Son Dakika
15 Aralık 2017 Cuma
23 Ocak 2017 Pazartesi, 08:00
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu [email protected] Tüm Yazılar

Kader Arkadaşım Mahmut Baykan

Kader Arkadaşım Mahmut Baykan

 

“Sözün bittiği yer„ tam da burası olsa gerek… Kıymetli kardeşim, dâvâ arkadaşım sevgili Mahmut Bey’in vefatı üzerine bir yazı yazacağım aklımın köşesinden bile geçmezdi. Ama oluyor işte… “Sonunda hep O’na döndürüleceksiniz.„ , “Bütün nefisler ölümü tadacaktır.„ gerçeği, işte bu…

Nereden nasıl başlayacağımı bilemiyorum. 1960’ta Yeniyol İlkokulu’na bitişik ortaokulun baraka sınıfında başlayan ve 57 yıl kesintisiz devam eden bir arkadaşlık, dostluk, kardeşlik… 1963’te o günün yeni ve tek lisesinde sınıf arkadaşlığı… Avni Kale ile birlikte gazete köşe yazılarını okuma, anlamaya çalışma ve yorumlama… Marul tarlalarında grup halinde marul ziyafetleri.

1980’ de (ihtilalden önce) milli eğitim müdür yardımcılıklarına aynı gün, aynı büroda birlikte göreve başlayış. Ben; ortaöğretim bölümüne, rahmetli de ilköğretim bölümüne bakardı. Birlikte göreve başlayan ekibimizin bir başka köşe taşı, göreve başlayacağı gün; selefine telefon ederek: “Ben gelmeden önce makamı boşalt.„ diyen o dönemin gözü pek cesur idarecisi Sabri Taştan kardeşim de ilköğretim müdürü idi. On iki Eylül öncesinin o karışık günlerinde bu üçlü, kefenimiz boynumuzda gezerdik. Hemen hemen her gün mesai bitiminden sonra rahmetli Hüseyin Baykan ağabeyi de alarak tur atar, dolaşır veya bir yerde oturarak o günün değerlendirmesini yapardık.

Derken 12 Eylül’de sıkıyönetim komutanlığınca hiçbir gerekçe gösterilmeden ikimiz birlikte açığa alındık. Aynı günlerde ortak bir konfeksiyon ve tuhafiye dükkânı açtık. Yavaş yavaş ticarete alışıyorken, göreve iade nedeniyle mecburen bıraktığımız ticaret deneyimi… Böylece iki üç ay sonra gene aynı sıkıyönetim komutanı tarafından hiçbir açıklama yapılmadan göreve iade… Ben, Adıyaman Lisesi’ne müdür olarak, rahmetli de aynı okula Din Bilgisi öğretmeni olarak… Bu kez, lisede devam eden mesai arkadaşlığı ve dostluğu… Ailece görüşme ve sohbetler… Birlikte tava, peynirli ekmek ve lahmacun ziyafetleri… Gene mesai sonlarında merhum Hüseyin Baykan ağabey ve Sabri Taştan kardeşimizden oluşan dörtlü olarak caddeler boyu sohbet turları… Yorulduktan sonra bu kez bir çay ocağında, kalınan yerden sohbete devam…

1983’te Adıyaman’dan ayrılmam üzerine bu kez, mektup ve telefonla irtibat… Rahmetlinin Gençlik ve spor İl Müdürlüğü yılları, benim de Aydın ve Ankara’daki öğretmenliklerim. Aynı diyaloğun mektup ve telefon üzerinden daha da artarak devam ettiği yıllar… Derken, belediye başkan yardımcılığına başlayışım üzerine (2004) yeniden buluşma ve kucaklaşma günleri… Arkasından kendi isteğimle belediyeden istifa… Eşimle beraber garajda Ankara’ya dönmek üzere otobüse binerken rahmetlinin gelip beni yolcu etmesi… Uğurlarken konuştukları ve dolan gözleri…

O günlerden sonra gene mektup ve telefon irtibatı… Artık böbrek rahatsızlığından muzdarip olduğu günler ve aylar… Bazen eskilere dayalı, bazen de sağlık sorunlarına ilişkin telefon muhabbetleri… Yakın zamanlarda da oğlu sevgili yeğenim Doktor Murtaza Bey aracılığıyla devam eden irtibat… Nihayet acı haber ve ilahi gerçekle karşı karşıya gelişim: Rahmetlinin vefatı…

Sessiz, sakin, kolay kolay kızmayan, kızdığını belli etmeyen bir kişilik. Ağır ağır, tane tane konuşan; konuşurken taşı en güzel şekliyle gediğine koyan bir hatip. Az fakat öz konuşan, her cümlesi derin anlamlar içeren bir söz ustası. Birçok konuda beni ikna edip frenleyen gerçek bir kara gün dostu. Her yanından ağırlık, ağırbaşlılık fışkıran olgun insan. Vefakâr, cefakâr bir dost.

Evet, sevgili kardeşim Mahmut Bey! Demek bugüne kadarmış… Mekânın cennet olsun inşallah! Nur içinde yat. Rahat uyu. Rabb’im gani gani rahmet eylesin. Bu vesileyle bütün aile fertlerine taziyelerimi sunuyor, hepsine hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.„

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: