24 Şubat 2017 Cuma, 07:48
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

KANAAT(ETMEK)

KANAAT(ETMEK) İnsana özgü bir erdem olan kanaat; bir şeyi yeterli bulup fazlasını istememek demektir. Daha sade bir söylemle, az ile yetinmek demektin Cenabı Allah’ın kendisine takdir ettiği imkânlarla yetinmek, başkalarının elindekilere göz dikmemektir. Aşırı kazanma hırsından uzak durmaktır kanaat. Atalarımızın dediği gibi; ayağını yorganına göre uzatmaktır. İnsanoğlunun dünyadaki istekleri bitmez, ihtiyaçlarının sınırı yoktur. Ancak; önemli […]

KANAAT(ETMEK)

İnsana özgü bir erdem olan kanaat; bir şeyi yeterli bulup fazlasını istememek demektir. Daha sade bir söylemle, az ile yetinmek demektin Cenabı Allah’ın kendisine takdir ettiği imkânlarla yetinmek, başkalarının elindekilere göz dikmemektir. Aşırı kazanma hırsından uzak durmaktır kanaat. Atalarımızın dediği gibi; ayağını yorganına göre uzatmaktır.

İnsanoğlunun dünyadaki istekleri bitmez, ihtiyaçlarının sınırı yoktur. Ancak; önemli olan; çalışıp çabalamak, meşru ve helal yoldan kazanıp zengin olmaktır. Aksi halde aşırı hır£ ve tamah, dünya malına düşkünlük; insanı suça ve günaha teşvik edebilir. Nitekim günlük hayatta karşılaştığımız, duyduğumuz bir çok gasp ve hırsızlık gibi olayların Özünde yatan en büyük etmen, kanaatsizlik değil midir? Kanaatsizlik, “Rabbena! Hep bana.„anlayışı; hem kişinin toplum içindeki saygınlığım, onurunu zedeler hem de mutsuzluğuna neden olur. Keza, insanlar arasındaki sevgi ve saygıya da olumsuz etkileri olur. Birlik ve beraberliği, sempati ve empatiyi yok eder.

Atalarımız; “İnsanın gözünü ancak toprak doyurur„demek.le, kanaatsizliği, aç gözlülüğü ne güzel vurgulamışlar… Bir göz ve gönül tokluğu olan kanaat; kendimizden yukarıdakilere bakıp kıskanarak, hırsımıza kapılarak değil; bizden aşağıdakilere bakarak empati yapıldığında ulaşılabilecek bir erdemdir. Hemen şunu da belirtelim ki kanaatkârlık ayrı; tembellik ve miskinlik ayrı şeylerdir. Kanaatkar olmak; çalışmamayı, uyuşukluğu asla gerektirmez. Sonuna kadar çalışıp çabaladıktan sonra nasibimize, payımıza, kısmetimize razı olacağız. Hepsi bu… Zira yüce dinimizde tembelliğin yeri yoktur. Unutmayalım; Kanaat, nefsin yularıdır. Hepimizin bildiği birkaç atasözüyle konuyu kapatıp biı şiirle bitirelim isterseniz:

•        Az tamah, çok ziyan getirir.

•        Deveyi yardan uçuran, bir tutam ottur.

•        Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.

TOPRAK DOYURSUN SENİ

Ne kadar açmışsın, gözün doymuyor;

Cömert olan toprak doyursun seni.

Gaflete gark olan özün aymıyor,

Cömert olan toprak doyursun seni.

&          &

Çaresi yok, hırs bürümüş gözünü,

Dinlemedin uluların sözünü,

Hep harama çevirmişsin yüzünü.

Cömert olan toprak doyursun seni.

&          &

Helali, haramı hep karıştırdın,

Doyumsuz iştahla çok atıştırdın,

Cehennem ateşini sen tutuşturdun,

Cömert olan toprak doyursun seni.

 

& &

Rüşvet, torpil, zulüm, ceza hep sende…
Haram doldu cüzdanın da kesen de.
Zebanının tokmağı hep ensende,
Cömert olan toprak doyursun şeni.

& &

Bırak hırsı, tamahı; nedir bu inat?
En büyük hazine bil ki kanaat.

Ne el aç namerde, ne yan gelip yat,
Cömert olan toprak doyursun seni.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: