Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi
11 Mart 2015 Çarşamba, 09:30

İstiklal Marşı

İstiklal Marşı’mızın, ilk TBMM çatısı altında gözyaşları ve alkışlar arasında kabulünün 94. Yıldönümünü yaşıyoruz. 12 Mart 1921 , saat: 17.45 heyecan dorukta.

TBMM’nin açtığı ve yarışmayı kazanana 500 lira ödül verileceği ilan edilmişti. Yarışmaya katılan 700 küsur eser’in her birisi aslında birbirinden güzeldi, ama hiçbiri jüri heyetini tatmin edememiş olacak ki, gözler Burdur Mebusu Mehmed Akif Ersoy Bey’e çevrilmişti.

Ancak işin içinde 500 liralık ödül, Akif’in elini ayağını bağlıyordu. “Milli Marş”  parayla yazılır mı?” diyordu etrafındaki dostlarına…

Dönemin Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Hamdullah Suphi Tanrıöver’in gayretleriyle, 500 liralık ödülü almamak kaydıyla “İstiklal Marşı”nı yazmaya başlayan Akif, kendisine inananları, güvenenleri mahcup etmiyordu: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/ Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak/ O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;/ O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal! / Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? /Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,/ Hakkıdır, Hak’ka tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım./ hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım; /kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım; /Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,/Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var./ Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, / Medeniyet! Dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın! / Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın./ Doğacaktır sana vaadettiği günler Hak’kın; / Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme tanı!/ Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı. / Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır atanı; / Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?/ Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!/ Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî şudur ancak emeli; / Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli!/ Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, / Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım; / Her cerihamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,/ Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden naşım; / O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;/Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl! / Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal,/ Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; / Hakkıdır, Hak’ka tapan milletimin istiklâl!

Söz konusu yarışmaya katılanlar içinde “en başarılı” olarak değerlendirilen, ama “Milli Marş” olmaları yeterli bulunmayan şiirlerle, imanla dolu bir yüreğin haykırması olan Mehmet Akif Ersoy’un “İstiklal Marş”nı tekrar tekrar kıyaslayın isterseniz. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: