Son Dakika
24 Ağustos 2017 Perşembe
23 Ekim 2014 Perşembe, 07:01
Naif Karabatak
Naif Karabatak [email protected] Tüm Yazılar

İsterse Ballı Lokma Partisi Olsun

İsterse Ballı Lokma Partisi Olsun   17 Aralık operasyonundan önce “Partimiz darbelerle mücadele konusunda önemli atılımlar yapan bir partidir. AK Parti her anlamda demokrasinin teminatıdır.” diyen İdris Bal, parti kuruyormuş. İnanın bu habere çok güldüm. Elbette yasal süreci tamamlayan herkes parti kurabilir ama ilk kez bir parti kurulmasına bu kadar güldüğümü hatırlıyorum. Partinin ismi henüz […]

İsterse Ballı Lokma Partisi Olsun

 

17 Aralık operasyonundan önce “Partimiz darbelerle mücadele konusunda önemli atılımlar yapan bir partidir. AK Parti her anlamda demokrasinin teminatıdır.” diyen İdris Bal, parti kuruyormuş. İnanın bu habere çok güldüm.

Elbette yasal süreci tamamlayan herkes parti kurabilir ama ilk kez bir parti kurulmasına bu kadar güldüğümü hatırlıyorum.

Partinin ismi henüz Pennsylvania’dan gelmediği için sosyal medyada “Paralel Parti”, “Tuzluk Partisi” veya “Bal Partisi” şeklinde tiye almaları doğaldır.

Partinin isminin çok önemli olmadığı da böylece ortaya çıkmış oldu.

İsmi belirlerken, ne kadar düşünürlerse düşünsünler, ne kadar araştırma yaparlarsa yapsınlar, “halk arasında söyleneni” daha çok gündeme gelecek; Paralel Parti veya Tuzluk Partisi.

İsterse İdris Bal’ın kuracağı partinin adı Ballı Lokma Partisi olsun, ne kimseye bal verebilir, ne lokma.

Elbette bazılarının ağzına bir parmak bal çalacaktır, bazılarının yemeğinde tuz olacaktır, bazılarının paralel değil, bizzat partisi olacaktır.

Ama bu ülkedeki siyasete hiçbir etkisi olmayacaktır.

Son iki seçimde “oy verdikleri” partileri ve AK Partinin aldığı oyları değerlendirdiğinizde tuzlukçulara gidecek oy oranı, CHP’ye emanet bırakılan oylar olacaktır, başka da değil.

Emanet oylar üzerine parti kurulmaz.

Kurabilirsiniz elbet.

Ne partiler var, ne isimler var, ne tabelalar var; sadece kendilerinin baktığı ve kimsenin görmediği.

Parti, bir tabanı olan oluşum olmalı; bir hırsla, bir kinle, bir nefretle başlanılan oluşum olmamalı.

İdris Bal’ın “kurmakla görevlendirildiği” bu partinin, bu açıdan varlığı da önemli değil, yokluğu da…

Tıpkı isminin bir önemi olmayacağı gibi, kurulması da önemli olmayacak, kadrosunda muhtemel yer alacakların kimlikleri de…

Çünkü parti kurmak çok zor bir şey değil.

Birkaç evrak hazırlıyorsun ve dilekçeyle müracaat ediyorsun.

Basmakalıp tüzükler de hazır, içine biraz tuz serpip, biraz da bal çaldın mı tam size göre olur.

Kurucu üyelerin kimliklerinin fotokopisini de bitişikteki kırtasiyeden çektirmeyi unutmayın.

Parti tabelasını nereye asacağınızı düşünmediğinizi iyi biliyorum. Bunun için her ilde, hatta her ülkede yer var!

Diğer evrakları da dert etmeyin.

Bakın hükümet size kolaylık sağlıyor, ikametgâh ve savcılık belgesi için koşturmanıza gerek yok. Girin e-devlet’e, işi hızlandırın, tuzunuz kurumasın.

Genel başkan olup, büyük adam olacak aday da dilekçeye imzayı bir çalımla çaktı mı, sadece teslim etmek kalır.

Müracaat esnasında belki bütün gazetecileri tam tekmil bulamayabilirsiniz ama “paralel medya” Ulusal ve Halk TV’yle birlikte orada olacağından adım gibi eminim.

Kendi medyanıza kendi partiniz…

Kendi cemaatinize kendi partiniz…

İçinde halk yok.

Toplumu kucaklama lafları ise sadece bir balondan başka bir şey değil.

Millete darbeye kalkışarak, milleti kucakladığını söylemek sadece kendini kandırmaktır, başkasını değil.

İyisi mi ben de bir parti kurayım…

Genel başkan ben olurum…

Hanım ise genel başkan yardımcısı…

Üç çocuğumu da yönetime yazdık mı, bizim Aile Partisi bütün bir milleti kucaklamaya hazırdır…

Bazı insanlar kendi kendilerini mi kandırıyor, yoksa koca bir milleti aptal mı sanıyor bilmiyorum.

Elbette kimse İdris Bal’a neden parti kurduğunu sormuyor.

Ancak “bana parti kurma görevi verdiler” diye bar bar bağırarak, başkasının piyonu olarak parti kurulmaz.

Piyon olarak işe başlayan, kul köle olarak devam eder.

Sadece tuzluk olursun masada…

Meclise girme şansı olmadığı için meclis yemekhanesinde tuzluk olma şansı da bulamaz.

Derin yapılanmalarda “genel başkan” desinler diye bir tafra peşinde de olamaz, çünkü orada göreceği muamele “eleman” muamelesinden öte bir şey değildir.

Bizim elemanın partisi’, kimin umurunda…

 

Tweetimden seçmeler

Benim özgürlüğümü kısıtlayan ve benim haklarımı elimden alarak savunulan hiçbir özgürlük çağrısına kulak asmam. Özgürlük, herkese olmalı.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: