04 Mart 2015 Çarşamba, 09:30
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Kadının Yaradılışı ve Çalışma Hayatı

Kadının Yaradılışı ve Çalışma Hayatı   Aile, hem erkeği, hem de kadını mutlu eden mukaddes bir beraberliktir. Fakat bugün Batı’da insanın cenneti diyebileceğimiz bu sıcak yuvayı, yani aile yaşamını bozguna uğratan, yakıp yıkan önemli bir müessir var. O da kadının dışarıda çalışması. Kadın, çalışmak için her gün dışarı çıkınca, başta kendisi, sonra çocukları ve diğer […]

Kadının Yaradılışı ve Çalışma Hayatı

 

Aile, hem erkeği, hem de kadını mutlu eden mukaddes bir beraberliktir. Fakat bugün Batı’da insanın cenneti diyebileceğimiz bu sıcak yuvayı, yani aile yaşamını bozguna uğratan, yakıp yıkan önemli bir müessir var. O da kadının dışarıda çalışması. Kadın, çalışmak için her gün dışarı çıkınca, başta kendisi, sonra çocukları ve diğer aile bireyleri huzuru kaybetmektedir.

Washington Üniversitesi psikologlarından Neil Jacobson, “Çalışan kadının evlenmesi, kadını ezilmeye daha müsait hale getiriyor.” Diyor. A.B.D’de evliler içinde depresyon geçiren çalışan kadınların sayısı, erkeklerin iki katıdır.(Basın)

Kadın zaten zayıf, nazik ve nazenin bir varlıktır. Ev işleri ve çocukların bakımı ona yetip artarken, bir de dışarıda bir meslek veya memuriyette çalışması onu ezmekte ve huzurunu yok etmektedir.

Amerika Psikoloji cemiyetinden Ellen Mc Grath şöyle diyor: “Bugün kadın temel olarak üç vardiya çalışıyor; gündüz dışarıda bir meslekte; akşam ve gece evdeki işler, akrabalık ve dostlukları sürdürmenin ağır yükü.”

Çalışan anne sabahları çocukları terkederken, suçluluk duymaktadır. Biz, 21. Asrı tanımlarken, kadının evlilikten gittikçe artan bir şekilde ıstırap duyduğuna şahit oluyoruz. Kadınları daha çok işe ve zahmete sokuyoruz., fakat karşılığında onlardan fazla bir şey elde edemiyoruz.

Kadın, işyerindeki günlük iş temposuna, stres ortamına tahamül etmekte zorlanmaktadır. Rahatlamak için de başta alkol bağımlılığı olmak üzere çeşitli tehlikeli yollara başvuruyorlar. Batı’da yapılan araştırmalar, çalışan her yedi kadından birinin düzenli olarak alkol aldığını gösteriyor. Sorunun çok ciddi boyutlara vardığını belirten Batılı uzmanlar, tedbir alınmadığı takdirde önümüzdeki bir kaç yıl içinde Batı toplumlarının depresif bir yapıya sahip olacağını kaydediyorlar. Ülkemizde de çalışan kadınların, artık evlerine dönmeden evvel bir iki kadehle stres atmak için barlara gittiklerini basın-medyadan takip ediyoruz.

Annenin her gün evi dışında çalışmasından doğan ciddi sorunlardan biri de çocukların gerekli bakım ve şefkatten mahrum kalmasıdır. Çocuğun gıda gibi muhtaç olduğu ilgi ve şefkatten mahrum kalışının yanında, ayrıca anne de huzursuz olmaktadır. Öyle ki, evladıyla yeteri kadar beraber kalamayan anne kendini suçlayarak kötü anne duygusuna kapılıyor ve bu sebeple iş ortamından kopuyor.

Genel inanışa göre kadınlar para kazanmak, dolayısıyla ailevi ihtiyaçları sağlamak için çalışıyorlar. Halbuki Amerika’da yapılan araştırmalara göre çalışan annelerin % 85’inin asıl amacı para değil, eğitimi ve sanatını kullanmanın doğurduğu şahsî tatmindir.

Amerika’da genç evli kadınların mutluluğu son 20-30 yıldır devamlı azalmaktadır. Bunun ana sebebi evi dışında çalışan kadınların devamlı artmasıdır.

İslâm, kadının çalışmasına belli şartlar dahilinde ve zaruret ölçüsünde müsade etmektedir. Fakat ailenin, çocukların nafakasını temin etmeyi de kadına değil erkeğe farz kılmıştır. Dolayısıyla Yüce Yaratan kadının evinde, dahilî bir müdire olarak çocuklarıyla, ev işleriyle meşgul olmasını ister. Batı’lı kadın bu isteğe boyun eğmediği için evlenmek gibi fıtrata uygun bir hadise bile onu mutsuz etmiştir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: