01 Aralık 2016 Perşembe, 08:06
Mehmet Özçelik
Mehmet Özçelik [email protected] Tüm Yazılar

İyi Bir Eğitim İçin Teklifler

İyi Bir Eğitim İçin Teklifler

 

Daha önceleri de yazmış, bakanlığa teklifte bulunmuştum. Şöyle ki;

Bu millet birden bire bozulmadı. Öğretmenlerin içerisinde bir çok pkk-lıların olduğu başbakan tarafından söylenmektedir.

Burada önce bunların tesbit edilmesi, eğer edilemiyorsa yaralı olan bu öğretmen neslinin, her ne kadar önemli bir kısmı ayrılsa, emekli olsa da- gene gizli de olsa, pkk taraftarı, maneviyatsız insanlar var.

Burada emekliliği cazib kılarak bunların ayrılmaları temin edilmeli.

Böylece aynı zamanda yeni nesiller içinde bir iş alanı oluşturulmuş olur.

Mesela,25 yılını doldurmuş olanlara emekli maaşları aldıkları maaş kadar olacak denilse belki bu durum cazib gelebilir.

Bu insanların akıl ve ruh dünyaları bozulmaktadır.

Teröristler böyle oluşmaktadır.

Evvelden, bir okul açan, bir hapishane kapatır, denirdi.

Şimdi ise, Bir okul açan, yanına bir de hapishane açsın.

Bir okul açan, birkaç darbeci de beraberinde getirir.

Hapishanelerde yer kalmadığından hafif cezalılar çıkarılıyor, ağır cezalılar alınıyor.

Toplumun bozulması eğitimle olduğu gibi, düzeltilmesi de yine eğitimle mümkündür.

Bu milletin fen ve bilim ile aklı, din ve maneviyat ile de kalbi doyurulmalıdır.

********************

Cumhuriyet hangi tartışmalarla kuruldu?

13-16 Kasım 1970 tarihli Yeni İstanbul gazetesindeki neşredilen belgesel haberde Kâzım Karabekir Paşa diyor ki;

“18 Temmuz 1923’te Ankara İstasyonundaki binada Teşkilat-ı Esasiye’nin “1924’te kabul edilen Cumhuriyet tarihinin ilk Anayasası” taslak görüşmelerinde Anayasada zikredilecek olan din maddesi üzerine konuşuyorduk. Ben içeriye girdiğim sırada Tevfik Rüştü Bey konuşuyordu;

“… Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım… Kimseden korkmam… Teşkilat-ı Esasiyemizde   dinimiz apaçık yazılmalıdır…” diyordu.

Bu sözleri duyunca şaşırdım ve söz aldım ve dedim ki;

“… Teşkilat-ı Esasiye’de dinimizin İslam olduğu apaçık yazılıdır. Rüştü Bey hangi kanaati haykıracaksın? Hangi dini yazdıracaksın?… Hıristiyanlığı mı?…

Soyadı Kanunu’ndan sonra “BOZKURT” lakabını alacak olan meşhur Türkçü Millî Eğitim Bakanı Mahmut Esat Bey söz aldı ve sert bir biçimde bana cevap verdi:

“… Evet Hıristiyanlığı… Çünkü İslam ilerlememize engeldir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve dünyada bize kimse ehemmiyet vermez…” dedi.

Fethi Bey söz alarak, bana gayet katı ve sert bir biçimde şunları söyledi;

“…Evet Karabekir, biz Türkler İslamlığı kabul ettiğimiz için böyle geride kaldık. Bunun için artık İslam’da kalmamamız lazım…”

Ben de bu sözleri sarf edenlere karşı aynı sertlikte cevap verip islamı savunurken oturumu idare eden Mustafa Kemal Paşa sözümü kesti ve dedi ki;

“…Müzakereler çok hararetlendi… Burada kesiyorum.”

Eğer bir mucize aranacaksa böyle bir rejim uygulamasında bu milletin bozulması değil, istenildiği gibi onca yaptırımlara rağmen bir türlü bozulmamış olmasıdır.

*********************

Eğitim ilk dört yılda mecburi olmalıdır.

Ondan sonrasında ise mecburi eğitim olmamalı, ikinci dörtte mesleki seçim yapılmalı, üçüncü dörtte de akademik ve bilimsel çalışmalar yapılmalıdır.

Bugün öğrencilere öğretilenlerin yüzde doksan beşi kullanılmamakta, gerekli olmamaktadır.

Öğrencilere başta ahlak ve terbiye esaslı, meslek eğitimi verilmelidir.

Topluma gerekli olan mesleklerle birlikte, ileriye dönük çalışmalar yaptırılmalıdır.

Mecburi eğitimde en çok da öğretmen ve öğrenci kaybetmektedir.

Bununla da kalınmayıp; okuma istekli olmayan üç- beş öğrenci koca sınıfı bitirmektedir.

Hiç olmazsa mecburi eğitim olmamakla istekli olanlar kurtulmuş olacak, öğretmen de eğitimin tadına varacaktır.

Şu durumda ne veren için ne de alan için eğitimin tadı kalmamıştır.

Hep diyorum, her gelen kaportayı ve görünümü değiştirmekte, yüz yıllık motor indirilip de reflekte edilmemektedir.

-Nitekim ben fizik tedavisi görmek için on gün boyunca sabah gittiğim okuldan öğle sonu 3,5 da dönmeme rağmen hiçbir zorlama olmaksızın, dinlenme ve yemek ihtiyacımı gidermem gerektiği halde, çıkışta ilk işim hastahaneye gitmek oluyordu.

Beni zorlayan yoktu. Ben tıpış tıpış belki de geçici rahatlamak için bunu yapıyordum.

Çünkü bunu bir ihtiyaç olarak görüyordum.

Öğrencide eğitime olan bu ihtiyacını hissetmeli ve de hissettirilmelidir.

Öğrenci zorla değil, isteyerek gelmesi sağlanmalıdır.

Dışardan koruyalım okula gitsin denilen gençler, diğerlerinin de kaybetmesine sebeb olmaktadırlar.

*********************

Eğitim öğlene kadar yapılmalı, öğleden sonra uygulama yapılmalı ve de öğretmenlere sorup öğrenecek veya hazırlanacak öğrenciler hazırlandırılmalıdır.

*5. Sınıfta başlayacak olan İngilizce ağırlıklı eğitimin yanına, Arapça ve uluslararası geçerli olan dillerde en azından mevzii yer ve bölgelerde eklenmelidir.

*Liselerde 13 ders öğrenciyi bıktırmakta ve dağıtarak ilgisiz kılmaktadır.

*Tüm sınıflarda yabancı dil öğretilmemelidir. Her okulda duruma göre İngilizce-arapça-vs dillerde lisans sınıfları açılmalıdır.

**********************

Okullarda en kıdemli ve seçilerek belirlenen bir öğretmen diğer meslektaşlarının tüm evrak-cd-dvd-broşür-dersi anlatmada gerekli olacak tüm bilgi ve belgeleri onlara ulaştırmada, destek olmada, işlerini görüp daha iyi ders anlatmalarını sağlamak üzere tüm alt yapısının oluşumunu sağlayacak bir Danışman öğretmen atanmalı.

Bunun kriterleri bir okulda yani imam hatipte en az on meslekçinin bulunması esas alınabilir. Yazılıları hazırlama, kısaca tüm konularda destek olacak bir rehber ve danışman öğretmen seçilebilir.

Gerekirse ikinci bir rehber öğretmen olarak çalışabilir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: