06 Haziran 2016 Pazartesi, 09:11
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya [email protected] Tüm Yazılar

İŞSİZLİK SORUNU YOK, İŞÇİ SORUNU VAR

İŞSİZLİK SORUNU YOK, İŞÇİ SORUNU VAR Adıyaman’da işsizlik sorunu maalesef gerçekleri yansıtmıyor. Bazılarının dillerine pelesenk ettikleri gibi işsizlik diye bir sorun bulunmuyor. Kimse kendini ve başkalarını kandırmasın. Çarşı- pazarı gezdiğinizde her iki mağazadan birisinin vitrininde yazılan işçi- eleman alımı duyuruları bunun en belirgin kanıtıdır. Bütün tekstil fabrikaları eleman ihtiyaçlarını karşılamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Aylardır aynı vitrinlerde […]

İŞSİZLİK SORUNU YOK, İŞÇİ SORUNU VAR

Adıyaman’da işsizlik sorunu maalesef gerçekleri yansıtmıyor. Bazılarının dillerine pelesenk ettikleri gibi işsizlik diye bir sorun bulunmuyor. Kimse kendini ve başkalarını kandırmasın.

Çarşı- pazarı gezdiğinizde her iki mağazadan birisinin vitrininde yazılan işçi- eleman alımı duyuruları bunun en belirgin kanıtıdır. Bütün tekstil fabrikaları eleman ihtiyaçlarını karşılamamanın sıkıntısını yaşıyorlar.

Aylardır aynı vitrinlerde asılı duran işçi-eleman alımı duyuru ve reklamları maalesef karşılık görmemekte ve özel sektör eleman ihtiyacını karşılamamaktadır.

İş çok, işçi bulmak zor. Nedeni ise herkes adamına göre iş arıyor. Kimse işe göre adam olma derdinde değil. Kalifiye eleman bulmak çok zor, hatta imkânsız.

Hiçbir meslek sahibi olmayan, hiçbir sanatı bilmeyen, hiçbir marifete sahip olmayan, bilgi ve beceriden yoksun olan herkes, ya devletten iş bekliyor, ya da özel sektör de olsa masa başında oturup müzik dinleyecek yüksek ücretli bir iş istiyor.

Bir zamanlar iktidarları töhmet altında bırakıp, sitemlerimizi sokağa taşıyarak her il’e üniversite istedik. Devlet veya özel sektör 81 il’e yaklaşık 200 üniversite açtı. Her kes üniversiteli oldu, ama bilgi, bikrim sahibi olmadı.

Şimdi üniversite’den mezun olan her kes devlet’ten iş bekliyor. Bunun doğa’nın kanunlarına aykırı olduğunu bile bile yine de her kes devlet’e sitem ediyor. İş ve aş bulmasını istiyor. Oysa yaşadığımız dünyada böyle bir kural yok.

Hem kel hem fodul bir milletiz. Hem iş yok diyoruz, hem de iş beğenmiyoruz. Her kes hem rahat, hem kolay hem de ücreti bol yan gelip yatacak iş istiyor. Bu da maalesef doğanın kanunlarına aykırı bir temennidir.

Bir de madalyonun bir başka yüzü var. AK parti iktidarının bu millete en büyük kötülüğü her kese maaş bağlaması oldu(!) Kel, kör, sağır, topal, ahraz, dul yetim her kes hem kendisi maaş alıyor, hem de bakıcısı maaş alıyor. Hizmet sektörü,çalışma, alın teri, göz nuru ile toplumu ayakta tutan üretim işleri Allah’a emanet.

Şimdi biliyorum iktidar kanadının bazı mensupları bize kızacaklar ama ne yazık ki gerçek bu… Aslında  AK parti doğrusunu yaptı ve yapıyor. Bunu biz de çok iyi biliyoruz. Sosyal devlet olmanın gereğini yıllardır beklediğimiz hiçbir iktidar yapmadı. Hayallerimiz hep rüyalarımızda kaldı.

Fakat AK parti bu rüyamızı gerçekleştirmekle en doğrusunu yaptı, ancak biz millet olarak bunu kaldıramadık. Bu gömlek bu bedene bol geldi. Nasıl olsa bir eve iki üç tane ayrı maaş  giriyor. Öyleyse diğerleri yan gelsin yatsın. İşte işin sakat yönü bu düşünce. Demek ki kaldıramadık ve bu uygulamaya hazır değiliz. Kimse iş ve maaş beğenmiyor.

İktidarın milletvekilleri, Belediye Başkanı, memlekete hizmet getirmek, temel sorunları çözmek yerine gece gündüz iş için , kadro için, tayin için arayan vatandaşların sıkıntısını yaşıyorlar.

Hiç AK parti’ye oy vermedikleri halde, yedi sülalesi Ak parti’ye düşman olduğu halde işsiz bay’lar bayan’lar tilki kurnazlığıyla AK parti’nin merdivenlerini aşındırıyorlar. Önce parti’nin ya gençlik kollarına veya Kadın Kollarına, ya ilçe ya da il yönetimine girme başarısını elde ediyorlar. Sonra da kadro için Vekillerle pazarlığa oturuyorlar. Çünkü onlar artık kulislerin efendileridir. Parti yönetim kadrolarını aynı aile veya akrabalar ya da yandaşlar işgal ediyor.

Köprüden geçinceye kadar AK parti’li olan zevat, muradına erince sen kendi yoluna ben kendi yoluma. İşin şeytani boyutunu becerenler malı götürüyor, gariban dürüst , film fırıldak çevirmeyi düşünmeyen izzetli, şerefli insanlar Medine fukarası gibi kıyıda, köşede beklemeye, ya sabır çekmeye devam…

İş-Kur kanalıyla istihdam için alınan işçiler, çeşitli kurumlarda görevlendiriliyorlar. Ama ne yazık ki bir işçinin yapabileceği işe beş işçi görevlendiriliyor.  Amaç iş yapmak değil, verim elde etmek değil, maaş vermek. Böylece ağızlarına sus payı verilmiş oluyor.

Belediyede, Park ve bahçelerde ya da ormanda görevlendirilen bir sürü elemanın tamamen bankamatik memuru olarak görev yaptıklarını bu memlekette bilmeyen yok .Ama bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın sakat düşüncesi bu toplumu  bitiriyor.  Bu devlete yazık oluyor. Hem de çok yazık. At izinin it izine karıştığı bir il’de yaşıyoruz.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: