

Eli ile birlikte yüreğini de bu işe “vakfettiği”ni gördüğüm Dernek Müdürü Şeref Sayın; esrar, eroin, hap, tiner, bali ve bonzai gibi uyuşturucu maddelerin bağımlısı haline gelmiş 16-25 yaş arası genç erkeklerin ailelerinin muvafakatıyla ortalama 45 gün yataklı misafir ederek psikososyal rehabilitasyonunu(psikolojik ve toplumsal yönden iyileşmesini) sağladıklarını anlattı. Bu amaçla programlı olarak halı, yüzme, resim, ahşap ve ebru kursları, değerler eğitimi, Kur’an, fıkıh ve ahlak, dini sohbet, kitap okuma, futbol maçı, piknik ve manevi mekanlara gezi düzenlenmesi gibi etkinlikler gerçekleştirdiklerini ekledi.

Şeref Bey, sorularım üzerine; rehabilitasyon amacıyla merkezde kalan gençleri “hasta” olarak değil “öğrenci” olarak adlandırdıklarını, Sünni veya Alevi ayrımı yapmadıklarını, kimseyi namaz kılmaya zorlamadıklarını, buna rağmen ilk geldiğinde namaz kılmayan bazı öğrencilerin sonraki günlerde kendiliğinden namaz kılmaya başladığını, iyileşerek merkezden ayrılan öğrencileri 6 ay daha dışarıdan izlediklerini,  Gaziantep, Antalya, İstanbul’dan bile öğrenci geldiğini, şimdiye kadar merkezde tedavi olan öğrenci sayısının 150’ye ulaştığını, ihtiyaç olmasına karşın bayanlar için benzer bir merkez bulunmadığını samimiyetle anlattı.

Sayın’la binayı gezerken merdivende rastladığımız, saygılı ve kibar bir şekilde “Hoş geldin amca” diyerek(belki de resmi görevli sanarak) yakınlık gösteren “öğrenci”ye sorduğumda adının İbrahim olduğunu, 3 ay önce Gaziantep’ten geldiğini söyledi. Alanya’dan geldiğini, adının Ali olduğunu söyleyen bir genç te yanında idi. İbrahim kardeşimizin başlattığı diyalog üzerine Şeref Bey’den izin alarak sorduğumda; merkezden çok memnun olduklarını, tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, lakin Karate ve Judo kursları da istediklerini söyledi. Misafir olduğumu, bu sporların şiddete açık olması nedeniyle açılmamış olabileceği kanısında olduğumu, yetkinin Müdür Şeref Bey ve diğer yöneticilerde olduğunu, görüşlerine değer verdiğimi hissettirerek ifade ettim. Memnun olmuştu.

Aldığım notlarla merkezden ayrılırken tinerci veya balici diyerek ötekileştirdiğimiz, geleceği kararmış, karartılmış “Kardelen”lerimizin geleceklerini aydınlatmak için çalışan Dr. Şen ve Sayın gibi gönüllülere kalben teşekkür ettim. Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” sözünü hatırlayarak 31.08.2016 tarihli “Boşlukları devlet doldurmalı” başlıklı yazımdaki sivil oluşumlarla ilgili görüşlerimi de kısmen yeniden düşündüm!

Dileğimiz, edinilen deneyimlerle derneğin bayanlar için de bir merkez açmasıdır. Erkek “öğrenci” merkezini açmak önceki Valimiz Mahmut Demirtaş’a nasıl nasip oldu ise bu kez bayan “öğrenci” merkezini açmanın şimdiki Valimiz Abdullah Erin ve sayın eşleri Gülhan Erin’e bir an önce nasip olmasıdır. Öyle inanıyorum ki özellikle İl Emniyet Müdürümüz Fikret Salmaner ve sayın eşleri Ayşe Salmaner de bunun için katkı sunmaya devam edeceklerdir.

Allah kimseyi madde bağımlısı yapmasın, yaparsa da “Kardelen”lersiz yapmasın!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: