Son Dakika
20 Eylül 2017 Çarşamba
04 Temmuz 2017 Salı, 09:12
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik mozcelik02@hotmail.com Tüm Yazılar

Kabir Hayatı

Kabir Hayatı   “Onlardan birine ölüm geldiği vakit: “Rabbim! Beni geri gönder. Umulur ki terk ettiğim o yerde ve hayatta salih ameller işlerim” der. Hayır! Bu onun söylediği (boş) bir sözdür. Onların arkalarında ise, yeniden dirilecekleri güne kadar bir (Berzah) hayatı vardır.” [1] -Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ise, “Kabir, Âhiret menzillerinin ilkidir”[2] -Peygamberimiz Dualarında sık sık […]

Kabir Hayatı

 

“Onlardan birine ölüm geldiği vakit: “Rabbim! Beni geri gönder. Umulur ki terk

ettiğim o yerde ve hayatta salih ameller işlerim” der. Hayır! Bu onun söylediği (boş) bir

sözdür. Onların arkalarında ise, yeniden dirilecekleri güne kadar bir (Berzah) hayatı

vardır.” [1]

-Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ise, “Kabir, Âhiret menzillerinin ilkidir”[2]

-Peygamberimiz Dualarında sık sık kabir fitnesinden ve azâbından Allâh’u Teâlâ’ya sığındığı gibi, bunu ashabına ve ümmetine de tavsiye etmiştir.[3]

-Kur’an-ı Kerim-de de kabir hayatı anlatılmaktadır.[4]

-Kabir azâbına delalet ettiği belirtilen bazı âyetler şöyle zikredilir:

“Ve Firavun’un ailesini azâbın en kötüsü sarıverdi. Ates! sabah-aksam ona arz

olunurlar.(Dünya durdukça azab böyle devam eder). Kıyâmet koptugu gün de:’Firavun

ailesini azâbın en çetinine sokun! (deriz).” [5]

-“Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun için dar, sıkıntılı bir geçim vardır.”[6]

Kurtubî, buradaki ‘dar geçimin’ kabir azâbı olduğudur.

Ashâbdan Ebû Saîd el-Hudrî ve Abdullâh b. Mesûd bu görüştedirler. Ebû Hureyre de (r.a.) bu konuda Peygamber Efendimiz’den merfu olarak şu hadisi nakletmiştir: ‘Kâfire kabri o kadar daralır ki, kaburga kemikleri birbirine geçer. İste bu, âyette geçen dar geçimdir.” [7]

-“Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, kabirleri (bile) ziyaret ettiniz.

(Ölülerinizin çokluğunu bile hesaba kattınız). Hayır (olmaz bu), yakında bileceksiniz!

(hatanızı).Yine hayır yakında bileceksiniz! (hatanızı) ” [8]

Zirr b. Hubeys’in Hz. Ali’den (r.a.) nakletmiş olduğu aşağıdaki rivayet, yukarda

kaydetmiş olduğumuz bu âyetin, kabir azâbıyla ilgili olduğunu ifade etmektedir:

“Biz, Tekâsür süresi nazil oluncaya kadar kabir azâbından şüphe içindeydik.” [9]

-Muhakkak ki, zalimlere bu azâbın dışında bir azâb daha vardır. Fakat onların

çoğu bilmezler. [10]

Taberî ve Kurtubî gibi âlimler, âyette kendisinden söz edilen azâbın, Âhiret

azâbının dışında kalan kabir azâbı olduğunu kaydetmektedirler. [11]

İlk dönem müfessirlerinden Katâde, bu konuda İbn Abbâs’tan bir rivayet nakletmiştir. Buna göre İbn Abbâs bu âyet hakkında: “Siz kabir azâbını Allâh’ın kitabında bu âyette

bulacaksınız” demiştir.[12]

-Kabir azâbı hakkında nâzil olduğu bildirilen, “Belki dönerler diye, onlara büyük azabdan önce daha küçük bir azâbı tattıracağız” [13]

-“Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular ve ateşe sokuldular, kendilerine de

Allâh’tan başka bir yardımcı bulamadılar.” [14]

Burada bahsedilen kimselerin, suda boğulmalarını müteakip ateşe sokulduklarının belirtilmesi, durumlarının Firavun’un adamlarının akıbetine benzediğini göstermektedir. [15]

Hadiste de onlarca kabir ve azabı ile ilgili hadisler bulunmaktadır.

Bunları başlıklar halinde zikredecek olursak;

-Kabir Azâbına Sebep Olan Fiillerle İlgili Rivayetler.

-Hayvanların Kabir Azâbını İşitmeleri İle İlgili Rivayetler

-Kabirde Azap Şekilleri İle İlgili Rivayetler

-Kabir Azâbından Kurtulanlar. Bunlar ise;

-Şehidler, Karın Ağrısından Ölenler, Mülk Sûresini Okuyanlar, Cuma Günü Ölenler.[16]

 

[1] Mü’minun 23/100.

[2] Hanbel, Ebû Abdillah, Ahmed b. Muhammed es-Seybâni, el-Müsned, Müessesetu Kurtuba, Mısır Trs., I, 63; Beyhâkî, Ahmed b. Hüseyin b. Ali b.Mûsâ

Ebu Bekir, et-Tirmizî, Ebû İsa Muhammed b. İsa, es-Sünen, tah. Ahmet Muhammet Sakir, Dâru İhyai’t-Turasi’l- Arabi, Beyrut, Trs., IV, 553; İbn Mâce, Muhammed b. Yezid Ebu Abdullah el-Kazvini, es-Sünen, tah. M. Fuad Abdu’l-Bâki, Dâru’l-Fikir, Beyrut Trs., II, 1426; İbn es-Sünenü’l-Kübra, tah. Muhammed Abdulkâdir Ata, Mektebetu Dâru’l-Bâz, Mekke 1994, IV, 56; Hâkim, Muhammed b. Abdillah Ebu Abdullah en-Nisâbûri, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn, tah.

Mustafa Abdulkadir Ata, Dâru’l-Kütübi’l-_lmiye, Beyrut 1990, I; 526; el-Makdîsî, Muhammed b. Abdulvâhid b. Ahmed, el-Ehâdîsu’l-Muhtâra,tah. Abdulmelik b. Abdullah b. Duheys, Mektebetu’n- Nahda el-Hadîse, Mekke 1410, I, 523-524; es-Suyûtî, Celâleddin b. Abdirrahmân, Serhu’s-Sudûr bi Serhi Hâli’l-Mevtâ ve’l-Kubûr, tah. Yusuf Ali el-Bedyûvî, Mektebetu Dâru’t-Turas-Dâru _bn Kesir, 2. Baskı,

Beyrut 1992, s. 212.

[3] Buhârî, Muhammed b. İsmail Ebu Abdillah, el-Câmiu’s-Sahîh, 3. Baskı, Dâru İbni Kesîr, Beyrut 1987,I, 463, V, 2341; Müslim, b. Haccac Ebu’l-Hüseyin el-Kuseyrî, el-Câmiu’s-Sahîh, tah. M. Fuad Abdulbâkî, Dâru İhyâi’t-Turâsi’l-Arabi, Beyrut Trs., I, 410-412, II, 621, 2050; Ebû Dâvûd, Süleyman b. Es’as es-Sicistâni, es-Sünen, Dâru’l-Fikir, Beyrut Trs., II, 90; et-Tirmizî, V, 566; en-Nesâî, es-Sünenu’l- Müctebâ, tah. Abdulfettah Ebû Gudde, 2. Baskı Mektebetu’l-Matbûâtu’l-İslâmiyye, Haleb Trs., III, 133-134.; İbn Hanbel, el-Müsned, I, 22.

[4] Kuranda kabir. Bkz. Abese 80/ 21; Tekâsür 102/ 2; Hacc 22/ 7; İnfitâr 82/ 9.

[5] Mü’min, 40 /45-46.

[6] Taha 20/ 125.

[7] Kurtûbî, el-Câmi, XI, 259.

[8] Tekâsür 102/ 1-4.

[9] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XXX, 284; Kurtûbî, el-Câmi, XX, 172-173; Yazır, Elmalılı Hamdi, Hak Dini Kurân Dili, Eser Yay. İstanbul 1979, IX, 6045.

 

[10] Tur 52/ 47.

[11] Taberî, Câmiul-Beyân, XXVII, 36-37; Kurtûbî, a.g.e., XVII, 78.

[12] Taberî, Câmiu’l-Beyân, XXVII, 36.

[13] Secde 32/ 21.

[14] Nuh 71/ 25.

[15] Kurtûbî, el-Câmi, c. 18, s. 311; Yazır, Hak Dini Kurân Dili, IX, 5378; Farklı görüşler için Bkz.Özdemir, a.g.m., s. 162.

[16] Geniş bilgi için bak.-SUYÛTÎ’NİN ŞERHU’S-SUDÛR Bİ ŞERHİ HÂLİ’L-MEVTÂ VE’L KUBÛR

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: