Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
21 Haziran 2017 Çarşamba, 09:27

Kadir Gecesi

 

Geçmiş ümmetlere nazaran ömrü kısa olan biz ümmeti Muhammed için Cenab-ı Hak, bin aydan daha hayırlı bir gece ihsan ederek, az zamanda çok şeyler kazanmamıza imkân ve fırsat tanımıştır. Ne mutlu bu geceyi ihya eden, uyanık geçiren ümmeti Muhammed’e…

Tevbelerin kabul, duaların makbul olduğu İlâhî rahmet ve mağfiretin kâinatı bütünüyle kapsadığı bu mübarek gecenin feyz ve bereketinden hakkıyla istifade etmeye çalışmak lazımdır.

İnsanın saadet ve mutluluğunu temin eden, güzel hasletlerle onu tezyin eden, ölmüş olan kalplere yeniden hayat bahşeden, insanî meziyetlerden uzaklaşarak adeta hayvanlaşan insanları insanlık safına çeken Kur’an, bu gecede gelmiştir. Günah ve hatalardan temizlenmek için büyük bir fırsat olan bu gece gafletle geçirilmemelidir. Ömür sermayesi hovardaca savrulmamalı, boş zamanların kıymeti bilinmeli, iyi ve güzel şeylerle değerlendirilmelidir.

Kadir gecesi gelir geçer de değerlendirilmezse, senenin her gecesi kadir gecesi olsa, kıymetini bilmeyen için hiçbir anlam ifade etmez.

İnsana fazileti, hürriyeti, adaleti, eşitliği, insan olma, insanca yaşama yollarını öğreten Allah kelamının geldiği kadir gecesini ibadetle ihya etmek, Cenab-ı hakk’ın verdiği maddi ve manevi nimetlere şükretmek her mü’minin görevidir.

Bu gece mana yüklü, rahmet yüklü Kur’an yüklü olarak gelmiştir. Yüce Yaratanımız, Kadir gecesinin hayır ve faziletini, Kur’an-ı Kerim’in Kadir suresinde şöyle beyan etmiştir.:

“Gerçek biz o (Kur’an’ı) Kadir gecesi’inde indirdik. Kadir gecesinin şeref ve faziletini sana ne bildirdi? Bildin mi Kadir gecesi nedir? O Kadir gecesi öyle büyük bir gecedir ki, sırf senin kendi dirayetine kalsaydı onun mahiyetini, kadrinin derecesini bilemezdin. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Onda melekler ve ruh iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar selam ve selamettir.”

Kâinatın Efendisi(s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:  “Kim Kadir gecesi’ni, imanlı bir gönülle (faziletine inanarak) ve sevabını Allah’tan umarak ihya ederse, geçmiş günahları af ve mağfiret olunur.”

Hz. Aişe validemiz (R.A) bu geceyi ihya hususunda: “Ey Allah’ın Rasulü ! Şayet hangi gecenin Kadir gecesi olduğunu bilirsem, o gecede ne dua edeceğim bana söyler misiniz?” Dedim.

Resulü Ekrem : “Ey Allah’ım hakikat sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” buyurdular.

Bir taraftan Kadir gecesinin manevi feyz ve bereketiyle kalplerimiz Rabbanî aşkla coşarken, diğer taraftan rahmet ve mağfiretiyle bizi huzura gark eden Ramazan’ın hicranıyla yaşamalıyız. Teravihleri, iftarları, sahurlarıyla feyiz ve bereketin oluk oluk aktığı günleri geride bırakmanın üzüntüsü içinde olmalıyız.

Esasen Kadir gecesi tayin edilmemiştir. Çünkü tayin edilmiş olsaydı, mü’minler sadece o geceyi ihya etmekle iktifa ederler; diğer gecelerin ihyasını bırakırlardı. Bütün alimler Kadir Gecesinin varlığına ve kıyamete kadar her yıl tekrarlandığına icma etmişlerdir.

Bu gecenin feyzinden ve rahmetinden istifade etmek için Ramazan-ı Şerif’in bütün gecelerini ihya etmek gerekir. Bu geceleri uyanık, ibadet, zikir ve dua ile geçirmek gerekir.

Kur’an ayı Ramazan’dan ayrılmak çok zor. Fakat bu acıyı nisbî de olsa bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ne kavuşmak hafifletiyor. Cenab-ı Hak ayrılık acısı ile kavuşma sevincini iç içe yaratmıştır. Zaten insan hayatı hep böyle değil midir? Acı ile tatlı iç içe sunulmamış mıdır?

Bizi yoktan var eden Yüce Yaratan’ımıza sonsuz hamdü senalar olsun ki, bizleri mü’min ve Müslüman olarak yaratmış ve bu mübarek gün ve gecelere eriştirmiştir. Hüner, bu müstesna zamanları hayır, ibadet ve dua ile değerlendirmektir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: