Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
20 Haziran 2016 Pazartesi, 09:30
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

İSLAMCILIK VE ÖZGÜNLÜK

İSLAMCILIK VE ÖZGÜNLÜK Uzun süredir İslamcılık üzerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmelerin bir kısmı sadece gündemde bir meseledir diye yazılmış olarak değerlendirilse de bir kısım değerlendirmelerde de istifade edilebilir değiniler ve analizler bulunmaktadır. Bunları tek tek dile getirme yerine bir konuda birkaç argüman üzerinden gitme daha faydalı olur kanaatimce. Bir defa bu konuda dile getirilen […]

İSLAMCILIK VE ÖZGÜNLÜK

Uzun süredir İslamcılık üzerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor. Bu değerlendirmelerin bir kısmı sadece gündemde bir meseledir diye yazılmış olarak değerlendirilse de bir kısım değerlendirmelerde de istifade edilebilir değiniler ve analizler bulunmaktadır.

Bunları tek tek dile getirme yerine bir konuda birkaç argüman üzerinden gitme daha faydalı olur kanaatimce.

Bir defa bu konuda dile getirilen “İslamcılık bir tepki hareketidir” şeklindeki bir değerlendirmeden haberdar olmamız gerekiyor.

  1. yüzyıldan itibaren Ortadoğu coğrafyasında meydana gelen bir kısım siyasal hareketlerin sebebi doğal olarak Batı dünyasındaki müdahale sonucudur. Batı dünyası Doğu dünyasını farklı şekillerde de olsa etki altına alıp yönetmeye talip oldu. Bunu, orayı normalleştirmeden tutalım çıkarımından Batı, Doğuyu sömürdü çıkarımına kadar bir sürü veri bulabiliriz.

Batının doğu üzerindeki tahakküm kurma anlayışı Doğu dünyasında endişe ve karşı çıkış şeklinde bir forma döndü. Bu forum yer yer batıya karşı kendi coğrafyasını savunma üzeri bir içeriğe sahip olsa da daha çok kültürel alan ile ilgiliydi.

Bu kültürel alan coğrafyanın derdi ile ilgilenen bir kısım mütefekkirlerin yaklaşımları ile derli toplu bir düşünceye dönüşmeye başladı.

Kaderci bir anlayıştan  kendisi olabilme ve kendi ayakları üzerinde durabilme şeklinde bir düşünce idi bu.

Çok farklı coğrafyada farklı alim ve aydınların zenginlik kattığı düşünceye katkı sunanların sayısı artırılmakla beraber  başında Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh ve  Reşit Rıza gelir. Aydın vasfı ve iki medeniyet dünyasını da iyi bile aydınların Batı tasallutuna karşı duruşu daha sonraları rahmetli İkbal’in “xodi” diyeceği kendini bilme ve kendin olma düşüncesi idi.

Bu düşünce aynı zamanda özgünlük gerektiriyordu. Sıradan formların dışında bir alan kendisine arıyordu. Hatalar bizim, doğrular Allah’ındır şeklinde kendilerine yol çizen anlayışın İslamcılık olarak isimlendirme sebebi İslam’ın kendisinin hatalardan beri olduğu içindi. İslamcılıkta alandaki hata kişilerin idi.

İşte bu hatalar, süreç içerisinde özgünlük bırakıldığında kendisini sürekli gösterdi. İslamcılık kendi mecrasında çıktığında kimi zaman eleştirel bir bakıştan dolayı kendisini toparlayabildi, kendisini eleştiriye kapattığı zaman başka bir şeye döndü.

Özgünlük bir düşüncenin kendisini ifade edebilmesi için kendi ayakları üzerinde durmasını da gerektiriyordu. Başka kuruma her meyil edildiğinde kendisinden uzaklaştı. Kimi zaman devletler ile aynı topbaya girip farklı sosyal olay ve duruşlardan devletlerin tavırları gösterildi.

Başta her ne kadar batı karşıtı bir duruştan doğdu ise de sonraları insan odaklı bir alana yol aldı. İnsan odaklı yolda insanı ve toplumu inşa etmeye kendini mükellef gördü fakat insanın inşasını bırakıp sistem inşasına soyulduğunda kendi anlamının dışına çıktı. Eli mahkûm oldu, kendini ifade yollarında sıkıntı yaşadı. Karşılıklı menfaat ilişkileri saf olan düşünceyi bozdu. Kul ve inşa eksenli olmaktan pragmatik gündelik siyasal okumalar ile her durum yorumlandı. Eleştiriye kapı kapatıldı.

Oysa İslamcılık düşüncesini değerli kılan kendi duruşu idi. Bu duruş farklılığı bir zenginlik olarak görür ve eleştiride kendine pay çıkarırdı.

Belki de merhum İkbal’in dediği gibi bir “xodi” tekrardan gerekiyor.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: