Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
28 Kasım 2014 Cuma, 10:49
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

Kader Âdil, Kul Zalim

Kader Âdil, Kul Zalim   Kader adil, kul zalimdir. Ama günümüzde bir takım haddini ve hududunu aşanlar yaptıkları zulümleri görmeden kaderi ve İlahî adaleti suçlarlar. Kaderi ikiye ayırmaktayız: İrademiz dışında olanlar, irademiz içinde olanlar. İrademiz dışında olanlardan elbette biz sorumlu olmayız. O noktada bizler kaderin mahkûmuyuz. İrademiz dahilinde cereyan edenlerden ise sorumluyuz. İstek ve arzumuzun […]

Kader Âdil, Kul Zalim

 

Kader adil, kul zalimdir. Ama günümüzde bir takım haddini ve hududunu aşanlar yaptıkları zulümleri görmeden kaderi ve İlahî adaleti suçlarlar.

Kaderi ikiye ayırmaktayız: İrademiz dışında olanlar, irademiz içinde olanlar.

İrademiz dışında olanlardan elbette biz sorumlu olmayız. O noktada bizler kaderin mahkûmuyuz. İrademiz dahilinde cereyan edenlerden ise sorumluyuz. İstek ve arzumuzun sorumlusuyuz. Kimseye bir suç yüklememiz mümkün olmaz. Fâili kendimiziz. Namaz kılmak, günahlardan uzak kalmak bizim irademizin içindeki olaylardır. Kılmazsak, günah işlersek kaderi sorumlu tutamayız. Çünkü kılmak, günahtan uzak kalmak kendi irademizin içindeki olaylardandır. Ama başımıza bir musibet gelmiş, yapmadığımız bir suçun faili gösterilmişiz, işlemediğimiz bir hatayı bize mal etmişler.. Böylece biz de suçlanmış, belki de mahkûm olmuş, musibete maruz kalmışız.

Burada iki durum var. Biri kaderin durumu. Biri de kaderin bu yazısını icra eden kulların durumu. Kader hükmünde hiç bir zaman zulmetmez. Ama kullar kaderin bu hükmünü işlemediğimiz bir suça dayandırıp, yapmadığımız bir hataya nisbet ederek icra ettiklerinden zalim olur, onlar da suçlu olurlar.

İşte bu noktada şu meşhur söz söylenir:

Kader âdil, kul zalim!…

Şimdi size arzedeceğimiz şu yaşanmış olay kul’un nasıl zalim, kaderin nasıl âdil olduğunu göstermesi bakımından ibretlidir.

Medresesinde kitap okurken sanki suç işlemiş gibi yakalanıp, öğrencileriyle birlikte hapse atılan Bir hoca efendi, maruz kaldıkları bu zulmün açıklamasını yapan bir konuyu hapishanede kitaptan okurken, şu satırlar mahkûmların dikkatini çeker:

-Hakim seni hırsızlıkla suçlar, hapse atar. Halbuki sen hırsız değilsin. Fakat kimse bilmez ki gizli bir hırsızlığın, saklı bir katlin var. İşte İlâhî kader seni o gizli çalman, katlin için mahkûm eder, adalet eder. Hakim ise yapmadığın suçtan dolayı hapse atar, zulmeder. Bu şekilde kader âdil, kul zalim olur.

Bu satırları dinleyen mahkûmlardan biri Hocaefendinin kulağına eğilir:

-Hocam der, okuduklarınız tümüyle doğrudur. Başımdan geçen bir olayı size arzedeyim de siz de görün kader nasıl adalet ediyor, kul ise ne türlü zalim oluyor. Başlar anlatmaya:

-Gençliğimde bir komşuyla kavga etmiş, kanlı bıçaklı olmuştuk. Sonra ben askere gittim. Bir tatilde gizlice kaçıp köyüme geldim, kavgalı olduğumuz adamı öldürüp kaçtım. Kimse bilmeden, yine bölüğüme katıldım. Kimse benim bu cinayeti işlediğimi aklına getirmedi. Askerdeydim çünkü.

Ama senelerden sonra bir yolculukta beni asker ve polis çevirdi, soyulurken öldürülen bir adamın suçlusu olduğumu söylediler. Ne kadar anlatmışsam da izah edemedim. Çünkü asıl suçlu benim hemen önümden kaçmış, bütün eşkali de bana benziyormuş. O adam kayboldu, ben mahkeme sonunda işte böyle 24 yıla mahkûm oldum. Böylece işlemediğim suçtan hüküm giydim. Ama kader işlediğim suçtan dolayı beni mahkûm etmiş anlaşılan. Siz bu satırları okuyunca anlamış oldum durumu…

Evet, kader bir kulun intikamını bir başka kul ile alır. Bilmeyen cahil, onu, kul kendi yaptı sanır.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: